Hatice ÖZSOY
Toplantıda konuşan Gaytancıoğlu, bilimin soyut kavramları çocuklara 12-14 yaşları arasında öğretilmesi gerektiğini 4-6 yaş bu kavramları öğrenmede erken bir yaş olduğunu söylerken aynı zamanda “En büyük düşmanımız cehalettir” şeklinde konuştu.
Gaytancıoğlu, konu üzerinde velilerinde tepkili olduğunu ve bilim neyi öngörüyorsa müfredatın ona göre şekillenmesi gerektiğini savundu.
Gaytancıoğlu, “Şube başkanımız gayet açık ve net bir şekilde ifade etti. Daha önce bende bu konuyu mecliste gündeme getirmiştim. Uzunköprü’de bir gece vakti böyle bir eğitimin yapıldığı öne sürülmüştü. Velilerin birçoğu da tepkili, zaten Edirne kamuoyunda da veliler tepkilerini gösterdiler. CHP bu ülkeyi kurarken Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün konuşmasından biridir. ‘Benim manevi mirasım bilim ve akıldır’ demiştir. Yani bilim neyi öngörüyorsa müfredatımızı, sistemimizi ona göre kurarız. Bunun dışında zorlamanın bir anlamı yok. Bilim ne diyor soyut kavramlar çocuklara 12-14 yaş arasında öğretilmeli. Soyut kavramlarla bu kadar erken yaşta çocuklarımızı neden karşı karşıya getiriyorsunuz. Algının geliştiği bir yaş var bunu biz değil konunun uzmanları söylüyor. 4-6 yaşındaki çocuk daha neyin ne olduğunu bilmeden kafasında düşüneceği başka şeyler varken bu bilgileri vermeniz son derece yanlış. Dolayısıyla bunu kesinlikle siyaset açısından düşünmüyoruz. Çocuk gelişimi açısından düşünüyoruz. Her çocuk bizim için gelecekte bir değerdir. Geleceğimiz çocuklarımıza emanet. Çocuklarımızın beyinlerinin erken yaşta gereksiz şekilde soyut kavramlarla dolmasını istemeyiz. Ayrılık, cennet, cehennem gibi soyut kavramları düşünebilecek, algılayabilecek bir durumda değiller. 21. yy dayız internet çağındayız, dünya gelişiyor çocuklarımıza gençlerimize nelerle karşı karşıya olduklarını öğretelim. En büyük düşman cehalettir. Bilmeden bazı şeyleri öğretmenin son derece yanlış olduğunu savunuyorum. Ve bu konuda sendikamızın her zaman yanındayız” şeklinde ifadelere yer verdi.
Çocukların gelecekleri siyasetin içerisine girmeyecek kadar değerlidir diyen Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar, okuma yazmayı yeni öğrenen çocukların Arap alfabesini de aynı zamanda öğrenmeye çalışmasının kafa karışıklığına sebep olacağının da altını çizdi.
Zobar, “Öğrencilerin soyut bilgiyi kazanma süresi 12-14 yaş arasındadır. Bu yaşlardan önce soyut bilgilerin verilmesi çocukta psikolojik olarak sorun yaratması diyanet programının kazanımlarından biri olan Arap alfabesinin kullanılması birinci sınıfta okuma yazma öğrenen bir çocuk için kafa karışıklığına sebep olabilir. İmzalanan protokolde 4-6 yaş arası çocuklara bu eğitimi almasının olası problemlerini komu oyuyla paylaşmak biz eğitim sendikalarının en önemli görevidir. Çocuklarımızın hayatları siyasetin içerisinde giremeyecek kadar değerlidir. Yaptığımız uyarılar sonucu Eğitim-İş Edirne Şubemiz laik ve bilimsel eğitim anlayışını unutturmaya çalışan birtakım kurumlar tarafından algı operasyonlarıyla hedef gösterilmeye devam etmektedir. Bütün bu hedef gösterilmelere karşı laik, demokratik, bilimsel kamusal eğitimin askıya alınmaya, cumhuriyet eğitim sisteminin ve oluşturduğu kültürün tavsiye edilmeye çalışıldığı Atatürk devrim ve ilkelerinin yok edilmek istendiği bu süreçte Eğitim-İş olarak Atatürk’ten aldığımız güç ile her zaman gericiliğe ırkçılığa ve bölücülüğü karşı dimdik ayakta kalacağız. Konuyla ilgili bizlere desteğini esirgemeyen Milletvekilimiz Okan Gaytancıoğlu’na da teşekkür ederiz” şeklinde konuştu.
Toplantıda konuşan Gaytancıoğlu, bilimin soyut kavramları çocuklara 12-14 yaşları arasında öğretilmesi gerektiğini 4-6 yaş bu kavramları öğrenmede erken bir yaş olduğunu söylerken aynı zamanda “En büyük düşmanımız cehalettir” şeklinde konuştu.
Gaytancıoğlu, konu üzerinde velilerinde tepkili olduğunu ve bilim neyi öngörüyorsa müfredatın ona göre şekillenmesi gerektiğini savundu.
Gaytancıoğlu, “Şube başkanımız gayet açık ve net bir şekilde ifade etti. Daha önce bende bu konuyu mecliste gündeme getirmiştim. Uzunköprü’de bir gece vakti böyle bir eğitimin yapıldığı öne sürülmüştü. Velilerin birçoğu da tepkili, zaten Edirne kamuoyunda da veliler tepkilerini gösterdiler. CHP bu ülkeyi kurarken Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün konuşmasından biridir. ‘Benim manevi mirasım bilim ve akıldır’ demiştir. Yani bilim neyi öngörüyorsa müfredatımızı, sistemimizi ona göre kurarız. Bunun dışında zorlamanın bir anlamı yok. Bilim ne diyor soyut kavramlar çocuklara 12-14 yaş arasında öğretilmeli. Soyut kavramlarla bu kadar erken yaşta çocuklarımızı neden karşı karşıya getiriyorsunuz. Algının geliştiği bir yaş var bunu biz değil konunun uzmanları söylüyor. 4-6 yaşındaki çocuk daha neyin ne olduğunu bilmeden kafasında düşüneceği başka şeyler varken bu bilgileri vermeniz son derece yanlış. Dolayısıyla bunu kesinlikle siyaset açısından düşünmüyoruz. Çocuk gelişimi açısından düşünüyoruz. Her çocuk bizim için gelecekte bir değerdir. Geleceğimiz çocuklarımıza emanet. Çocuklarımızın beyinlerinin erken yaşta gereksiz şekilde soyut kavramlarla dolmasını istemeyiz. Ayrılık, cennet, cehennem gibi soyut kavramları düşünebilecek, algılayabilecek bir durumda değiller. 21. yy dayız internet çağındayız, dünya gelişiyor çocuklarımıza gençlerimize nelerle karşı karşıya olduklarını öğretelim. En büyük düşman cehalettir. Bilmeden bazı şeyleri öğretmenin son derece yanlış olduğunu savunuyorum. Ve bu konuda sendikamızın her zaman yanındayız” şeklinde ifadelere yer verdi.
Çocukların gelecekleri siyasetin içerisine girmeyecek kadar değerlidir diyen Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar, okuma yazmayı yeni öğrenen çocukların Arap alfabesini de aynı zamanda öğrenmeye çalışmasının kafa karışıklığına sebep olacağının da altını çizdi.
Zobar, “Öğrencilerin soyut bilgiyi kazanma süresi 12-14 yaş arasındadır. Bu yaşlardan önce soyut bilgilerin verilmesi çocukta psikolojik olarak sorun yaratması diyanet programının kazanımlarından biri olan Arap alfabesinin kullanılması birinci sınıfta okuma yazma öğrenen bir çocuk için kafa karışıklığına sebep olabilir. İmzalanan protokolde 4-6 yaş arası çocuklara bu eğitimi almasının olası problemlerini komu oyuyla paylaşmak biz eğitim sendikalarının en önemli görevidir. Çocuklarımızın hayatları siyasetin içerisinde giremeyecek kadar değerlidir. Yaptığımız uyarılar sonucu Eğitim-İş Edirne Şubemiz laik ve bilimsel eğitim anlayışını unutturmaya çalışan birtakım kurumlar tarafından algı operasyonlarıyla hedef gösterilmeye devam etmektedir. Bütün bu hedef gösterilmelere karşı laik, demokratik, bilimsel kamusal eğitimin askıya alınmaya, cumhuriyet eğitim sisteminin ve oluşturduğu kültürün tavsiye edilmeye çalışıldığı Atatürk devrim ve ilkelerinin yok edilmek istendiği bu süreçte Eğitim-İş olarak Atatürk’ten aldığımız güç ile her zaman gericiliğe ırkçılığa ve bölücülüğü karşı dimdik ayakta kalacağız. Konuyla ilgili bizlere desteğini esirgemeyen Milletvekilimiz Okan Gaytancıoğlu’na da teşekkür ederiz” şeklinde konuştu.





