Akılcı ilaç kullanımıyla ilgili olarak, hekimlerin en az antibiyotik yazdığı illerin başında Edirne’nin geldiğini belirten Dr. Kalkan, “Marmara Bölgesinde Birinci Türkiye Genelinde ise küçük bir farkla ikinci il olmuştur. Bu konuda tüm hekimlerimize teşekkürü bir borç biliriz. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tahminlerine göre tüm ilaçların yarısından fazlası uygunsuz şekilde reçete edilmekte, dağıtılmakta ya da satılmaktadır. Türkiye’deki durum bu tahminlere paraleldir” dedi.
Haber: Arzu ÖZDEMİR
Kalkan, Edirne’de gerekmediği sürece hekimlerin reçeteye antibiyotik yazmadığına değinerek, “Edirne’de eczanelerden reçetesiz antibiyotik satışının önüne geçilmesinin yanı sıra, hekimlerin antibiyotik reçete yüzdelerinde de oldukça düşüş gözlenmesi neticesinde, gururla söylemek gerekirse, ilimiz 2018 yılında en az antibiyotikli reçete yüzdesine sahip Marmara Bölgesinde Birinci Türkiye Genelinde ise küçük bir farkla ikinci il olmuştur. Bu konuda tüm hekimlerimize teşekkürü bir borç biliriz. Edirne halkımızın, akılcı ilaç kullanımı konusunda daha bilinçli hale gelmesi Koordinatörlüğümüzün temel hedefleri arasında yer almakta olup, bu yönde çalışmalarına devam edeceğini bildirmek isteriz” ifadelerini kullandı.
“YARISINDAN FAZLASI UYGUNSUZ ŞEKİLDE REÇETE EDİLMEKTE”
Akılcı olmayan ilaç kullanımının, başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere tüm ülkelerin önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çeken Kalkan, “Düzeltilmesi güç bir alışkanlık olarak kabul edilir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tahminlerine göre tüm ilaçların yarısından fazlası uygunsuz şekilde reçete edilmekte, dağıtılmakta ya da satılmaktadır. Türkiye’deki durum bu tahminlere paraleldir. Tüm dünyada yanlış şekilde, gereksiz yere, etkisiz ve yüksek maliyetli ilaç kullanımı gibi nedenlerle ilişkili olarak çok çeşitli sorunlar yaşanmaktadır. İlaçların akılcı olmayan kullanımının sonucunda ise; tedaviden yarar görülmemesi, istenmeyen ilaç etkilerinde artış, ilaç etkileşimleri, uygunsuz antibiyotik kullanımına bağlı gelişen antibiyotik direnci (ki en çok başımızı ağrıtan husus budur), ilaçların enjeksiyon biçiminde fazla ve steril olmayan biçimde kullanımına bağlı komplikasyon ve kan yolu ile bulaşan hastalık riskinde artış gibi sorunlarla karşılaşıyoruz. Bir diğer boyut da ekonomik sorunlardır; yüksek ilaç harcamaları sosyal güvenlik kurumlarına ağır bir yük getirmekte, geri ödeme konusunda ciddi sorunlara yol açmaktadır. Bu sebeplerle ‘Akılcı İlaç Kullanımı’ konusunda dünyada çeşitli çözüm yolları üretilmeye, geliştirilmeye çalışılmaktadır. Ülkemizde de sınırlı parasal kaynaklara karşın, ilaca ayrılan payın büyüklüğü de göz önünde bulundurulursa, hastalığın ve hastanın durumuna uygun, akılcı tedavi yaklaşımlarının gerekliliği bir kez daha ortaya çıkmaktadır” şeklinde konuştu.
“İLACA KARAR VEREN DOKTOR, UYGULAYAN HEMŞİRE, SAĞLAYAN ECZACI, İLAÇ KULLANIMINDA SORUMLU OLAN KİŞİLERDİR”
İlaç kullanımıyla ilgili olarak, dikkat edilmesi gereken hususları aktaran Kalkan, “İlacın akılcı kullanımında temel yaklaşım; ilacın gerektiği zaman, gereken nitelikte, gerektiği kadar ve gerektiği biçimde kullanılmasıdır. Bu süreç, devletin, ilaç endüstrisinin, başta hekim ve eczacılar olmak üzere sağlık personelinin ve toplumun akılcı davranmasına bağlıdır. Hangi ilacın kullanılacağına karar veren hekim, ilaçla ilgili hasta, hasta yakını, hekim ve diğer sağlık personeline danışmanlık hizmeti veren ve ilacı uygun şartlarda sağlayan eczacı, ilacı uygulayan hemşire veya hasta, akılcı ilaç kullanımında sorumlu olan kişilerdir. Akılcı İlaç Kullanımı’nda hekim, eczacı ve hasta (veya hemşire) üçgeninin ilk basamağı ise hekimdir. İlaç tedavisine karar vermeden önce mutlaka ilaç-dışı tedavi seçenekleri gözden geçirilmeli ve daima ilaç tedavisi ile birlikte diyet, egzersiz gibi gerekli yaşam biçimi değişiklikleri konusunda hasta uyarılmalıdır. Hastasının durumunu etraflı bir şekilde inceleyip tanı koyduktan sonra mevcut ilaçlar arasından en uygununu seçecek ve buna göre reçete yazacak olan sorumlu kişinin hekim olması nedeniyle, hekimin yükümlülüğü ve davranışı akılcı ilaç kullanımının temelini oluşturur. DSÖ tarafından hazırlanan iyi reçete yazma rehberinde, bilimsel bir ilaç seçimi için etkinlik, güvenlilik, uygunluk ve maliyet olmak üzere dört ölçüt önerilmektedir. Yani hekim reçete etmeyi düşündüğü ilacı seçerken, ilacın etkinliğine ilişkin kanıtlarını, tedavi hedefleriyle endikasyon uyumluluğunu, öngörülen tedavi süresince, özellikle kronik kullanımda kullanılması düşünülen ilacın istenmeyen etkilerini, hastanın aldığı 3 risk olup olmadığını, reçete edilmesi düşünülen ilacın kontrendikasyonlarını (kullanımının yasak olduğu), hasta hamile ise hamilelerde kullanılıp kullanılamayacağını, ilacın veriliş yolunun hasta için uygunluğunu ve son olarak ilacın hastaya günlük toplam maliyetini dikkate alarak seçimini yapmalıdır” diye konuştu.
Haber: Arzu ÖZDEMİR
Kalkan, Edirne’de gerekmediği sürece hekimlerin reçeteye antibiyotik yazmadığına değinerek, “Edirne’de eczanelerden reçetesiz antibiyotik satışının önüne geçilmesinin yanı sıra, hekimlerin antibiyotik reçete yüzdelerinde de oldukça düşüş gözlenmesi neticesinde, gururla söylemek gerekirse, ilimiz 2018 yılında en az antibiyotikli reçete yüzdesine sahip Marmara Bölgesinde Birinci Türkiye Genelinde ise küçük bir farkla ikinci il olmuştur. Bu konuda tüm hekimlerimize teşekkürü bir borç biliriz. Edirne halkımızın, akılcı ilaç kullanımı konusunda daha bilinçli hale gelmesi Koordinatörlüğümüzün temel hedefleri arasında yer almakta olup, bu yönde çalışmalarına devam edeceğini bildirmek isteriz” ifadelerini kullandı.
“YARISINDAN FAZLASI UYGUNSUZ ŞEKİLDE REÇETE EDİLMEKTE”
Akılcı olmayan ilaç kullanımının, başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere tüm ülkelerin önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çeken Kalkan, “Düzeltilmesi güç bir alışkanlık olarak kabul edilir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tahminlerine göre tüm ilaçların yarısından fazlası uygunsuz şekilde reçete edilmekte, dağıtılmakta ya da satılmaktadır. Türkiye’deki durum bu tahminlere paraleldir. Tüm dünyada yanlış şekilde, gereksiz yere, etkisiz ve yüksek maliyetli ilaç kullanımı gibi nedenlerle ilişkili olarak çok çeşitli sorunlar yaşanmaktadır. İlaçların akılcı olmayan kullanımının sonucunda ise; tedaviden yarar görülmemesi, istenmeyen ilaç etkilerinde artış, ilaç etkileşimleri, uygunsuz antibiyotik kullanımına bağlı gelişen antibiyotik direnci (ki en çok başımızı ağrıtan husus budur), ilaçların enjeksiyon biçiminde fazla ve steril olmayan biçimde kullanımına bağlı komplikasyon ve kan yolu ile bulaşan hastalık riskinde artış gibi sorunlarla karşılaşıyoruz. Bir diğer boyut da ekonomik sorunlardır; yüksek ilaç harcamaları sosyal güvenlik kurumlarına ağır bir yük getirmekte, geri ödeme konusunda ciddi sorunlara yol açmaktadır. Bu sebeplerle ‘Akılcı İlaç Kullanımı’ konusunda dünyada çeşitli çözüm yolları üretilmeye, geliştirilmeye çalışılmaktadır. Ülkemizde de sınırlı parasal kaynaklara karşın, ilaca ayrılan payın büyüklüğü de göz önünde bulundurulursa, hastalığın ve hastanın durumuna uygun, akılcı tedavi yaklaşımlarının gerekliliği bir kez daha ortaya çıkmaktadır” şeklinde konuştu.
“İLACA KARAR VEREN DOKTOR, UYGULAYAN HEMŞİRE, SAĞLAYAN ECZACI, İLAÇ KULLANIMINDA SORUMLU OLAN KİŞİLERDİR”
İlaç kullanımıyla ilgili olarak, dikkat edilmesi gereken hususları aktaran Kalkan, “İlacın akılcı kullanımında temel yaklaşım; ilacın gerektiği zaman, gereken nitelikte, gerektiği kadar ve gerektiği biçimde kullanılmasıdır. Bu süreç, devletin, ilaç endüstrisinin, başta hekim ve eczacılar olmak üzere sağlık personelinin ve toplumun akılcı davranmasına bağlıdır. Hangi ilacın kullanılacağına karar veren hekim, ilaçla ilgili hasta, hasta yakını, hekim ve diğer sağlık personeline danışmanlık hizmeti veren ve ilacı uygun şartlarda sağlayan eczacı, ilacı uygulayan hemşire veya hasta, akılcı ilaç kullanımında sorumlu olan kişilerdir. Akılcı İlaç Kullanımı’nda hekim, eczacı ve hasta (veya hemşire) üçgeninin ilk basamağı ise hekimdir. İlaç tedavisine karar vermeden önce mutlaka ilaç-dışı tedavi seçenekleri gözden geçirilmeli ve daima ilaç tedavisi ile birlikte diyet, egzersiz gibi gerekli yaşam biçimi değişiklikleri konusunda hasta uyarılmalıdır. Hastasının durumunu etraflı bir şekilde inceleyip tanı koyduktan sonra mevcut ilaçlar arasından en uygununu seçecek ve buna göre reçete yazacak olan sorumlu kişinin hekim olması nedeniyle, hekimin yükümlülüğü ve davranışı akılcı ilaç kullanımının temelini oluşturur. DSÖ tarafından hazırlanan iyi reçete yazma rehberinde, bilimsel bir ilaç seçimi için etkinlik, güvenlilik, uygunluk ve maliyet olmak üzere dört ölçüt önerilmektedir. Yani hekim reçete etmeyi düşündüğü ilacı seçerken, ilacın etkinliğine ilişkin kanıtlarını, tedavi hedefleriyle endikasyon uyumluluğunu, öngörülen tedavi süresince, özellikle kronik kullanımda kullanılması düşünülen ilacın istenmeyen etkilerini, hastanın aldığı 3 risk olup olmadığını, reçete edilmesi düşünülen ilacın kontrendikasyonlarını (kullanımının yasak olduğu), hasta hamile ise hamilelerde kullanılıp kullanılamayacağını, ilacın veriliş yolunun hasta için uygunluğunu ve son olarak ilacın hastaya günlük toplam maliyetini dikkate alarak seçimini yapmalıdır” diye konuştu.





