Günlük yaşamda çoğu zaman geçici bir rahatsızlık gibi algılanan huzursuz bacaklar, aslında daha önemli sağlık sorunlarının başlangıç aşamasında ortaya çıkabiliyor. Şikâyetler çoğu zaman önemsenmese de ilerleyen dönemlerde ciddi problemlere zemin hazırlayabildiğine dikkat çeken Nöroloji Uzmanı Dr. İlkay Uzunca, bu belirtilerin mutlaka ayrıntılı bir değerlendirmeyle ele alınması gerektiğini söyledi.
Huzursuz bacaklar sendromunun, kişide bacaklarını sürekli hareket ettirme isteğine yol açan yaygın bir nörolojik hareket bozukluğu olduğunu belirten Uzman Dr. Uzunca, bu durumun yalnızca basit bir huzursuzluk olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Hastalığın en sık demir eksikliği anemisi, diyabet, tiroit bozuklukları, B12 eksikliği ve böbrek yetmezliği gibi sorunlarla ilişkili olduğuna dikkat çeken Uzunca, sendromun genetik yatkınlıkla geçebildiğini ve bazı vakalarda vücutta gelişmekte olan kanserin ilk belirtisi bile olabileceğini ifade etti.
Toplumda tahmin edilenden çok daha yaygın olduğunu dile getiren Uzman Dr. Uzunca, hastaların çoğunun gece saatlerinde belirginleşen şikâyetlerle başvurduğunu söyledi. Akşam saatlerinde artan karıncalanma, yanma, batma ve huzursuzluk hissinin hastaları sürekli hareket etmeye zorladığını belirten Uzunca, “Şikâyetler genellikle istirahat hâlinde ortaya çıkar. Hastalar, bacaklarına masaj yapmak, dolaşmak ya da sıcak-soğuk uygulamalar yapmak zorunda kalır” dedi.
Hastalığın özellikle uykuyu ciddi biçimde sekteye uğrattığını aktaran Uzman Dr. Uzunca, sürekli hareket etme ihtiyacının uykuya dalmayı engellediğini, uyunsa bile gece boyunca sık uyanmalara neden olduğunu ifade etti. Bu durumun gün içinde yoğun yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve huzursuzluk gibi sorunlara yol açtığını belirterek, tedavi edilmeyen hastalarda iş ve sosyal yaşamın da olumsuz etkilendiğini söyledi.
Huzursuz bacaklar sendromuna yalnızca semptom giderici ilaçlarla yaklaşmanın yeterli olmadığını dile getiren Uzman Dr. Uzunca, altta yatan hastalığın tespit edilmesinin tedavinin en önemli aşaması olduğunu vurguladı. “Bu sendrom bazen kansızlıktan, bazen diyabet veya tiroit sorunlarından, bazen de B12 eksikliğinden kaynaklanabiliyor. Çok nadiren de olsa yeni başlayan bir kanserin ilk habercisi olabilir” diyerek kapsamlı tetkiklerin gerekliliğini hatırlattı.
Tedavide düşük doz L-Dopa gibi ilaçların yaygın şekilde kullanıldığını kaydeden Uzunca, uygun tedavi uygulandığında hastaların yaşam kalitesinin belirgin derecede yükseldiğini ifade etti. Uyku düzeninin düzeldiğini ve günlük yaşamın daha konforlu hâle geldiğini belirterek, tedavinin yanında tetikleyici faktörlerin de kontrol altına alınması gerektiğini söyledi.
Bazı yaşam tarzı değişikliklerinin de şikâyetleri hafiflettiğini belirten Uzman Dr. Uzunca, düzenli egzersiz, kafein ve nikotin tüketiminin azaltılması, yatmadan önce ağır aktivitelerden kaçınılması, bacaklara sıcak-soğuk uygulama yapılması ve uyku rutinine özen gösterilmesinin hastalara yardımcı olabileceğini dile getirdi.
Huzursuzluk hissi yaşayan vatandaşlara uyarıda bulunan Uzman Dr. Uzunca, “Bu belirtileri görmezden gelmeyin, mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurun” diyerek sözlerini noktaladı.(Haber:Erkan KARAMAN)





