Haber: Hatice ÖZSOY
Toplu sözleşme masasının kendinden olmayan ve kamu emekçilerini tanımayan anlayışının karşısında olacaklarını belirten Zobar, ülkedeki ekonomik krizin derinleşmekte olduğunu belirtti.
Kamu emekçileri, işçiler ve tüm yurttaşlar enflasyona yenik düşerken halkın temel tüketim ürünleri ile zorunlu ihtiyaçlarının sürekli zamlandığını belirten Zobar, “Ülkedeki tüm çalışanların kemer sıkma politikasına kurban gittiği, işçinin ve kamu emekçinin yaşam şartlarının zorlaştığı dönemde yandaş konfederasyonun neden sessizliğe büründüğü bugün çok iyi anlaşıldı. Açlık ve yoksulluk altında ezilen 3 milyon kamu emekçisi ve 2 milyon kamu emeklisi Sözde Toplu Sözleşme görüşmelerini artan sorunlarla karşılamaktadır” dedi.
Türkiye’nin ekonomik kriz döneminden geçtiğini belirten Zobar, “Enflasyon yükseliyor, paramız değer kaybediyor, vatandaşın satın alma gücü eriyor, ekmeği her geçen gün küçülüyor. Ülkenin ekonomisi daralıyor. İşsizlik, tarihinin en yüksek noktasına doğru soluksuz tırmanmaktadır” dedi.
1 Ağustosta görüşmeleri başlayacak toplu sözleşme masasına seslenen Zobar, “Kamu emekçilerinin; 3600 ek gösterge talebine, vergi adaletsizliğine, zam talebine, kamu emekçilerinin ekonomik, mesleki, örgütsel ve sosyal haklarına kulak tıkamakta vazgeçin. Kamu emekçilerinin örgütlenme hakkı, grev hakkı, kamu hizmet alanlarının tasfiye edilmesi ya da tümüyle ticarileştirilmesi, işe alma, atama ve görevde yükselmelerde egemen olan partizanlık, adam kayırmacılık liyakat gibi birçok sorunu sözde görüşme masasına getirilmelidir” diye konuştu.
Ülke olarak geçirilen ağır şartlarda 2020–2021 yılını kapsayan toplu sözleşme sürecinin enflasyon altında bırakılacak zam oranlarıyla hiçbir kamu emekçisini açlığa ve yoksulluğa mahkum etmeyeceklerini belirten Zobar, “Bizler kamu emekçilerinin maaş zamlarının belirlenmesinde enflasyonun temel alınmasına bir son verilmesini, ülkemizin ekonomik ve sosyal gerçekleri üzerinden bir hesaplama üzerinden hareket edilmesini ve büyümeden pay verilmesini bekliyoruz” dedi.
Gerçek bir Toplu İş Sözleşmesi düzeninde, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak; Ücret, maaş ve diğer özlük haklarıyla ilgili taleplerini sıralayan Zobar’ın yer verdiği maddelerden bir kaçı şu şekilde:
“Kamu emekçilerinin 2002 yılından bu yana karşı kaşıya kaldığı kayıplar yüzdelik zamlarla telafi edilemeyecek bir noktaya ulaşmıştır. Kaldı ki kamu emekçilerinin harcanabilir gelirlerinin büyük kısmını ayırdıkları seçilmiş gıda harcamaları son bir yılda yüzde 56 oranında artmıştır. Bu nedenle, emekli aylıklarına da yansıtılabilecek şekilde kamu emekçilerinin ücretlerine 2020 yılı için yüzde 50’nin üzerinde bir zam yapılmalıdır. 2020 yılına ilişkin zam oranları da Orta Vadeli Programında (2021-2024) yer verilecek enflasyon hedefi ve GSYH büyüme hedefinin toplamı kadar bir zam uygulanmalıdır. Enflasyonun ve büyümenin hedeflenenden daha yüksek oranda gerçekleşmesi halinde ise aradaki fark memur maaşlarına 2022 yılında yansıtılmalıdır.
Kamu emekçilerine, yılda bir defa yıllık izne ayrılırken bir maaş tutarında yıllık izin ikramiyesi ödenmelidir. Kamu çalışanlarına kreş olanağı sağlanmalı ya da günün koşullarına uygun olarak kreş yardımı verilmelidir. 50 ve daha fazla kamu çalışanının olduğu tüm kurumlarda yemekhane kurulması ve daha küçük birimlerde TÜİK gıda endeksine göre güncellenmesi kaydıyla en az günlük 10 Lira yemek ücreti ödenmesi sağlanmalıdır. Ölüm yardımı ödeneği artırılmalıdır. Temmuz 2015’ten buyana değiştirilmeyen ve birinci çocuk için 300, ikinci çocuk için 400, üç ve sonraki çocuklar için 600 lira olarak uygulanan doğum yardımı ödeneği artırılmalıdır. Çoğul gebelikler de yardım bebek sayısıyla orantılı olarak verilmelidir. Kamuda aynı kadro ve unvanlarda çalışanlar arasındaki ücret farklılıkları giderilmeli eşit işe eşit ücret ödenmelidir. Kamu emekçilerinin maaşlarıyla birlikte yapılan tüm ek ödemeler emekliliğe esas alınmalı ve bu tutarlar emekli aylığına da yansıtılmalıdır. Tüm kamu emekçilerine her yıl en az iki defa olmak üzere kıyafet ihtiyacının karşılanmasına yetecek şekilde giyim yardımı yapılmalıdır. Kamuda görevde yükselmelerde, sözlü sınav uygulaması kaldırılarak liyakat esas alınmalıdır.”
Toplu sözleşme masasının kendinden olmayan ve kamu emekçilerini tanımayan anlayışının karşısında olacaklarını belirten Zobar, ülkedeki ekonomik krizin derinleşmekte olduğunu belirtti.
Kamu emekçileri, işçiler ve tüm yurttaşlar enflasyona yenik düşerken halkın temel tüketim ürünleri ile zorunlu ihtiyaçlarının sürekli zamlandığını belirten Zobar, “Ülkedeki tüm çalışanların kemer sıkma politikasına kurban gittiği, işçinin ve kamu emekçinin yaşam şartlarının zorlaştığı dönemde yandaş konfederasyonun neden sessizliğe büründüğü bugün çok iyi anlaşıldı. Açlık ve yoksulluk altında ezilen 3 milyon kamu emekçisi ve 2 milyon kamu emeklisi Sözde Toplu Sözleşme görüşmelerini artan sorunlarla karşılamaktadır” dedi.
Türkiye’nin ekonomik kriz döneminden geçtiğini belirten Zobar, “Enflasyon yükseliyor, paramız değer kaybediyor, vatandaşın satın alma gücü eriyor, ekmeği her geçen gün küçülüyor. Ülkenin ekonomisi daralıyor. İşsizlik, tarihinin en yüksek noktasına doğru soluksuz tırmanmaktadır” dedi.
1 Ağustosta görüşmeleri başlayacak toplu sözleşme masasına seslenen Zobar, “Kamu emekçilerinin; 3600 ek gösterge talebine, vergi adaletsizliğine, zam talebine, kamu emekçilerinin ekonomik, mesleki, örgütsel ve sosyal haklarına kulak tıkamakta vazgeçin. Kamu emekçilerinin örgütlenme hakkı, grev hakkı, kamu hizmet alanlarının tasfiye edilmesi ya da tümüyle ticarileştirilmesi, işe alma, atama ve görevde yükselmelerde egemen olan partizanlık, adam kayırmacılık liyakat gibi birçok sorunu sözde görüşme masasına getirilmelidir” diye konuştu.
Ülke olarak geçirilen ağır şartlarda 2020–2021 yılını kapsayan toplu sözleşme sürecinin enflasyon altında bırakılacak zam oranlarıyla hiçbir kamu emekçisini açlığa ve yoksulluğa mahkum etmeyeceklerini belirten Zobar, “Bizler kamu emekçilerinin maaş zamlarının belirlenmesinde enflasyonun temel alınmasına bir son verilmesini, ülkemizin ekonomik ve sosyal gerçekleri üzerinden bir hesaplama üzerinden hareket edilmesini ve büyümeden pay verilmesini bekliyoruz” dedi.
Gerçek bir Toplu İş Sözleşmesi düzeninde, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak; Ücret, maaş ve diğer özlük haklarıyla ilgili taleplerini sıralayan Zobar’ın yer verdiği maddelerden bir kaçı şu şekilde:
“Kamu emekçilerinin 2002 yılından bu yana karşı kaşıya kaldığı kayıplar yüzdelik zamlarla telafi edilemeyecek bir noktaya ulaşmıştır. Kaldı ki kamu emekçilerinin harcanabilir gelirlerinin büyük kısmını ayırdıkları seçilmiş gıda harcamaları son bir yılda yüzde 56 oranında artmıştır. Bu nedenle, emekli aylıklarına da yansıtılabilecek şekilde kamu emekçilerinin ücretlerine 2020 yılı için yüzde 50’nin üzerinde bir zam yapılmalıdır. 2020 yılına ilişkin zam oranları da Orta Vadeli Programında (2021-2024) yer verilecek enflasyon hedefi ve GSYH büyüme hedefinin toplamı kadar bir zam uygulanmalıdır. Enflasyonun ve büyümenin hedeflenenden daha yüksek oranda gerçekleşmesi halinde ise aradaki fark memur maaşlarına 2022 yılında yansıtılmalıdır.
Kamu emekçilerine, yılda bir defa yıllık izne ayrılırken bir maaş tutarında yıllık izin ikramiyesi ödenmelidir. Kamu çalışanlarına kreş olanağı sağlanmalı ya da günün koşullarına uygun olarak kreş yardımı verilmelidir. 50 ve daha fazla kamu çalışanının olduğu tüm kurumlarda yemekhane kurulması ve daha küçük birimlerde TÜİK gıda endeksine göre güncellenmesi kaydıyla en az günlük 10 Lira yemek ücreti ödenmesi sağlanmalıdır. Ölüm yardımı ödeneği artırılmalıdır. Temmuz 2015’ten buyana değiştirilmeyen ve birinci çocuk için 300, ikinci çocuk için 400, üç ve sonraki çocuklar için 600 lira olarak uygulanan doğum yardımı ödeneği artırılmalıdır. Çoğul gebelikler de yardım bebek sayısıyla orantılı olarak verilmelidir. Kamuda aynı kadro ve unvanlarda çalışanlar arasındaki ücret farklılıkları giderilmeli eşit işe eşit ücret ödenmelidir. Kamu emekçilerinin maaşlarıyla birlikte yapılan tüm ek ödemeler emekliliğe esas alınmalı ve bu tutarlar emekli aylığına da yansıtılmalıdır. Tüm kamu emekçilerine her yıl en az iki defa olmak üzere kıyafet ihtiyacının karşılanmasına yetecek şekilde giyim yardımı yapılmalıdır. Kamuda görevde yükselmelerde, sözlü sınav uygulaması kaldırılarak liyakat esas alınmalıdır.”





