Trakya Üniversitesi, Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü, Kiğılı ve Kilim Grup işbirliğinde dün Sultan 2. Beyazıt Külliyesi’nde gerçekleşen etkinlik, kırmızı viyola ve keman eşliğinde semazen gösterisi ile başladı.
“ÇALIŞMALAR MEYVESİNİ VERMEYE BAŞLADI”
Gösterilerin ardından açılış konuşmalarına geçilirken, Proje Koordinatörü Orkun Akman, Trakya Üniversitesi öncülüğünde yapılan çalışmaların olumlu şekilde sürdüğünü ifade etti.
Edirne Kırmızısı’nın bir çok alanda değerlendirildiğini söyleyen Akman, “Böylesine bir değeri kurumsal zemine oturtmak amacıyla bilimsel, akademik, kültürel, sanatsal, ticari bir takım çalışmalar yürüten ve bu kapsamda rengi kurumsal bir zemine oturtarak dünyaya açılmasını sağlayan Trakya Üniversitesi öncülüğünde başlatılan çalışmalar artık meyvesini vermeye başladı. Bu rengi geniş bir yelpazede, disiplinler arası olarak eczacılıktan modaya, tekstilden kimyaya, güzel sanatlardan turizme, tarihten edebiyata kadar bir çok alanda değerlendiren Trakya Üniversitesi tarafından başlatılan çalışmalar artık Edirne'deki tüm diğer kurum ve kuruluşların da desteğiyle giderek büyüdü, büyümeye de devam edecek.” diye konuştu.
“TEDARİK NOKTASINDA DA EDİRNE ÖNEMLİ BİR ROL OYNAYACAK”
Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Adnan Tülek ise çalışmalara 3 yıl önce başladıklarını hatırlattı. Tülek, “Bu rengin tekrar canlandırılmasında biz de TTAE olarak bu takımın bir parçası olmaktan çok mutlu olduğumuzu belirtmek isterim. Bizler de bu çalışmaları beraber yürütüyoruz, 3 yıl önce başladık. Bu süre zarfında da bitkiler hasat olgunluğuna geldi. Sektörümüzün renkle ilgili, kumaşla ilgili temsilcileri burada. Dolayısıyla Edirne'de başta çiftçiler olarak Edirne Kırmızısı'na rengini veren hammadde olarak Rubia Tinktorum bitkisini inşallah daha hızlı bir şekilde üretime alıp, tedarik noktasında da Edirne önemli bir rol oynayacak.” İfadelerini kullandı.
“PROJEMİZ BÜYÜDÜKÇE HEYECANIMIZ DAHA DA ARTIYOR”
Kiğılı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hilal Suerdem, projede yer aldıkları için mutluluk duyduklarını belirterek, projenin kendileri için hem kültürel hem de sosyal bir sorumluluk olduğunu dile getirdi. Suerdem, “Aslında bugün bir renk için değil, bir renge ismini veren Edirne Kırmızısı için buradayız. Bu bizim için hem kültürel sorumluluk, hem de sosyal sorumluluk. İki işlev aynı anda bizim için çok önemli çünkü burada hem ülkemize kültürel bir borcumuzu yerine getiriyoruz hem de bir sosyal sorumluluk yerine getiriyoruz. Bu proje bizim için gerçekten çok önemliydi. Hikayesi ile büyük ilgi gören bu kültürel mirasa sahip çıkabilmek ve yaşatabilmek bizim için büyük gurur. Bugün burada "efsane renk" ya da "efsanelere konu renk" olarak anılan eşsiz kültürel değerimiz Edirne Kırmızısı’nı daha iyi anlamak ve hasadını gerçekleştirmek için bir araya geldik. Projemiz büyüdükçe heyecanımız daha da artıyor. Hasadı yapılacak olan bitkiden elde edilecek renk ile mevcutta bulunan şal/atkı, mendil ve kravatın yanı sıra tasarım süreci tamamlanmış olan yağmurluk, hafif mont, yelek, sweatshirt ve tişörtten oluşan yeni parçalarımızın üretiminde değerlendireceğiz.” dedi.
“BÜYÜYEREK DEVAM EDEN BİR YOLA DÖNÜŞTÜ”
Edirne kırmızısının doğal olduğunu ifade eden Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, “Bazen bu kimyasal boyalarla, belki içerisinde toksik maddelerle zehirleniyoruz ama bu tamamen doğal, bitkisel ve üstelik antimikrobiyal. Ahşapta en güzel örneğini bir müzik enstrümanına boyadık. Bir çocuk oyuncağının bununla boyandığını düşünsenize. Böylece aslında çok geniş bir pencere açılmış oldu. Hocalarım kumaşa nasıl boyanır diye çalışma yaptılar. Sonra edebiyat konusu oldu, Sabriye Cemboluk kitabını yazdı. Bu gittikçe büyüyerek devam edecek bir yola doğru girdi. Tarımsal araştırmamız sahip çıktı ve bunu bir ürün olarak ekti ve şimdi belki de bunu bir alternatif ürün olarak vatandaşlarımıza 'bunu ekin, ticari değeri bu' diye sunabileceğiz. Böyle büyüyerek giden bir yola dönüştü.” diye konuştu.
“ATILAN ADIMLARI ÇOK ÖNEMSİYORUM”
Programın son konuşmasını yapan Edirne Valisi Hüseyin Kürşat Kırbıyık, Edirne’nin farklı ve marka değeri yüksek bir şehir olduğunu ifade etti.
Edirne kırmızısının kullanım alanlarını anlatan Kırbıyık, “Edirne kırmızısı bu kadim medeniyetin bir göstergesi. Buradaki ifadesi de çok güzel; 'Bir renk ki, dillere destan' şeklinde. Bunun saraydaki kullanımı da çok önemli. Saray giysilerinde kullanıldığını görüyoruz. Edirnakari süsleme sanatında kullanıldığını görüyoruz. Sarayın çinilerinde kullanıldığını görüyoruz. Ancak bunu ne zaman görüyoruz? Bir akademik çalışmanın sonucunda bunu tekrar şehrimize kazandırmak adına atılan adımların sonucunda görüyoruz. Ben bu atılan adımları çok önemsiyorum. Son dönemde bunun bir strateji iler beraber atılan bu adımlar çok önemli çünkü Edirne kırmızısı inanılmaz geniş bir alanda kullanılabilecek, sergilenebilecek bir marka. Alanımız çok geniş, atılacak çok adımlar var. Bunlar önemli başlangıç adımları ama bir yerden sonra inşallah artık koşarak ilerleyeceğimiz bir döneme gireceğimizi düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.
“BURADA ÇOK BÜYÜK BİR PAZARIMIZ VAR”
Edirne’nin yerli ve yabancı ziyaretçi açısından önemli bir yerde bulunduğunu ifade eden Vali Kırbıyık, şu ifadeleri kullandı; “Bu süreçte şehrin ticaret insanlarına da, iş adamlarına da roller düşüyor. Bu şehre şu ana kadar ki zamana baktığımızda 4.7 milyon giriş var sınır kapılarından. Gurbetçisiyle, ticari amaçlı burada bulunanlarla, vesaire ile 4.7 milyon büyük bir rakam. Bizim burada çok büyük bir pazarımız var, bu insanlara sunulacak çok fazla ürünümüzün olması lazım. Bu anlamda da şehrimizin iş adamlarına, ticaret insanlarına bir çağrıda bulunuyorum; Edirne kırmızısını kullanabileceğimiz her alanda kullanmamız lazım, bunu markalaştırmamız lazım. Ticari anlamda da şehrin bir ürünü olarak sergilememiz gerektiğini değerlendiriyorum.”
Konuşmaların ardından Edirne Fotoğraf Sanatı Derneği'nin (EFOD) “kırmızı” adlı fotoğraf sergisi katılımcılar tarafından gezilirken, Edirne Kırmızı kitabının yazarı Sabriye Camboluk, okurları için kitabını imzaladı. (Haber-Fotoğraf: Ali KARAMAN)





