https://www.instagram.com/serkankamaci/
Serkan Kamacı / Ney Sanatkarı, Kültür ve Turizm Bakanlığı
Efendim,
Bazı şahsiyetler vardır ki, onları alelâde kelimelerle tarif etmeye kalkışmak hüner değil, olsa olsa lisanın çaresizliğidir. Aşağı yukarı yirmi beş yıldır yakından tanımakla, sohbetiyle müşerref olmakla bahtiyar olduğum Dr. Timuçin Çevikoğlu Hoca’mız da işte bu müstesna mûsıkîşinaslarımızdan biridir. Kendisi, Türk mûsıkîsinin nazariyatına ve icrâsına son derece vâkıf olmanın fevkinde; irfan sahibi üslûbu ve engin gönlüyle günümüzde mûsıkî ahlâkının canlı bir timsali haline gelmiştir.
Husûsiyle ifade etmek îcap eder ki; Timuçin Hoca’mızın Türk mûsıkîsi nazariyatındaki derinliği, icrasındaki asâlet ve hepsinden öte dinî mûsıkîmiz, özellikle de Mevlevî mûsıkîsi hususundaki engin bilgisi ve vukûfiyeti her türlü takdirin üzerindedir. Meselâ Abdu'l-Bâkî Nâsır Dede’nin o muazzam Acembûselik Mevlevî Âyîni gibi mûsikî tarihimizin en çetin, en âbidevî eserlerinin ruhuna ve usûlüne nüfûz edebilmek; ancak sarsılmaz bir liyâkat, derin bir vukûfiyet ve çetin bir emekle harmanlanmış müstesna sanatkârlara nasip olacak bir mertebedir.
Bizim mûsıkîmiz sırf nota yahut sedadan ibâret değildir; bir terbiyedir, bir hâldir. Timuçin Hoca’mızın çeyrek asırdır şahit olduğum bu sanata hizmeti ve gayreti, her türlü pâyenin fevkindedir.
Zihnimi yokladığımda, kendisiyle alâkalı hiç unutamadığım ve bende derin izler bırakan hatıralar canlanır:
Henüz konservatuvar imtihanının o ilk anlarında, Segâh Peşrevi’ni icra etmeye başladıktan henüz on saniye sonra beni durdurmuşlar, neyi kimden öğrendiğimi ve hocalarımı sormuşlardı. Jüride kıymetli neyzen Yavuz Akalın Hoca’mızın da bulunduğu o imtihanda, verdiğim cevap üzerine Timuçin Hoca’mız bu fakire dönerek: "Serkancım, başka bir okulu kazandıysan lütfen gitme; senin gibi talebelere okulumuzun ihtiyacı var!" diyerek daha ilk günden bendenizi yüceltmiş, gönlümü fethetmişti.
Konservatuvar yıllarımda, dinî mûsıkîmiz hakkında henüz yolun başında bîhaber iken elimden tutup bana o umman gibi mûsıkî dünyasının kapılarını açan yine o olmuştu. Kadîm kültürümüzde, o mübarek Mevlevîhânelerde ve dergâhlarda bir neyzenin nasıl yetiştiğini, Mevlevîlik yolundaki çilenin hikmetini ve bu nezâhetin günümüzde nasıl yaşatıldığını bize muazzam menkıbe ve hikâyelerle idrak ettiren yine kendisidir. Mevlevî mûsıkîşinaslarının nasıl bir ahlâkla piştiğini, dinî mûsıkîmiz ve özellikle Mevlevî mûsıkîsi icrasındaki erkânın ve ritüellerin remizlerini, sırlarını, sikke ve hırkanın ne mânâya geldiğini ben hep onun rahle-i tedrisinde öğrendim. Hatta hiç unutmam; bu yola adım attığım o yıllarda, üstümüzdeki o mübarek sikke ve hırkamızı dahi bizzat Timuçin Hoca’mız, geleneğin en büyük ustalarından Celâleddin Berberoğlu Hoca’mıza bizim için özel olarak sipariş etmiş, bizleri o kisveyle şereflendirmişti.
Daha talebelik yıllarımda onun riyâsetinde farklı şehirlerde birlikte sayısız Mevlevî mûsıkîsi icra etmek nasip oldu ki, bu fakir için ömrün en büyük bahtiyarlıklarından biridir.
Timuçin Hoca’mız, mûsıkîdeki o sarsılmaz ciddiyetinin yanında, fevkalâde latifeci ve nüktedan bir şahsiyettir. Talebelik yıllarımda benden beklediği o yüksek performansı göremediği zamanlarda, o tatlı nükteci üslûbuyla yüzüme bakıp "Serkancım, okulumuzdan memnun musun?" diye sorardı. Ben "Evet Hoca’m" dediğimde ise, "Peki biz senden memnun muyuz?" diyerek beni hem hafifçe iğneler hem de benden beklentisinin ne kadar yüksek olduğunu zihnime kazırdı.
Bir konservatuvar talebesi için rüya sayılabilecek o altın yıllarda, unutulması imkânsız ne güzellikler yaşadık... Düşününüz bir kere; mûsıkî tarihimizin âbidesi Kâni Karaca Hoca’mız ile aynı sahneyi paylaşmak, onun o davûdî sesiyle meşhur Rast Naat-ı Şerîf’i okuyuşunu dinleyerek birlikte dinî mûsıkîmiz ve Mevlevî mûsıkîsi icra etmek... Keza henüz öğrenciyken Yavuz Akalın, Kâşif Demiröz ve Cevdet Yıldız gibi mûsıkîmizin çınarlarıyla aynı halkada yer almak... Nitekim ilerleyen yıllarda Neyler-Defler Topluluğunu kurduğumda, Yavuz Akalın ağabeyimle birlikte şehir şehir dolaşıp verdiğimiz sayısız konserin, gerçekleştirdiğimiz mûsikî hizmetlerinin esas vesilesi ve mimarı yine Timuçin Çevikoğlu Hoca’mızdır.
Hayatım boyunca bana sadece hocalık değil; ağabeylik ve gönül dostluğu yapmış, her zaman "Senden çok büyük başarılar bekliyorum ve yapacağına inanıyorum" diyerek yolumu aydınlatmıştır. Bugün ben de onun o güzel gönlüne, rehberliğine lâyık olmaya; o edebî, ritüelleri ve Hz. Mevlânâ Efendimizin Mesnevî-i Şerîf’te buyurduklarını hayatıma tatbik etmeye gayret ediyorum.
Son olarak ifade etmek isterim ki; Timuçin Çevikoğlu Hoca’mız sadece büyük bir icracı değil, aynı zamanda mûsıkîmize sayısız eser kazandırmış müstesna bir bestekâr, telif ettiği kitaplar, dinî mûsıkîmiz ve özellikle Mevlevî mûsıkîsi üzerine hazırladığı akademik tez çalışmalarıyla kütüphanelerimizi zenginleştirmiş muazzam bir yazardır. Ülkemizde pek çok kıymetli konservatuvarın kuruculuğunu üstlenmiş; yetiştirdiği sayısız talebeyi bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı ile TRT gibi güzîde kurumlarımıza kazandırarak mûsıkîmizin geleceğini inşa etmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığımız çatısı altında yürüttüğü bu muazzam hizmetlerle mûsıkîmize ömrünü adamış emsalsiz bir hoca ve kültür bânîsidir.
Sanat hayatımın başından bu ana kadar muhabbetini üzerimden eksik etmeyen, gittiği her mecliste adımızı yâd ederek bizleri yücelten değerli Hoca’mıza şükranlarımı sunuyorum.
Cenâb-ı Hak kendisinden razı olsun, makamını âlî, ömrünü bereketli eylesin...


