Edirne Roman Eğitim Gönüllüleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Turan Şallı yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi;
“Roman kültürünün temel ekseninde sürekli olarak yerini muhafaza eden ekonomik yoksunluk, Roman toplulukların iktisadi yaşamda yeterli düzeyde olmamasından kaynaklanmaktadır. Türkiye’de Roman sivil toplum örgütlenmeleri bilgi dağarcığının içindeki söylem dili Roman kültürüdür. Müzik ve eğlencenin dışındaki Roman kültürü sefilik, ziyanlık, yaşamın uç noktasıdır.
Günümüzde halen yaygın bir söylemle “Çingene” olarak tanımlanan Romanlar, kendilerine özgün kişilik davranışları, kırsal ve kentsel yaşamının varoş alanlarında sürdürdükleri iktisadi faaliyetleri, eğitim yaşamındaki çıkmazları ve istihdam süreçleri, sosyal politikaların zorunluluğuna gereksinim oluşturmaktadır. Roman toplumsal guruplar, dezavantajlı gurupların içinde marjinal bir kitlenin oluşumunu sağlamıştır. Tarihin bir dönemlerinde kendilerine gösterilen ilgi zamanla değişebilmiş, dışlanmanın ağır sonuçları, sosyal dışlanmayı körüklemiştir. Roman toplulukların yıllar önce göçebe bir toplum oluşları, yaşam koşullarını daha da güçleştirmiştir. Özellikle iktisadi anlamda yeteri derecede gelişememeleri, mecburen kendi pratiklerini üretmesini sağladı. Ayı oynatıcılığı, sirk cambazlığı, falcılık, çalgıcılık, büyücülük, at bakıcılığı başlıca örneklerdir. En ilginç olanı ayı oynatıcılığı idi. Romanlar, küçük ayı yavrularına eziyet çektirerek, müzik eşliğinde farklı hareketler öğretilerek oynatırlardı. Çingenelerin ayı oynatıcılığı yazılı belgelere bakıldığındın üçyüz yıla kadar dayanıyor.Ayı oynatıcılığı yine yazılı belgelerde yazılıdır. Avrupa ülkelerinde ve Türkiye’de de yapılan ayı oynatıcılığı Trakya’da daha çok Malkara bölgesinde olduğu da bilinmektedir. Romanların içinde dahi bazen kendini tanıtma anlamında ‘ben ayıcılardanım ağbi’ Bazen de ‘ben ayıcı Şakir’in damadıyım’ sözleri duyulmuştur.
Özgürlüğü gasp edilmiş zavallı ayılar diyar diyar gezdirilir, yollarda eziyet çekerdi. İnsan kalabalıkların içinde oynamak zorundaydı. Aksi halde sahibi de açtı. Kendi de açtı. Ayı sahibi Roman, ayıya ‘koca oğlan kadınlar hamamda nasıl bayılır’ sözüne karşılık bayılma numarası yapardı. İsterse yapmasın! para kazanılmaz ise,akşama girdiği kulübede açlıktan bayılacaktı.Gerçeği sahibinin kendisine gerektiği kadar yiyecek verdiğini söylemek te zordur. Zavallı ayılar doğal yaşamından koparılmış, yoksul Romana ekmek kapısı olmaya devam ediyordu. Romanların bu işten de memnun olmadığı ancak, yaşamın koşullarında bu işi yapmaya mecbur bırakıldığı gerçeği de ortadadır. Dünya’nın farklı coğrafyalarında bu ayı oynatıcılığı zamanla gelişen hayvan hakları savunucuları sayesinde Romanların ayı oynatmaları yasaklandı. Ayılar ellerinden alınarak doğal yaşamlarına kavuşması sağlandı. Hatta Avrupa ülkelerinde Romanların ellerindeki ayılar kamu görevlileri tarafından para ile satın alındı. Türkiye’deki Romanlara para verilmeden ayılar ellerinden alınmıştı. Romanların elindeki ayıların alınması aileleri üzmüş olsa da, yıllarca Romanların elinde esir tutulan ayılar doğal yaşamlarına kavuştular. Romanların elinde bir dönem esir tutulan ayılara Romanların merhametli davrandığını söylemek mümkün değildir. Bir dönem Romanların iktisadi yaşamının bir parçası olan ayılar doğal yaşamlarındaki özgürlüklerine kavuştular, Roman topluluklar ekonomik özgürlüğüne kavuşamadılar.” (Haber Merkezi)
“Roman kültürünün temel ekseninde sürekli olarak yerini muhafaza eden ekonomik yoksunluk, Roman toplulukların iktisadi yaşamda yeterli düzeyde olmamasından kaynaklanmaktadır. Türkiye’de Roman sivil toplum örgütlenmeleri bilgi dağarcığının içindeki söylem dili Roman kültürüdür. Müzik ve eğlencenin dışındaki Roman kültürü sefilik, ziyanlık, yaşamın uç noktasıdır.
Günümüzde halen yaygın bir söylemle “Çingene” olarak tanımlanan Romanlar, kendilerine özgün kişilik davranışları, kırsal ve kentsel yaşamının varoş alanlarında sürdürdükleri iktisadi faaliyetleri, eğitim yaşamındaki çıkmazları ve istihdam süreçleri, sosyal politikaların zorunluluğuna gereksinim oluşturmaktadır. Roman toplumsal guruplar, dezavantajlı gurupların içinde marjinal bir kitlenin oluşumunu sağlamıştır. Tarihin bir dönemlerinde kendilerine gösterilen ilgi zamanla değişebilmiş, dışlanmanın ağır sonuçları, sosyal dışlanmayı körüklemiştir. Roman toplulukların yıllar önce göçebe bir toplum oluşları, yaşam koşullarını daha da güçleştirmiştir. Özellikle iktisadi anlamda yeteri derecede gelişememeleri, mecburen kendi pratiklerini üretmesini sağladı. Ayı oynatıcılığı, sirk cambazlığı, falcılık, çalgıcılık, büyücülük, at bakıcılığı başlıca örneklerdir. En ilginç olanı ayı oynatıcılığı idi. Romanlar, küçük ayı yavrularına eziyet çektirerek, müzik eşliğinde farklı hareketler öğretilerek oynatırlardı. Çingenelerin ayı oynatıcılığı yazılı belgelere bakıldığındın üçyüz yıla kadar dayanıyor.Ayı oynatıcılığı yine yazılı belgelerde yazılıdır. Avrupa ülkelerinde ve Türkiye’de de yapılan ayı oynatıcılığı Trakya’da daha çok Malkara bölgesinde olduğu da bilinmektedir. Romanların içinde dahi bazen kendini tanıtma anlamında ‘ben ayıcılardanım ağbi’ Bazen de ‘ben ayıcı Şakir’in damadıyım’ sözleri duyulmuştur.
Özgürlüğü gasp edilmiş zavallı ayılar diyar diyar gezdirilir, yollarda eziyet çekerdi. İnsan kalabalıkların içinde oynamak zorundaydı. Aksi halde sahibi de açtı. Kendi de açtı. Ayı sahibi Roman, ayıya ‘koca oğlan kadınlar hamamda nasıl bayılır’ sözüne karşılık bayılma numarası yapardı. İsterse yapmasın! para kazanılmaz ise,akşama girdiği kulübede açlıktan bayılacaktı.Gerçeği sahibinin kendisine gerektiği kadar yiyecek verdiğini söylemek te zordur. Zavallı ayılar doğal yaşamından koparılmış, yoksul Romana ekmek kapısı olmaya devam ediyordu. Romanların bu işten de memnun olmadığı ancak, yaşamın koşullarında bu işi yapmaya mecbur bırakıldığı gerçeği de ortadadır. Dünya’nın farklı coğrafyalarında bu ayı oynatıcılığı zamanla gelişen hayvan hakları savunucuları sayesinde Romanların ayı oynatmaları yasaklandı. Ayılar ellerinden alınarak doğal yaşamlarına kavuşması sağlandı. Hatta Avrupa ülkelerinde Romanların ellerindeki ayılar kamu görevlileri tarafından para ile satın alındı. Türkiye’deki Romanlara para verilmeden ayılar ellerinden alınmıştı. Romanların elindeki ayıların alınması aileleri üzmüş olsa da, yıllarca Romanların elinde esir tutulan ayılar doğal yaşamlarına kavuştular. Romanların elinde bir dönem esir tutulan ayılara Romanların merhametli davrandığını söylemek mümkün değildir. Bir dönem Romanların iktisadi yaşamının bir parçası olan ayılar doğal yaşamlarındaki özgürlüklerine kavuştular, Roman topluluklar ekonomik özgürlüğüne kavuşamadılar.” (Haber Merkezi)





