Saraçlar Caddesi’nde bulunan PTT önünde basın açıklaması düzenleyen Tüm Yerel Sen üyeleri, sorun ve taleplerini dile getirdi. Basın açıklamasını okuyan Tüm Yerel Sen Disiplin Kurulu Başkan Yardımcısı Yılmaz Düzova, enflasyonda yaşanan artışa dikkat çekerek; “Türkiye Temmuz 2023'le birlikte yeni bir enflasyon tusunamisine yakalanmaktadır. 14 Mayıs seçimlerini izleyen iki aylık sürede dolar kuru yüzde 33,6, Euro kuru yüzde 37,4 oranında artmıştır. Bu artışların önümüzdeki aylarda da devam etmesi kaçınılmazdır. Kurdaki bu artışlar iktidarın KDV ve ÖTV gibi vergilere yaptığı zamlarla birleşerek çalışanlara çok yüksek enflasyon olarak yansıyacaktır.” Dedi.
Tüm Yerel Sen Disiplin Kurulu Başkan Yardımcısı Yılmaz Düzova’nın okuduğu basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi; “7'nci Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri, 1 Ağustos 2023 tarihinde başlamıştır. Önceki yıllarda imzalanan altı sözleşme kamu çalışanlarının yıllardır yaşadığı temel sorunların hiçbirine kalıcı çözüm getirememiştir. Bu görüşmelerde de olumlu bir sonuç alınacağını düşünmüyoruz. Grev hakkı bulunmayan bir toplu sözleşme sürecinden çalışanlar yararına bir sonuç alınamadığını önceki sözleşme dönemlerinde çok açık bir şekilde gördük. Kamu çalışanları; sözleşmeli, ücretli, vekil gibi esnek ve güvencesiz statülerde çalıştırılma, atama ve görevde yükselmelerde adam kayırma ve kadrolaşmanın esas alınması, artırılan vergi yükü, insan onuruna yakışmayan adaletsiz bir ücret düzeni, adaletsiz ek gösterge sistemi, özelleştirme tehdidi, hayat pahalılığı, olumsuz çalışma koşulları, uluslararası kurallara uymayan bir toplu sözleşme sistemi ve daha birçok sorunla çepeçevre sarılmış durumdadır. Gerçek enflasyonun kıyısına bile yaklaşmayan, emeğin değerini giderek ucuzlatan yüzde 6- 8 'lik zamlarla imzalanan toplu sözleşmeler, kamu çalışanlarını son iki yıldır olduğu gibi iktidarın insafına bırakmıştır. İktidar ek gösterge, yetersiz olan toplu sözleşme zamlarının artırılması, emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili düzenlemelerde olduğu gibi çalışanları doğrudan ilgilendiren düzenlemelerde sendikaların, talep, görüş ve önerilerini dikkate bile almamıştır. İktidar, yandaş sendikacılık yüzünden Türk sendikal hareketini görmezden gelmektedir. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Kamu-Ar'a göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 12 bin 720 lira, yoksulluk sınırının 33 bin 984 lira olarak hesaplandığı bir dönemde Temmuz zammından önce en düşük memur maşı ise 10 bin 442 bin lira. ortalama memur maaşı 12 bin 199 lira düzeyinde bulunmaktaydı. Yapılan 8 bin 77 liralık seyyanen zamla birlikte (22 bin lira olarak açıklanmasına rağmen aile ve çocuk yardımları hariç) en düşük 20 bin 352 liraya ve 22 bin 41 7 liraya yükselen ortalama memur aylığı yoksulluk sınırının yanına bile yaklaşamamaktadır. Ücretlerin milli gelirden aldığı pay yıllar itibariyle giderek azalmakta, sermayenin payı artmaktadır. Bu tutarların insan onuruna yakışır bir düzeye çıkarılması kaçınılmazdır ancak bunun TÜİK'in açıkladığı resmi enflasyona göre hesaplanan farklarla giderilmesi mümkün değildir Hükümet zam teklifini yıllardır kendisinin belirlediği ancak hiçbir zaman gerçekleşmeyen sapan enflasyon tahmini ve hedefini ileri sürerek oluşturmaktadır. Oysa yıllardır ne hükümetin enflasyon tahmini ne de Merkez Bankasının enflasyon hedefi tutmaktadır. TÜİK'in son aylarda yüzde 38 - 39 seviyesinde hesapladığı yıllık enflasyon, gerçekte üç haneli oranlarda seyretmektedir. İktidarın 2022 Ocak, 2023 Ocak ve 2023 Temmuzunda toplu sözleşmeyle belirlenen ve enflasyon farkı esas alınan sözleşme yerine daha yüksek oranda zam yapmak zorunda kalması TÜİK'in enflasyonu gizlerken ipin ucunu kaçırmış olmasından kaynaklanmaktadır. Türkiye Temmuz 2023'le birlikte yeni bir enflasyon tusunamisine yakalanmaktadır. 14 Mayıs seçimlerini izleyen iki aylık sürede dolar kuru yüzde 33,6, Euro kuru yüzde 37,4 oranında artmıştır. Bu artışların önümüzdeki aylarda da devam etmesi kaçınılmazdır. Kurdaki bu artışlar iktidarın KDV ve ÖTV gibi vergilere yaptığı zamlarla birleşerek çalışanlara çok yüksek enflasyon olarak yansıyacaktır. İktidarın uyguladığı "akıl dışı" ekonomik politikalardan seçim kaybetme korkusuyla bir türlü çıkamamasının ağır faturasını başta kamu çalışanları olmak üzere ücretli ve sabit gelirliler ödemektedir. Gelir dağılımındaki adaletsizlik giderek artmakta özellikle ücretliler gelirden giderek daha az payla yetinmektedir. Ücretliler, sabit gelirliler ve toplumun diğer alt gelir grupları 2024 yılında çok daha acımasız bir ekonomik baskıyla karşı karşıya kalacak. İktidar 2024 yerel seçimlerinden sonra IMF reçetelerine benzer sert bir dizi ekonomik önlemi yürürlüğe koymak zorunda kalacaktır. Bunu IMF'yle anlaşarak da yapsa, anlaşmadan da yapsa klasik IMF reçetelerinde olduğu gibi öncelikle ücretleri baskılamaya ve reel olarak daha fazla eritmeye odaklanacaktır. Dolayısıyla 2024-2025 toplu sözleşme görüşmelerinde 2024 yılına ilişkin bu olumsuz beklentilerin görüşme masasına getirilmesi ve taleplerin buna göre oluşturulması zorunludur. TALEPLERİMİZ Tüm Yerel Sen olarak kamu emekçilerinin grev hakkının tanınmasını istiyoruz. Sendikal hareketin önündeki tüm engellerin kaldırılmasını, sendikal rekabetin önündeki engellerin kaldırılmasını bekliyoruz. Kamu çalışanlarından TÜİK'in enflasyon hesaplarına güvenmesi beklenmemelidir. TÜİK enflasyonu hesaplarken oldukça cimri davrandığı için, ücretlerin belirlenmesinde artık TÜFE yerine, bir bakıma enflasyon ve büyüme oranının bileşiği olan milli gelirdeki cari fiyatlarla artış oranının dikkate alınması gerektiğini savunuyoruz. Çok şey istemiyoruz. En düşük memurların 2002 yılında milli gelirden aldığı pay kadar bir pay alabilmesini sağlayacak bir ücret zammı talep ediyoruz. 2024-2025 yıllarında yapılması gereken ücret zamlarına temel oluşturacak şekilde kamu çalışanlarının maaşlarında Ocak 2024'te yüzde 115 oranında arttırılmalıdır.2024 ve 2025 yıllarında yapılacak zam oranları bu rakam üzerinden hesaplanmalıdır. Yüzde 115 oranındaki arttırılarak belirlenen bu tutara 2024 ve 2025 yıllarında Ocak, Nisan, Temmuz ve Eylül aylarında(üçer aylık sürelerle)yüzde 15 oranında zam yapılmalıdır.2025 Ocak ayında Yüzde 5 refah payı ilave edilmelidir. Enflasyon farkları Yüzde 15'i geçtiği an aylık olarak ödenmelidir. Kamu çalışanlarına 8 bin 250 lira aylık kira yardımı yapılmalı, büyükşehir statüsündeki illerde bu orana yüzde 25 artı ilave olarak ödenmelidir. Memurlar ve diğer ücretlilerin en büyük sorunlarından biri de vergi yükünün ağır olmasıdır. Ücretlilerin gelir vergisi yüzde 15'te sabitlenmelidir. Yerel yönetimlerde toplu sözleşmeler yasayla zorunlu hale getirilmeli, belediye başkanının insafına bırakılmamalıdır. Yerel yönetimlerde toplu sözleşme yapılmasını kısıtlayan unsurlar yasalardan çıkarılmalıdır. Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları, yerel yönetimlerde personelin liyakat ve kariyer ilkeleri çerçevesinde hizmet gereği ve personel planlamasının esas alınarak o belediyenin norm kadro durumları ve ihtiyaçları da değerlendirilerek her yıl zorunlu hale getirilerek mülakat kaldırılmalıdır.” (Haber: Ali KARAMAN)




