TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Edirne İl Temsilciliği Süzme yaptığı açıklamada, insanların vazgeçilmez gereksinimi olan gıda ve suya ulaşmasını, bunları güvenilir olmasını sağlamanın devletlerin temel görevlerinden olduğunu söyledi.
Süzme, insanların dini, dili, rengi, cinsiyeti ve milliyeti ne olursa olsun aktif ve sağlıklı bir yaşam için gereksinim duyduğu yeterli, sağlıklı, güvenilir ve besleyici gıdaya, ayrıca tüketim ve kullanım amaçlı suya fiziksel ve ekonomik bakımdan sürekli erişebilmesi gerektiğini ifade etti. Gıda güvencesinin sağlanması bir insan hakkı olarak kabul edildiğinin altını çizen Süzme, "Ancak; küreselleşen dünya düzeninde tarım ve gıda ürünleri ile su ticari birer meta olarak görülüp serbest piyasa koşullarına terk edildiklerinden insanların gıda ve suya yeterince ulaştıklarını iddia etmek mümkün olmamaktadır. Gıdaya erişim ve gıda hakkı konusunda yaşanan sorunlar, afetlerdeki kırılganlıklar gibi konularda sorunun çözümüne yönelik olarak kuşkusuz bilimin çok önemli bir rolü vardır ancak atılması gereken en önemli adımlar politik olacaktır. İşte bu nedenledir ki, tarım ve gıda sisteminin tüm paydaşlar ile etkin iletişim içinde gözden geçirilmesi ve yeniden kurgulanması kaçınılmazdır. Öncelikle, ülkemizde güvenilir gıdaya erişimin tesis edilmesi için aşağıda belirtilen sorunlar üzerinde etkin çalışmalar yapılması gerekmektedir: Gıda Güvenliği Gıda Denetim Sistemi Çevre ile Etkileşim, Tek Sağlık, Multidisipliner Yaklaşım Eğitim/Üniversiteler İstihdam ve Çalışan Hakları Bu çerçevede, TMMOB Gıda Mühendisleri olarak ülkemizde gıda güvenliğinin sağlanması açısından yeni dönemde görev alacak siyasi partilere ve ittifaklara sunulmak üzere bir takım öneriler hazırlanmıştır. İthalatçı politikaları bir yana bırakarak tarlada, çiftlikte ve gıda işletmelerinde üretimin artırılması hayati bir zorunluluktur." diye konuştu.
"ÇEVRE SORUNLARI GIDA GÜVENCESI RISKLERI YARATMAKTADIR"
Yerelde üretimin teşvik edilmesi, küçük üreticilerin varlıklarını sürdürmesinin sağlanması gerektiğini ifade eden Süzme, "Tarım arazileri, zeytinlik alanlar, meralar, ormanlar, su havzaları ve sulak alanlar mutlak suretle korunmalıdır. Çevre sorunları, iklim değişikliği, yeraltı sularının azalması, akarsuların kirlenmesi, gıda güvencesi riskleri yaratmaktadır. Tarım ve gıda sistemini de içeren etkin bir çevre politikası oluşturulmalıdır. Afetlere dirençli bir tarım ve gıda sistemi kurgulanmalıdır. Tarım ve gıda ürünlerinin serbest piyasa koşullarına terk edilmesinden vazgeçilmelidir. Bir yandan birbirleriyle organik bağı bulunan; diğer yandan çıkarları sıklıkla çatışan üretici, sanayici ve perakendeci arasındaki dengeleri regüle eden kurumların varlığı hayati önem taşımaktadır. Her bir ülkenin kendi tarım sistemini, politikalarını belirlemesi gerektiğini savunan gıda egemenliği yaklaşımı savunulmalı; yerli ve yerel üretimin korunması önceliklendirilmelidir. Üreticilerin, tüketicilerin ve ilgili meslek gruplarının etkin biçimde örgütlenmesi hedeflenmelidir. Gıda politikalarının oluşturulmasında ve sonuçlarının değerlendirilmesinde; şeffaflık, katılımcılık ve hesap verebilirliğe dayanan bir yönetişim yaklaşımı benimsenmelidir. Gıda denetimlerinin kamu eli ile etkin, yansız ve bilim temelli gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır.” İfadelerine yer verdi. (Haber: Hasan Boyacıoğlu))




