Son dönemde özellikle genç nüfus, yoğun iş temposunda çalışanlar ve sporla ilgilenen bireyler arasında yaygınlaşan enerji içeceği tüketimi, uzmanlar tarafından ciddi sağlık riskleri nedeniyle yakından takip ediliyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Çetin Gül, toplumda zararsız bir destek ürünü gibi görülen enerji içeceklerinin, kalp ve damar sistemi üzerinde ciddi olumsuz etkiler oluşturabildiğini belirterek vatandaşları dikkatli olmaya çağırdı.
Enerji içeceklerinin en önemli bileşenlerinden biri olan kafeinin, vücutta güçlü bir uyarıcı etki yarattığını ifade eden Dr. Gül, kontrolsüz ve yüksek miktarda alınan kafeinin kalp sağlığı açısından önemli sorunlara yol açabileceğini söyledi. Kafeinin sinir sistemi üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Gül, özellikle sempatik sinir sistemini aktive ederek kalp atım sayısında artışa ve tansiyon değerlerinde yükselmeye neden olabildiğini dile getirdi.
Bu içeceklerin yalnızca kafeinle sınırlı kalmadığını vurgulayan Dr. Gül, guarana, taurin ve L-karnitin gibi ilave uyarıcı maddelerin de enerji içeceklerinde yoğun şekilde yer aldığını aktardı. Bu maddelerin tek başına bile etkili olduğunu belirten Gül, kafeinle birlikte tüketildiğinde uyarıcı etkinin katlanarak arttığını ve bunun kalp üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu ifade etti.
Enerji içeceklerinde bulunan kafein oranının, günlük yaşamda tüketilen birkaç fincan kahveden çok daha yüksek seviyelere ulaşabildiğine dikkat çeken Dr. Gül, aşırı kafein alımının çarpıntı, tansiyon yükselmesi, huzursuzluk, kaygı ve panik atak benzeri belirtilere yol açabileceğini söyledi. Bu alışkanlığın uzun vadede hem bedensel hem de psikolojik bağımlılığa neden olabileceğini belirten Gül, özellikle gençlerde riskin daha yüksek olduğunu vurguladı.
Enerji içeceklerinin kalbin elektriksel düzeni üzerinde de olumsuz etkiler yaratabildiğini ifade eden Dr. Çetin Gül, kısa sürede yüksek miktarda tüketilen bu ürünlerin EKG’de “QT uzaması” olarak tanımlanan ciddi bir ritim bozukluğuna neden olabileceğini söyledi. Bu durumun hayati tehlike taşıyan ritim problemlerine zemin hazırlayabileceğini belirten Gül, ani kalp ritim bozuklukları ve atriyal fibrilasyon gibi rahatsızlıkların enerji içeceği tüketimiyle tetiklenebileceğine dikkat çekti.
Enerji içeceklerinin önemli bir bölümünün yüksek şeker ve kalori içerdiğini hatırlatan Dr. Gül, bu durumun kalp ve damar sağlığı açısından ek bir risk oluşturduğunu ifade etti. Sık tüketimin kilo artışına yol açtığını belirten Gül, bunun sonucunda obezite ve Tip 2 diyabet riskinin yükseldiğini, bu hastalıkların ise kalp hastalıklarının temel nedenleri arasında yer aldığını söyledi.
Enerji içeceklerinin alkolle birlikte tüketilmesinin çok daha tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Dr. Gül, alkolün sinir sistemini baskılayıcı etkisine karşılık enerji içeceklerinin uyarıcı etki gösterdiğini aktardı. Bu iki maddenin birlikte alındığında alkolün etkilerinin fark edilmediğini söyleyen Gül, kişinin kendini daha zinde hissetmesi nedeniyle daha fazla alkol tükettiğini ve bunun alkol zehirlenmelerine yol açabildiğini belirtti.
Birçok kişinin enerji içeceklerini spor öncesi performans artırıcı olarak tercih ettiğini dile getiren Dr. Gül, bu alışkanlığın tıbbi açıdan doğru olmadığını söyledi. Sporun zaten kalp hızını ve dolaşımı artırdığını ifade eden Gül, bu etkiye yoğun kafein eklenmesinin kalp üzerinde ciddi riskler oluşturabileceğini belirtti. Spor sırasında enerji içeceği yerine su ve elektrolit içeriği yüksek içeceklerin tercih edilmesinin daha sağlıklı olduğunu vurguladı.
Enerji içeceklerinin zihinsel performansı ya da sportif başarıyı artırdığı yönündeki yaygın inanışların bilimsel bir dayanağı olmadığını belirten Dr. Gül, bu ürünlerin besin değeri açısından da herhangi bir katkı sunmadığını ifade etti. Gül, ölçülü şekilde tüketilen kahvenin enerji içeceklerine göre çok daha güvenli bir alternatif olabileceğini söyledi.
Özellikle ileri yaş grubunda enerji içeceklerinin düzenli ve aşırı tüketilmesinin kalp krizi, ritim bozukluğu ve tansiyon yükselmesi riskini ciddi şekilde artırdığını belirten Dr. Gül, uzun vadede damar yapısının da olumsuz etkilendiğini ifade etti. Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalarda enerji içeceklerinin böbrek fonksiyonları üzerinde, bazı durumlarda alkolden bile daha yıkıcı etkilere sahip olduğunun ortaya konduğunu aktardı.
Açıklamalarının sonunda Kardiyoloji Uzmanı Dr. Çetin Gül, kalp hastalığı bulunan bireyler, hipertansiyon ve böbrek hastaları, ritim bozukluğu olanlar, tiroid rahatsızlığı veya kaygı bozukluğu yaşayan kişiler, çocuklar ve ergenler ile hamile ve emziren kadınların enerji içeceklerinden kesinlikle uzak durması gerektiğini ifade etti.(Haber: Gülşah AK)





