İnsan haklarının tüm insanların sahip olduğu temel hak ve özgürlükler olduğunu söyleyen Özcan, “İnsan hakları, ırk, ulus, etnik köken, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. Bu hakları kullanmakta herkes eşittir. Hem tarihsel olarak hemde günümüzdeki algılanış şekli bakımdan en yaygın temellendirme biçimi olan ‘doğal haklar’ yaklaşımıdır. Bu anlayış insan haklarını, herkesin insan olmak itibariyle doğuştan sahip olduğu dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez haklar olarak görür. İnsan hakları, kişinin sadece insan olmasından dolayı sahip olduğu ve herhangi bir koşula bağlı olamayan haklarıdır. II. Dünya Savaşı'ndan sonra dünyadaki devletler bireylere tanınan hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması konusunda birleştiler. İnsan Hakları Bildirisi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu tarafından Haziran 1948'de hazırlandı ve 10 Aralık 1948'de Genel Kurulun Paris'te yapılan oturumunda kabul edildi.Birleşmiş Milletler tarafından tüm insanlar için geçerli olan İnsan Hakları Evrensel beyannamesinin kabul edilmesinin ardından 10 Aralık günü Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanmaktadır” dedi.
“BÜYÜK ACILAR YAŞANDI”
Uzun yıllar süren kanlı savaşların ardından birçok ulusun perişan olduğunu söyleyen Özcan, “İnsanlar savaşların, baskı ve haksızlıkların yol açtığı büyük acılar yaşadılar. Bu beyanname kişilerin, hak ve özgürlüklerinin bir özeti gibidir. Beyannameyi imzalayan ülkeler, hem birbirleriyle hem de kendi toplumlarıyla barış içinde yaşamayı kabul etmektedirler. Türkiye, 6 Nisan 1949’da bu antlaşmayı imzalamıştır. İnsan Hakları Beyannamesi, 30 maddeden meydana gelmektedir. Beyannamenin önemli maddelerinden bazıları şunlardır:Bütün insanlar hür ve eşit doğarlar.Her kişinin fikir, vicdan ve din hürriyeti vardır.Herkes ırk, cins, dil ve düşünce farkı gözetmeksizin insan hak ve hürriyetlerine sahiptir.Hiç kimse kölelik ve kulluk altında yaşamaya zorlanamaz.Hiç kimseye insanlık dışı, haysiyet kırıcı cezalar uygulanamaz.Her insan eğitim hakkından yararlanabilir.Hiç kimse keyfi olarak tutuklanamaz.Herkesin çalışma, işini serbestçe seçme, iyi şartlarda çalışma ve işsizlikten korunma hakkı vardır. Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Gününün tüm insanlığa kutlu olmasınıve insan haklarından ırk, ulus, etnik köken, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanmasını diliyoruz” dedi. (Haber Merkezi)
“BÜYÜK ACILAR YAŞANDI”
Uzun yıllar süren kanlı savaşların ardından birçok ulusun perişan olduğunu söyleyen Özcan, “İnsanlar savaşların, baskı ve haksızlıkların yol açtığı büyük acılar yaşadılar. Bu beyanname kişilerin, hak ve özgürlüklerinin bir özeti gibidir. Beyannameyi imzalayan ülkeler, hem birbirleriyle hem de kendi toplumlarıyla barış içinde yaşamayı kabul etmektedirler. Türkiye, 6 Nisan 1949’da bu antlaşmayı imzalamıştır. İnsan Hakları Beyannamesi, 30 maddeden meydana gelmektedir. Beyannamenin önemli maddelerinden bazıları şunlardır:Bütün insanlar hür ve eşit doğarlar.Her kişinin fikir, vicdan ve din hürriyeti vardır.Herkes ırk, cins, dil ve düşünce farkı gözetmeksizin insan hak ve hürriyetlerine sahiptir.Hiç kimse kölelik ve kulluk altında yaşamaya zorlanamaz.Hiç kimseye insanlık dışı, haysiyet kırıcı cezalar uygulanamaz.Her insan eğitim hakkından yararlanabilir.Hiç kimse keyfi olarak tutuklanamaz.Herkesin çalışma, işini serbestçe seçme, iyi şartlarda çalışma ve işsizlikten korunma hakkı vardır. Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Gününün tüm insanlığa kutlu olmasınıve insan haklarından ırk, ulus, etnik köken, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanmasını diliyoruz” dedi. (Haber Merkezi)





