“Glokom” rahatsızlığı hakkında önemli bilgiler veren Uzman Dr. Ceylan, glokom rahatsızlığının genetik olduğunu belirterek, 35 yaş üstü bireylerin yılda 1 kez göz tansiyonlarını ölçtürmeleri gerektiğini söyledi.
Edirne Sultan 1.Murat Devlet Hastanesi’nde görevli Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Ceylan, tolumun yüzde 2’sinde görülen ‘Glokom’ rahatsızlığı ile ilgili gazetecilere önemli açıklamalarda bulundu.
Basınç artmasından dolayı göz sinirlerinin harap olduğunu bunu rahatsızlığın adının ise ‘glokom’ olarak adlandırıldığını söyleyen Ceylan, “Hasta bize 'görmem kayboldu' şikayetiyle geliyor ve bu noktada maalesef görmesinin yüzde 80'i kaybolmuş oluyor. Biz bu hastalığı erken yakalamak istiyoruz. Erken yakalamak için de yapmamız gereken, hastalarımızın 35 yaşından sonra yılda 1 kez göz tansiyonlarını ölçtürmeleri gerekiyor. Bunun için de hastaların polikliniğe başvurmaları gerekiyor” diye konuştu.
“ELİMİZDE 5-6 GRUP İLACIMIZ VAR”
Tedavi aşamasında 5-6 grup ilaç kullanıldığını belirten Ceylan, “Bu noktadan sonra tedavi aşamasında elimizde 5-6 grup ilacımız var. Bu ilaçlarımızı kullanıyoruz. Bu ilaçlarla da hastalarımızın tansiyonları halen yüksek devam ederse, o zaman da bu hastalarımıza cerrahi müdahale yapılıyor. Çocuklarda görülme oranı binde 1 şekilde. Çocuklarda erken bulgu veriyor ve çocuklar erişkinlere oranla daha şanslılar. Onlarda medikal tedaviden daha çok cerrahi tedavi ön planda. Çünkü çocuklar tanıyı erken alıyorlar. Göz hemen büyümeye başlıyor ve aile bunu farkedip bize başvuruyor ama erişkinlerde kesinlikle bir belirti vermiyor göz tansiyonu, o nedenle 35 yaşından sonra bütün bireylerin göz tansiyonunu ölçtürmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.
“BUNLARIN DA YÜZDE 100 ETKİSİ YOK”
Risk oluşturan faktörler hakkında da konuşan Dr. Ceylan, “Özellikle risk grubu olanlar şeker hastaları, kortizon ilacı kullananlar, ailesinde göz tansiyonu öyküsü olanlar muhakkak daha sıkı kontrol altında olmalılar. Göz tansiyonu yediğimizle ya da diyetimizle ilgili bir hastalık değil. Bilinen iki sebep var, bunlardan ilki sıkı boyun bağı yani kravatı çok sıkmak, İkincisi üflemeli çalgılar. Bunların riski arttırdığı söyleniyor. Bunların da yüzde 100 etkisi yok tabii ki” ifadelerini kullandı. (Haber-Fotoğraf: Ali KARAMAN)
Edirne Sultan 1.Murat Devlet Hastanesi’nde görevli Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Tolga Ceylan, tolumun yüzde 2’sinde görülen ‘Glokom’ rahatsızlığı ile ilgili gazetecilere önemli açıklamalarda bulundu.
Basınç artmasından dolayı göz sinirlerinin harap olduğunu bunu rahatsızlığın adının ise ‘glokom’ olarak adlandırıldığını söyleyen Ceylan, “Hasta bize 'görmem kayboldu' şikayetiyle geliyor ve bu noktada maalesef görmesinin yüzde 80'i kaybolmuş oluyor. Biz bu hastalığı erken yakalamak istiyoruz. Erken yakalamak için de yapmamız gereken, hastalarımızın 35 yaşından sonra yılda 1 kez göz tansiyonlarını ölçtürmeleri gerekiyor. Bunun için de hastaların polikliniğe başvurmaları gerekiyor” diye konuştu.
“ELİMİZDE 5-6 GRUP İLACIMIZ VAR”
Tedavi aşamasında 5-6 grup ilaç kullanıldığını belirten Ceylan, “Bu noktadan sonra tedavi aşamasında elimizde 5-6 grup ilacımız var. Bu ilaçlarımızı kullanıyoruz. Bu ilaçlarla da hastalarımızın tansiyonları halen yüksek devam ederse, o zaman da bu hastalarımıza cerrahi müdahale yapılıyor. Çocuklarda görülme oranı binde 1 şekilde. Çocuklarda erken bulgu veriyor ve çocuklar erişkinlere oranla daha şanslılar. Onlarda medikal tedaviden daha çok cerrahi tedavi ön planda. Çünkü çocuklar tanıyı erken alıyorlar. Göz hemen büyümeye başlıyor ve aile bunu farkedip bize başvuruyor ama erişkinlerde kesinlikle bir belirti vermiyor göz tansiyonu, o nedenle 35 yaşından sonra bütün bireylerin göz tansiyonunu ölçtürmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.
“BUNLARIN DA YÜZDE 100 ETKİSİ YOK”
Risk oluşturan faktörler hakkında da konuşan Dr. Ceylan, “Özellikle risk grubu olanlar şeker hastaları, kortizon ilacı kullananlar, ailesinde göz tansiyonu öyküsü olanlar muhakkak daha sıkı kontrol altında olmalılar. Göz tansiyonu yediğimizle ya da diyetimizle ilgili bir hastalık değil. Bilinen iki sebep var, bunlardan ilki sıkı boyun bağı yani kravatı çok sıkmak, İkincisi üflemeli çalgılar. Bunların riski arttırdığı söyleniyor. Bunların da yüzde 100 etkisi yok tabii ki” ifadelerini kullandı. (Haber-Fotoğraf: Ali KARAMAN)





