Edirneli Yazar Sertaç Yumun ‘Kenara yakın’ isimli ilk kitabını basına tanıttı. Edirne’de doğup büyüyen Yumun romanının Edirne’de geçtiğini belirterek, Edirneli olmanın yanı sıra romanın hikayesine ve ruhuna çok uygun bir şehir olduğunu söyledi. Aynı zamanda Yazar Yumun, kitabının film olması adına senaryoya dönüştürerek yapımcılara sunmaya hazırlanıyor. Yakın bir tarihte Edirne konulu bir film yine bu kentte çekilebileceğini gösteriyor. Kitap ve senaryoda Edirne sokakları ve mekanları detaylarla anlatıldığını belirten Yumun, kurgu olarak göçmen kaçakçılığının da içinde barındıran bir kiralık katili anlattığını söyledi.
Edirneli yazar Sertaç Yumun gazetecilerle Dulda isimli kafede bir araya gelerek, romanın gazetecilere anlattı. Yumun romanını kaleme alırken Edirne’ye katkı ve tanıtımını sağlamasını hedeflediğini söyledi. Çocukluğunun ve gençliğinin bu kenti romanda bir karakter olarak da vermek istediğini belirten Yumun, “Bu şehir benim yakından tanıdığım sokak sokak bildiğim bir şehir olduğu için hikayesinin burada geçmesini tercih ettim. Romanın konusu ilk cinayetini işleyecek kiralık bir katilin hikayesini anlatıyor. Bu romanın hikayesini seçerken, ülkenin sınırında geçiyor olması romandaki hikaye ile de paralellik arz ettiği aklıma geldi. Sınır bölgesinde olsun istedim ve Edirne’nin tarihi ve kültürel değerini aynı zamanda Türkiye’nin doğusundan batıya önemli bir geçiş noktası olması, romanı geliştirmek adına bir çok fırsat veriyordu. Edirne’nin bir çok mahallesini kullanırken Karaağaç mahallesine özellikle yer vermeye çalıştım ve hikayenin ana mekanı olarak orasını seçtim” dedi.
“YAŞANANLARLA BİR PARALELLİK ARZ EDEN KURGU ROMANDA İNANDIRICILIK DA ARTIYOR”
Arka planda bir göçmen hikayesi olduğunu belirten Yumun, “Buradaki anlatılan hikayenin gerçek hayatın bir yansıması değil, bunlar tamamen kurgu, ama anlatılanları günümüzde yaşananlarla bir paralellik arz etmesi de inandırıcılığını da artırıyordu. Sonrasında aldığım eleştirilerde de bunu gördüm. Yani kitapta anlatılanlar bir çok insana inandırıcı gelmişti. Edirne’nin kaçak göçmen hikayelerliyle geçen bir ismi de var. Günümüz haberlerine baktığımızda basından takip ettiğimizde bunu çok rahatlıkla görebiliyoruz. Dolayısıyla hayatın olağan akışına uygun olduğunu düşündüm böyle bir hikayenin Edirne’de geçmesinin. Sağ olsunlar Edirne halkı da buna teveccüh gösterdi ve imza günlerime katıldılar. Kitabı okuyanlar bana fikirlerini beyan etti ve bu beni motive etti. Hikayenin sonunda bitmediğini de görüyorsunuz ve devamını da yazmayı düşünüyorum” diye konuştu.
“YAPIMCILARLA GÖRÜŞMEYE BAŞLADIM”
Kitabın film olması için çalışmalara başlayan Yumun, “Bu kitabın bir de film olabilmesi için senaryo çalışmasını yapıyorum hatta bitirdim. Şu anda yapımcılar için bir film dosyası hazırlamaya çalışıyorum. Yine Sinema Genel Müdürlüğü’nün teşviklerine başvurmak için dosyamı hazırlanıyorum. Bu çalışmalarımı da bu yılın sonu gelmeden tamamlamayı hedefliyorum. Hem Sinema Genel Müdürlüğü’nün bağımsız filmlere verdiği desteklerden istifade etmeye çalışacağım. Yapımcılarla görüşmeye başladım, bir kaçı ile görüştüm. Bu yılın sonuna kadar dökümasyon tarafını bitirip 2025 yılında da projeyi hayata geçirmeye gayret edeceğim” ifadelerini kullandı.
“EDİRNE’NİN TANITIMINA KATKI SAĞLAMA FİKRİ AKLIMDA HEP VARDI”
Yumun, “Tabi ben roman ve film senaryosu yazarken Edirne’nin tanıtımına katkı sağlama fikri vardı. O yüzden kitabın için de Edirne ile ilgili sokaklar ve mekanlara bazı detaylar vermeye çalıştım. Bu detaylarda tarihi hikayelerde yer alıyor. Zaman zaman romanın gerçek hikayesinde uzaklaşsam da bu kentin detaylarına yer vermeye çalıştım. Hatta bununla ilgili eleştiriler de aldım. Ama ben karakterlerden biri de Edirne olsun istedim. Ben de bu tarz kitapları ve senaryoları seviyorum ve kendim de onu yapmaya çalışarak Edirne’yi anlattım” dedi.
KENARA YAKIN ADLI ROMANDAN GENEL BİLGİLER
Sertaç Yumun’un “Kenara Yakın” adlı romanı, Türkiye’den Avrupa’ya göçün önemli geçiş noktalarından biri haline gelen Edirne’de yaşananları hikayenin arka planı olarak sunuyor. Kitabın bu yönüyle zamanımıza tanıklık ettiği söylenebilir.
Roman, ilk cinayetini işleyecek genç bir kiralık katilin gerilim dolu hikayesinianlatıyor. Her geçen gün çevresine ve dünyaya yabancılaşan günümüz insanının, “öteki” ne karşı duyduğu şüphe yüzünden yaşadığı tedirginlik,bu tedirginliğin onu sürüklediği yalnızlık ve endişe kitabın ana çıkış duygusunu oluşturuyor.
İçinde bulunduğumuz yüzyılın belki de en büyük sorunu olan düzensiz göçlerin sebep olduğu trajedi insanlığın önündeki en zor sınavlardan biri... Türkiye; savaş, çatışma ve şiddet yüzünden yerinden edilen milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yaparak bu sınavı vermeye devam ediyor. (Haber : Hasan BOYACIOĞLU)





