Edirne Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle Saraçlar Caddesi'nde bir araya gelerek paltform adına basın açıklamasını Kezban Demir okudu. Türkiye Dünya'da kadın işsizlik oranının en yüksek olduğunu, kadın istihdamının en düşük olduğu ülkelerden birinin olduğunu belirten Demir, Kayıt dışı işlerde, güvencesiz ve düşük ücretlerle istihdam edildiklerini ifade etti. Ev ve bakım işlerini aksatmamaları için esnek çalışmanın olması gerektiğini belirten Demir, 8 Mart günü kadınların ücretli izinli sayılması için yasal düzenleme yapılması gerektiğini dile getirdi.
Ataerkil ayrımcılığın derinleşerek artmaya devam ettiğini ifade eden Demir, “8 Mart 1857'de New York'ta dokuma fabrikasında binlerce kadın düşük ücretleri, 16 saati bulan çalışma süresi, insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için greve gitti. Polisin fabrika yönetiminin desteğiyle işçilere saldırması ve işçileri fabrikaya kilitlemesinin ardından çıkan yangında 129 kadın işçi can verdi. 1910'da 2. Enternasyonal'de ClaraZetkin'in önerisiyle 8 Mart’ın New York'ta yaşamını kaybedenlerin anısına "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılması önerisi oybirliğiyle kabul edildi. Aradan 165 yıl geçti, patriyarkanın kadının emeği, bedeni, kimliği üzerindeki el koyma, şiddet ve baskısı azalmadı. Ataerkil kapitalist sistemin yarattığı eşitsizlik, ayrımcılık ve sömürü derinleşti.” Dedi.
Bölgeyi istikrarsızlaştıran politikalardan kadınların çok fazla etkilendiğini dile getiren Demir, “Afganistan, Irak, Suriye, Kuzey Afrika'da ve bugün de Ukrayna’da yürütülen bölgeyi istikrarsızlaştıran ve halklar arası savaşa sürükleyen politikalardan en çok kadınlar etkileniyor. Savaşta canlarımızı kaybediyor, yerimizden yurdumuzdan ediliyor mürtecileştiriliyoruz. Gittiğimiz ülkelerde ayrımcılığa uğruyor, ucuz iş gücü olarak görülüyoruz. Savaştan en çok etkilenenler olarak barışın kadınların sözünün etkin olmasıyla mümkün olacağını söyledik, bunun mücadelesini verdik, veriyoruz. Erkek aklının eseri olan savaşa karşı kadın eliyle barışı inşa etme mücadelemizi en zor şartlarda dahi yaptık, yapmaya devam edeceğiz.Hakkımız olanı ancak sesimizi yükselterek; evde, işte, okulda ve yaşadığımız her yerde mücadeleyi ve dayanışmayı büyütürsek kazanacağımızı biliyoruz.” Dedi.
Alanlarda olmalarının birçok sebebi olduğunu belirten Demir, "8 Mart’ta tüm çalışan kadınların ücretli izinli sayılması için yasal düzenleme yapılması için,ILO’nun 190 sayılı şiddet ve tacizin önlenmesi sözleşmesi imzalanması, kadınlara ve LGBTİ + lara uygulanan ayrımcılık, şiddet, taciz, mobbingin son bulması, cinsiyet eşitliğinin sağlandığı bir çalışma yaşamı ve ortamı sağlanması için. İş ve aile yaşamını uyumlaştırma politikaları kapmasında, ev ve bakım yükümlülüklerini kadına yükleyen bir anlayışla kadınlar için kurgulanan esnek, yarı zamanlı çalışma biçimleri terk edilmesi için. Eşdeğer işe eşdeğer ücret politikası esas alınması, parçalı istihdam politikalarından vazgeçilmesi, güvenceli çalışmanın esas alınması için. Üniversiteli kadınları kendi ideal kalıplarına sokmak içinalanlardayız.” İfadelerine yer verdi.(Haber Merkezi)
Ataerkil ayrımcılığın derinleşerek artmaya devam ettiğini ifade eden Demir, “8 Mart 1857'de New York'ta dokuma fabrikasında binlerce kadın düşük ücretleri, 16 saati bulan çalışma süresi, insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için greve gitti. Polisin fabrika yönetiminin desteğiyle işçilere saldırması ve işçileri fabrikaya kilitlemesinin ardından çıkan yangında 129 kadın işçi can verdi. 1910'da 2. Enternasyonal'de ClaraZetkin'in önerisiyle 8 Mart’ın New York'ta yaşamını kaybedenlerin anısına "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılması önerisi oybirliğiyle kabul edildi. Aradan 165 yıl geçti, patriyarkanın kadının emeği, bedeni, kimliği üzerindeki el koyma, şiddet ve baskısı azalmadı. Ataerkil kapitalist sistemin yarattığı eşitsizlik, ayrımcılık ve sömürü derinleşti.” Dedi.
Bölgeyi istikrarsızlaştıran politikalardan kadınların çok fazla etkilendiğini dile getiren Demir, “Afganistan, Irak, Suriye, Kuzey Afrika'da ve bugün de Ukrayna’da yürütülen bölgeyi istikrarsızlaştıran ve halklar arası savaşa sürükleyen politikalardan en çok kadınlar etkileniyor. Savaşta canlarımızı kaybediyor, yerimizden yurdumuzdan ediliyor mürtecileştiriliyoruz. Gittiğimiz ülkelerde ayrımcılığa uğruyor, ucuz iş gücü olarak görülüyoruz. Savaştan en çok etkilenenler olarak barışın kadınların sözünün etkin olmasıyla mümkün olacağını söyledik, bunun mücadelesini verdik, veriyoruz. Erkek aklının eseri olan savaşa karşı kadın eliyle barışı inşa etme mücadelemizi en zor şartlarda dahi yaptık, yapmaya devam edeceğiz.Hakkımız olanı ancak sesimizi yükselterek; evde, işte, okulda ve yaşadığımız her yerde mücadeleyi ve dayanışmayı büyütürsek kazanacağımızı biliyoruz.” Dedi.
Alanlarda olmalarının birçok sebebi olduğunu belirten Demir, "8 Mart’ta tüm çalışan kadınların ücretli izinli sayılması için yasal düzenleme yapılması için,ILO’nun 190 sayılı şiddet ve tacizin önlenmesi sözleşmesi imzalanması, kadınlara ve LGBTİ + lara uygulanan ayrımcılık, şiddet, taciz, mobbingin son bulması, cinsiyet eşitliğinin sağlandığı bir çalışma yaşamı ve ortamı sağlanması için. İş ve aile yaşamını uyumlaştırma politikaları kapmasında, ev ve bakım yükümlülüklerini kadına yükleyen bir anlayışla kadınlar için kurgulanan esnek, yarı zamanlı çalışma biçimleri terk edilmesi için. Eşdeğer işe eşdeğer ücret politikası esas alınması, parçalı istihdam politikalarından vazgeçilmesi, güvenceli çalışmanın esas alınması için. Üniversiteli kadınları kendi ideal kalıplarına sokmak içinalanlardayız.” İfadelerine yer verdi.(Haber Merkezi)





