1 Temmuz itibariyle Türkiye İstanbul Sözleşmesi’nden çıktı. Edirne Kadın platformu tarafından kentte bulunan çilingirler çarşısı mevkiinde eylem düzenlendi. Kadınlar İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının yanlış olduğunu savunurken, buna kaldırdıkları dövizlerle tepki gösterdi. Edirne Kadın Platformu adına basın açıklamasını okuyan Benay Gürsel şu ifadeleri kullandı; “2011 yılında imzalanan ve 2014 yılında TBMM onayıyla yürürlüğe giren 'İstanbul Sözleşmesi' ismiyle anılan "Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi"nin bir gece Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile feshedildiği açıklandı. Bir uluslararası sözleşme hangi usulle yürürlüğe girdiyse aynı biçimde yürürlükten kaldırılabilir. TBMM devre dışı bırakılarak, anayasa hiçe sayılarak oluşturulan kararname ile iktidarın kadın düşmanlığı ve sivil darbe uygulamaları devam ediyor. İstanbul Sözleşmesi kadınların ve LGBTİ+ların her türlü şiddet ve ayrımcılıktan korunması, kadınlarla erkekler arasında eşitliğin yaygınlaştırılması, bu amaçlar için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlanması ve uluslararası iş birliğinin yaygınlaştırılmasını sağladığı için uzun süredir iktidarın hedefindedir. İstanbul Sözleşmesi 'toplumsal cinsiyet eşitliği' ilkesine dayandığı için sürekli olarak AKP'nin hedefi haline getirilmiştir.
Kadın cinayetlerinin artarak devam ettiği bu süreçte iptal edilen İstanbul Sözleşmesi yürürlükte olduğu 2014 yılından bu yana etkili bir biçimde uygulanabilseydi eğer katledilmiş pek çok kadın LGBTİ+, çocuk, yani insan bugün yaşıyor olacaktı. Bu koşullarda sözleşmesinin iptali daha çok kadının erkekler tarafından korkusuzca katledilmesi anlamına geliyor.
İstanbul Sözleşmesi'nin siyasal iktidar ve iktidarla aynı ideolojiden beslenen gerici çevrelerce hedef alınmasının nedeni sözleşmenin toplumsal cinsiyet eşitliğini temel almasıdır. Kadınları değil erkek egemen aileyi korumayı önceleyen, şiddeti değil boşanmayı engellemeyi amaç edinen iktidarın cinsiyetçi saldırılarının hedefi, kadınları kamusal alanlardan çekip eve hapsetmek, 'tek'çi, gerici ideolojisini kadınların yaşamı üzerinde kurduğu denetimle tüm topluma yaymaktır.
Bahsedildiği gibi erkek egemen aileyi parçalayan İstanbul Sözleşmesi ve sözleşmeyi savunanlar değil, erkek şiddeti ve bu şiddeti önlemek için oluşturulan sözleşmenin gereklerini yerine getirmeyenlerdir. İstanbul Sözleşmesi'nin nefret diliyle beslenen ırkçı, gerici kesimlerce hedef alınmasının nedeni sözleşmenin ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, medeni hal, göçmenlik statüsü gibi nedenlerle hiçbir kesimin ayrımcılığa uğramamasını temin etmesidir.
Biz kadınlar ve LGBTİ+lar olarak yaşamlarımızdan, haklarımızdan eşit ve özgür yaşam mücadelemizden vazgeçmeyeceğimizi buradan bir kez daha haykırıyoruz. Herkesi evde, işte, sokakta yaşamlarımızı kuşat şiddete karşı yükselen kadın isyanını sahiplenmeye, iktidarı ise İstanbul Sözleşmesi'ni iptal etmek yerin gereklerini yerine getirmeye çağırıyoruz.” İfadelerini kullandı. (Haber-Fotoğraf: Ali KARAMAN)
Kadın cinayetlerinin artarak devam ettiği bu süreçte iptal edilen İstanbul Sözleşmesi yürürlükte olduğu 2014 yılından bu yana etkili bir biçimde uygulanabilseydi eğer katledilmiş pek çok kadın LGBTİ+, çocuk, yani insan bugün yaşıyor olacaktı. Bu koşullarda sözleşmesinin iptali daha çok kadının erkekler tarafından korkusuzca katledilmesi anlamına geliyor.
İstanbul Sözleşmesi'nin siyasal iktidar ve iktidarla aynı ideolojiden beslenen gerici çevrelerce hedef alınmasının nedeni sözleşmenin toplumsal cinsiyet eşitliğini temel almasıdır. Kadınları değil erkek egemen aileyi korumayı önceleyen, şiddeti değil boşanmayı engellemeyi amaç edinen iktidarın cinsiyetçi saldırılarının hedefi, kadınları kamusal alanlardan çekip eve hapsetmek, 'tek'çi, gerici ideolojisini kadınların yaşamı üzerinde kurduğu denetimle tüm topluma yaymaktır.
Bahsedildiği gibi erkek egemen aileyi parçalayan İstanbul Sözleşmesi ve sözleşmeyi savunanlar değil, erkek şiddeti ve bu şiddeti önlemek için oluşturulan sözleşmenin gereklerini yerine getirmeyenlerdir. İstanbul Sözleşmesi'nin nefret diliyle beslenen ırkçı, gerici kesimlerce hedef alınmasının nedeni sözleşmenin ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, medeni hal, göçmenlik statüsü gibi nedenlerle hiçbir kesimin ayrımcılığa uğramamasını temin etmesidir.
Biz kadınlar ve LGBTİ+lar olarak yaşamlarımızdan, haklarımızdan eşit ve özgür yaşam mücadelemizden vazgeçmeyeceğimizi buradan bir kez daha haykırıyoruz. Herkesi evde, işte, sokakta yaşamlarımızı kuşat şiddete karşı yükselen kadın isyanını sahiplenmeye, iktidarı ise İstanbul Sözleşmesi'ni iptal etmek yerin gereklerini yerine getirmeye çağırıyoruz.” İfadelerini kullandı. (Haber-Fotoğraf: Ali KARAMAN)





