Edirne Kadın Dayanışması, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen etkinliğe koronavirüs salgını nedeniyle sınırlı katılım sağlandı.
Atatürk Anıtı’nda gerçekleştirilen etkinlik çelenk sunulmasının ardından Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla devam etti. Etkinlikte açıklamalarda bulunan Trakya Roman ve Engelliler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Gizem Arı, koronavirüs salgınında kadına şiddet vakalarının arttığını dile getirdi. Arı; “164 yıldır Dünya'da var olan mücadelenin adıdır kadın. 1857'de Newyork kentinde dokuma fabrikasında eşit işe, eşit ücret ve 10 saatlik iş günü ile iyi koşullarda çalışabilmek için grev yapan 129 kadın işçinin barikatları aşamaması sonucu yanarak can vermesi ile başlayan mücadelenin adıdır kadın. Bizler 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününde her yıl meydanlarda hep aynı şeyleri söylemek zorunda kalıyoruz. Bunun en temel sebebi ne yazık ki şiddet, ayrımcılık, taciz, tecavüz, sömürü ve eşitsizliğin bir türlü bitmemiş olması, her geçen gün daha da artarak çoğalmasıdır. Bugün burada bulunan Edirne Kadın Dayanışması olarak tüm sorunların bittiğini duyurmak ve bunun için güzel işlere imza atanları kutlamak isterdik. Ancak her geçen gün artan şiddet olayları, taciz ve tecavüz vakalarında ki artışa 'dur' demek için toplandık. Değişmedi hiçbir şey ama değiştirmek için bizler meydanlarda, sokaklarda olmaya devam edeceğiz. Yaklaşık bir yıldır tüm dünya genelinde yaşanan pandemi herkesi etkilerken, kadınları derinden yaralamıştır. Covid-19 sürecinde daha fazla kadın cinayeti, şiddeti, ayrımcılığı yaşanmıştır. İş yerlerinde küçülmeye giden kuruluşların birçoğu ilk olarak kadın personelin işten çıkarımlarına başlamıştır. 2020 yılında 300 'ü aşkın kadın cinayeti yaşandı. Eşi tarafından pompalı tüfekle çalıştığı iş yerinde katledilen Nilay'ı unutmadık. Bugün Nilay ve diğer katledilen kadınların hüznünü içimizde yaşıyoruz.” İfadelerini kullandı.
“ARTIK YETER' DEMEK İÇİN MEYDANLARDAYIZ”
Trakya Roman ve Engelliler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Arı, Kadınların sesinin şiddet olaylarının son bulması için daha gür çıkacağını belirtti.
Arı, “Artık yeter' demek için meydanlardayız. Bugün, tüm dünya kadınlarının insanca yaşam için sesleri daha gür çıkacak. Bugün, kadınların cinsiyet ayrımcılığın ortadan kalkması, özgür eşit bir birey ve toplum oluşumu için sesleri daha gür çıkacak. Bugün, kadınların şiddet, cinayet, taciz ve tecavüz son bulsun diye sesleri daha gür çıkacak Bugün; kadınların istismar, şiddet gibi yaşanan olaylarda adaletin sağlanması için sesleri daha gür çıkacak; Bugün; kadınların meydanlarda bayram yapabilmeleri için sesleri daha gür çıkacak. Bizler her gün artan üçüncü sayfa haberlerinin nedenini biliyoruz. Bunun tek sebebi uygulanan yanlış politikalardır. Dini referanslar dikkate alınarak kanuni düzenlemeler yapılmakta, kadının asıl görevinin annelik ve esas yerinin ev olduğu algısı yaratılmaya devam edilmektedir. Kadının evlenme yaşı, kaç çocuk doğurması gerektiği dikte edilmektedir. Kadınları toplumsal hayat dışında itmeye çalışan, cinsiyetçi ve ayrımcı politikalardan ve uygulamalardan bir an önce vazgeçilmelidir. 8 Mart, kimliğimiz, onurumuz, yaşama hakkımız için direndiğimiz gündür.” İfadelerine yer verdi.
“ÖLDÜREN SEVGİ DEĞİL GERÇEK SEVGİ İSTİYORUZ”
Dernek üyesi Arı, Kadınlar olarak özgürce yaşamak istediklerini belirterek öldüren sevgi değil gerçek sevgi istediklerini söyledi.
Arı, “8 Mart, bizim için eşit ücret, eşit iş isteyen ve fabrikada çıkan yangında yitip giden kadınlarımızdır. 8 Mart bizim için çıktığı o yolculuktan hiçbir zaman dönemeyen, tecavüze uğrayan sonra da öldürülen Özgecan’dır. 8 Mart, 12 yaşında zorla evlendirilen yüzlerce kız çocuğu, mini etek giydiği için tacize uğrayan, yemeğin altını yaktı diye şiddet gören binlerce kadındır. 8 Mart, ayrımcılığa dur dediğimiz, şiddete yeter dediğimiz günü adı olmamalı. 8 Mart kadınların birlikte neler başarabildiklerini anlattığı, rol modellerin çocuklara ya da gençlere örnek olduğu bir gün olana dek bizler haykırmaya, yaşadığımız olumsuzlukları anlatmaya devam edeceğiz. Biz kadınlar olarak özgürce yaşamak, hayatın her alanında var olmak istiyoruz. Öldüren sevgi değil, gerçek sevgi istiyoruz. 6284 sayılı Kanun ile İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere, kadına yönelik şiddetin önlenmesine dair imzalanan uluslararası sözleşmelerin gereğinin yerine getirilmesini istiyoruz. Tüm kadınlara alanlardan sesleniyoruz. Bizi yok sayan, varlığımızı görmezden gelen anlayışa karşı sessiz kalmayalım. Sesimizi duymayanlara karşı kadınlar olarak susmayalım. İş güvencemize sahip çıkalım. Sözümüzü sesimizi ve gücümüzü birleştirelim. Çünkü biz birlikte güçlüyüz.” Dedi.
Atatürk anıtında düzenlenen törenin ardından Edirne Kadın Meclisi Mor ev Kadın Atölyesinde şehit olan ve şiddet gören kadınların anısına Edirne’ye özgü gazi helvası yapılarak kadınlara ve katılımcılara ikramda bulunuldu.
“ TÜRKİYE 8 MART’I BURUK KUTLUYOR”
Kadınları ziyarete gelen ve kadınlar gününü kutlayan Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, “Kadına karşı şiddet ve kadın cinayetleri nedeni ile 8 Mart dünya emekçi kadınlar günü Türkiye’de buruk kutlandığını söyledi.
Başkan Gürkan, “8 Mart dünya emekçi kadınlar günü bu vesileyle bir kez daha bütün kadınlarımızı saygı ve sevgiyle selamlıyoruz. Tabi 8 Martı Türkiye buruk kutluyor çünkü kadın cinayetleri taciz tecavüz mobing ülkemizde maalesef artarak devam ediyor. Sevindirici tarafı şu toplumun bütün katmanları bütün bireyler hemen hemen herkes bu konuda gerçekten yüksek duyarlılığa kavuşmaya başladı. Ama şunu unutmamak gerekiyor ne yaparsanız yapın bu toplumun eşit bir bireyi olan eşit bir yurttaşı olan kadınlara yapılanların hiçbir şekilde hoş görülmesi hiçbir gerekçenin arkasına sığınılması mümkün değil. Kaldı ki kadın gibi toplumsal yaşamı devamlılığını sağlayan. Kadına yapılan olumsuz davranışların hiç birisi bu cinayette olabilir şiddette olabilir bu sözlü şiddette olabilir hiç birisinin hoş görülmesi mümkün değil. Şunu unutmayalım dünyanın yarısını kadınlar oluşturuyor. Yani sayısal olarak bu böyle Edirne’deki nüfusa baktığınızda neredeyse yüzde elli elli erkek ve kadın nüfusu var. Ama bundan daha önemli bir şey var dünyanın kalan yarısı da kadınların eseri bu yüzden kadına karşı her zaman eşitlikçi hoşgörülü demeyeceğim kabul edici onları olduğu gibi kabul eden ve onlara yaşamınızdaki değerini kıymetini kadrini bilen bir anlayışta olmamız lazım. Ben bir kız babasıyım bir kızım ve bir oğlum var hep yıllardır şunu söylerim herkese bir eğitimci olarakta aman kızlarınızı mutlaka okutun, mutlaka meslek sahibi yapın mutlaka yapmasa bile kolunda bir altın bileziği olsun bir gün ihtiyacı olabilir inşallah olmaz ama bir gün ihtiyacı olabilir ve geçimini ekonomik özgürlüğünü kimseye bağımlı olmadan yaşamını sürdürebilecek bir mesleğinin olması lazım ama son yıllarda bu görüşüm değişti. Gördüm ki kızları eğitmek, kadınları eğitmek tek başına bir sonuç vermiyor şimdi yeni paradigma bu bizim çocuklarımızı oğlan çocukları erkek çocuklarını eğitmemiz gerekiyor eğer biz erkek çocuklarını doğru eğitirsek toplumun geleneksel davranış kalıplarından dışına çıkarak eğitirsek herkesin bir insan olduğunu herkesin eşit yaşama koşullarına sahip olması gerektiği bilinciyle eğitirsek erkek çocuklarımızı o zaman bu çok üzüldüğümüz kadın cinayetleri ve her türlü ayrımcılık her türlü şiddetin de daha kaynağında önüne geçmiş oluruz o yüzden lütfen kadınlardan önce erkek çocuklarını eğitelim anneler bu konuda en önemli rolü üstleniyor en önemli görev annelerin erkek çocuklarımızı doğru eğitelim onları doğru bir şekilde yetiştirelim ki yarın öbür gün büyüdüklerinde evlendiklerinde sevgili olduklarında bu sıkıntıları yaşamasınlar. Talebimiz bu temennimiz bu bir kez daha tüm kadınlarımızın 8 Mart dünya emekçi kadınlar gününü kutluyor hepsine en derin saygılarımı sunuyorum. Yine cumartesi pazarının olduğu yerde buluşacağız aynı zamanda arkamızda görünen burası mor ev atölyesi burası tabi sembolik bir bina hem rengi ile sembolik hem de fiziki imkânlarıyla sembolik çok küçük bir binadır. Burası da yine aynı şekilde devam edecek ama asıl hedefimiz inşallah engelleri aşacağız arkamızda gördüğünüz o devasa kocaman elektrik fabrikasını adı ile aynı girişimcilik ve üretim merkezi olarak Edirne’deki tüm kadınlarımızın hizmetine sunacağız.” Dedi. (Haber-Fotoğraf: Umut IŞIK)
Atatürk Anıtı’nda gerçekleştirilen etkinlik çelenk sunulmasının ardından Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla devam etti. Etkinlikte açıklamalarda bulunan Trakya Roman ve Engelliler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Gizem Arı, koronavirüs salgınında kadına şiddet vakalarının arttığını dile getirdi. Arı; “164 yıldır Dünya'da var olan mücadelenin adıdır kadın. 1857'de Newyork kentinde dokuma fabrikasında eşit işe, eşit ücret ve 10 saatlik iş günü ile iyi koşullarda çalışabilmek için grev yapan 129 kadın işçinin barikatları aşamaması sonucu yanarak can vermesi ile başlayan mücadelenin adıdır kadın. Bizler 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününde her yıl meydanlarda hep aynı şeyleri söylemek zorunda kalıyoruz. Bunun en temel sebebi ne yazık ki şiddet, ayrımcılık, taciz, tecavüz, sömürü ve eşitsizliğin bir türlü bitmemiş olması, her geçen gün daha da artarak çoğalmasıdır. Bugün burada bulunan Edirne Kadın Dayanışması olarak tüm sorunların bittiğini duyurmak ve bunun için güzel işlere imza atanları kutlamak isterdik. Ancak her geçen gün artan şiddet olayları, taciz ve tecavüz vakalarında ki artışa 'dur' demek için toplandık. Değişmedi hiçbir şey ama değiştirmek için bizler meydanlarda, sokaklarda olmaya devam edeceğiz. Yaklaşık bir yıldır tüm dünya genelinde yaşanan pandemi herkesi etkilerken, kadınları derinden yaralamıştır. Covid-19 sürecinde daha fazla kadın cinayeti, şiddeti, ayrımcılığı yaşanmıştır. İş yerlerinde küçülmeye giden kuruluşların birçoğu ilk olarak kadın personelin işten çıkarımlarına başlamıştır. 2020 yılında 300 'ü aşkın kadın cinayeti yaşandı. Eşi tarafından pompalı tüfekle çalıştığı iş yerinde katledilen Nilay'ı unutmadık. Bugün Nilay ve diğer katledilen kadınların hüznünü içimizde yaşıyoruz.” İfadelerini kullandı.
“ARTIK YETER' DEMEK İÇİN MEYDANLARDAYIZ”
Trakya Roman ve Engelliler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Arı, Kadınların sesinin şiddet olaylarının son bulması için daha gür çıkacağını belirtti.
Arı, “Artık yeter' demek için meydanlardayız. Bugün, tüm dünya kadınlarının insanca yaşam için sesleri daha gür çıkacak. Bugün, kadınların cinsiyet ayrımcılığın ortadan kalkması, özgür eşit bir birey ve toplum oluşumu için sesleri daha gür çıkacak. Bugün, kadınların şiddet, cinayet, taciz ve tecavüz son bulsun diye sesleri daha gür çıkacak Bugün; kadınların istismar, şiddet gibi yaşanan olaylarda adaletin sağlanması için sesleri daha gür çıkacak; Bugün; kadınların meydanlarda bayram yapabilmeleri için sesleri daha gür çıkacak. Bizler her gün artan üçüncü sayfa haberlerinin nedenini biliyoruz. Bunun tek sebebi uygulanan yanlış politikalardır. Dini referanslar dikkate alınarak kanuni düzenlemeler yapılmakta, kadının asıl görevinin annelik ve esas yerinin ev olduğu algısı yaratılmaya devam edilmektedir. Kadının evlenme yaşı, kaç çocuk doğurması gerektiği dikte edilmektedir. Kadınları toplumsal hayat dışında itmeye çalışan, cinsiyetçi ve ayrımcı politikalardan ve uygulamalardan bir an önce vazgeçilmelidir. 8 Mart, kimliğimiz, onurumuz, yaşama hakkımız için direndiğimiz gündür.” İfadelerine yer verdi.
“ÖLDÜREN SEVGİ DEĞİL GERÇEK SEVGİ İSTİYORUZ”
Dernek üyesi Arı, Kadınlar olarak özgürce yaşamak istediklerini belirterek öldüren sevgi değil gerçek sevgi istediklerini söyledi.
Arı, “8 Mart, bizim için eşit ücret, eşit iş isteyen ve fabrikada çıkan yangında yitip giden kadınlarımızdır. 8 Mart bizim için çıktığı o yolculuktan hiçbir zaman dönemeyen, tecavüze uğrayan sonra da öldürülen Özgecan’dır. 8 Mart, 12 yaşında zorla evlendirilen yüzlerce kız çocuğu, mini etek giydiği için tacize uğrayan, yemeğin altını yaktı diye şiddet gören binlerce kadındır. 8 Mart, ayrımcılığa dur dediğimiz, şiddete yeter dediğimiz günü adı olmamalı. 8 Mart kadınların birlikte neler başarabildiklerini anlattığı, rol modellerin çocuklara ya da gençlere örnek olduğu bir gün olana dek bizler haykırmaya, yaşadığımız olumsuzlukları anlatmaya devam edeceğiz. Biz kadınlar olarak özgürce yaşamak, hayatın her alanında var olmak istiyoruz. Öldüren sevgi değil, gerçek sevgi istiyoruz. 6284 sayılı Kanun ile İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere, kadına yönelik şiddetin önlenmesine dair imzalanan uluslararası sözleşmelerin gereğinin yerine getirilmesini istiyoruz. Tüm kadınlara alanlardan sesleniyoruz. Bizi yok sayan, varlığımızı görmezden gelen anlayışa karşı sessiz kalmayalım. Sesimizi duymayanlara karşı kadınlar olarak susmayalım. İş güvencemize sahip çıkalım. Sözümüzü sesimizi ve gücümüzü birleştirelim. Çünkü biz birlikte güçlüyüz.” Dedi.
Atatürk anıtında düzenlenen törenin ardından Edirne Kadın Meclisi Mor ev Kadın Atölyesinde şehit olan ve şiddet gören kadınların anısına Edirne’ye özgü gazi helvası yapılarak kadınlara ve katılımcılara ikramda bulunuldu.
“ TÜRKİYE 8 MART’I BURUK KUTLUYOR”
Kadınları ziyarete gelen ve kadınlar gününü kutlayan Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, “Kadına karşı şiddet ve kadın cinayetleri nedeni ile 8 Mart dünya emekçi kadınlar günü Türkiye’de buruk kutlandığını söyledi.
Başkan Gürkan, “8 Mart dünya emekçi kadınlar günü bu vesileyle bir kez daha bütün kadınlarımızı saygı ve sevgiyle selamlıyoruz. Tabi 8 Martı Türkiye buruk kutluyor çünkü kadın cinayetleri taciz tecavüz mobing ülkemizde maalesef artarak devam ediyor. Sevindirici tarafı şu toplumun bütün katmanları bütün bireyler hemen hemen herkes bu konuda gerçekten yüksek duyarlılığa kavuşmaya başladı. Ama şunu unutmamak gerekiyor ne yaparsanız yapın bu toplumun eşit bir bireyi olan eşit bir yurttaşı olan kadınlara yapılanların hiçbir şekilde hoş görülmesi hiçbir gerekçenin arkasına sığınılması mümkün değil. Kaldı ki kadın gibi toplumsal yaşamı devamlılığını sağlayan. Kadına yapılan olumsuz davranışların hiç birisi bu cinayette olabilir şiddette olabilir bu sözlü şiddette olabilir hiç birisinin hoş görülmesi mümkün değil. Şunu unutmayalım dünyanın yarısını kadınlar oluşturuyor. Yani sayısal olarak bu böyle Edirne’deki nüfusa baktığınızda neredeyse yüzde elli elli erkek ve kadın nüfusu var. Ama bundan daha önemli bir şey var dünyanın kalan yarısı da kadınların eseri bu yüzden kadına karşı her zaman eşitlikçi hoşgörülü demeyeceğim kabul edici onları olduğu gibi kabul eden ve onlara yaşamınızdaki değerini kıymetini kadrini bilen bir anlayışta olmamız lazım. Ben bir kız babasıyım bir kızım ve bir oğlum var hep yıllardır şunu söylerim herkese bir eğitimci olarakta aman kızlarınızı mutlaka okutun, mutlaka meslek sahibi yapın mutlaka yapmasa bile kolunda bir altın bileziği olsun bir gün ihtiyacı olabilir inşallah olmaz ama bir gün ihtiyacı olabilir ve geçimini ekonomik özgürlüğünü kimseye bağımlı olmadan yaşamını sürdürebilecek bir mesleğinin olması lazım ama son yıllarda bu görüşüm değişti. Gördüm ki kızları eğitmek, kadınları eğitmek tek başına bir sonuç vermiyor şimdi yeni paradigma bu bizim çocuklarımızı oğlan çocukları erkek çocuklarını eğitmemiz gerekiyor eğer biz erkek çocuklarını doğru eğitirsek toplumun geleneksel davranış kalıplarından dışına çıkarak eğitirsek herkesin bir insan olduğunu herkesin eşit yaşama koşullarına sahip olması gerektiği bilinciyle eğitirsek erkek çocuklarımızı o zaman bu çok üzüldüğümüz kadın cinayetleri ve her türlü ayrımcılık her türlü şiddetin de daha kaynağında önüne geçmiş oluruz o yüzden lütfen kadınlardan önce erkek çocuklarını eğitelim anneler bu konuda en önemli rolü üstleniyor en önemli görev annelerin erkek çocuklarımızı doğru eğitelim onları doğru bir şekilde yetiştirelim ki yarın öbür gün büyüdüklerinde evlendiklerinde sevgili olduklarında bu sıkıntıları yaşamasınlar. Talebimiz bu temennimiz bu bir kez daha tüm kadınlarımızın 8 Mart dünya emekçi kadınlar gününü kutluyor hepsine en derin saygılarımı sunuyorum. Yine cumartesi pazarının olduğu yerde buluşacağız aynı zamanda arkamızda görünen burası mor ev atölyesi burası tabi sembolik bir bina hem rengi ile sembolik hem de fiziki imkânlarıyla sembolik çok küçük bir binadır. Burası da yine aynı şekilde devam edecek ama asıl hedefimiz inşallah engelleri aşacağız arkamızda gördüğünüz o devasa kocaman elektrik fabrikasını adı ile aynı girişimcilik ve üretim merkezi olarak Edirne’deki tüm kadınlarımızın hizmetine sunacağız.” Dedi. (Haber-Fotoğraf: Umut IŞIK)





