Başıboş sokak köpekleri sorunu ile ilgili yasa çalışmalarında uyutma kararına tepkiler büyüyor. Edirne Kadın Platformu dün Saraçlar caddesi PTT önünde basın açıklaması yaparak sokak hayvanlarının uyutulma kararlarına tepki gösterdi.
Edirne Kadın Platformu adına Zeynep Birdal basın açıklamasını okudu.
Okunan metinden şu ifadeler yer aldı; “2011'den 2021'e kadar 10 yıllık bir döneme yayılan yasa değişikliği sürecinde hayvan hakları savunucuları olarak verdiğimiz mücadele sayesinde biliyoruz ki yok etmeyi amaçlayan tuzak maddeler ile dolu bir taslak bizi bekliyor. . Örneğin daha önce hayvanların cami, okul, hastane olan bölgelere bırakılamayacağı gibi bir maddenin denenmesiyle yasada hayvanları öldürmeye izin verilmese de fiilen bu mümkün kılınmıştı. Hayvanların bakımevlerinde ölmesine/öldürülmesine sebep olacak bu maddeye benzer bir değişiklikle kamuoyunun tepkisini çekmeden bu katliamları yapmayı amaçlıyor olabilirler.
2004’te çıkan Hayvanları Koruma Kanunu hiçbir zaman düzgün bir şekilde uygulanmadı, 2021 yılında değiştirilen kanunda hayvanlar lehine olan maddeler de maalesef ki hayata geçirilmedi. Bu son değişiklikle büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu 75 bini aşan belediyeler 31 Aralık 2022’ye kadar bakımevi kurmakla yükümlüydü ancak bakımevlerinin sayısı artmadı, şartları iyileşmedi. Şu noktada yeni bir yasa değişikliğini konuşmak anlamsız çünkü mevcut kanunlar uygulanmıyor. Bizler için hayvanların yaşam hakkı tartışma konusu bile olamazken bugün bazı insanlar köpeklerin topluca öldürülmesini istiyor. Bugün hayvanların öldürülmesini isteyen kişilerin bazıları ameliyat masasında, anesteziyle acı çekmeden öldürüleceklerini hayal ediyor olabilir ama hatırlatırız ki bu ülkede köpekler zehirlenerek, kalplerine çamaşır suyu enjekte edilerek, kafalarına kürekle vurularak öldürülüyor. Hayvanların ötanazi ve uyutma kelimeleriyle yumuşatılmaya çalışılarak öldürülmesini de doğal yaşam alanı denen toplama kamplarında düzgünce bakılacakları yalanına sığınılarak buralarda katledilmelerini de kabul etmemiz mümkün değildir. “Hayvanların yeri sokaklar değil sıcak barınaklardır” diyenler Hayırsızada’ya, Konya’ya, Beykoz’a baksınlar ve tecritin, işkencenin ne anlama geldiğini görsünler!
Bugün yine yıllardır kısırlaştırma yapmayan belediyeler, bu belediyeleri denetlemeyen Tarım ve Orman Bakanlığı, bu görevlere bu bürokratları atayan kişiler değil, hayvanlar suçlanıyor. Bu meseleyi hayvanları suçlayarak değil kurumları çalıştırarak çözebiliriz. Bunu yapmadığımız sürece toplum olarak belirli aralıklarla toplu katliamlar görmeye, bu mesele üzerinden kutuplaştırılmaya devam edeceğiz. Tüm yaşam hakkı savunucuları köpeklere yönelik başlatılan bu saldırının karşısında durmalı ve hayvanlar için ses çıkarmalıdır. Yoksa yine hiç kimsenin yüreğinin dayanamayacağı görüntülerle karşılaşacağız. Bu hayvanların öldürülmesi veya toplanarak hapsedilmesi durumunda ortaya çıkacak görüntüler, toplumun onlarca yıl unutamayacağı bir kara leke olarak tarihe geçecek.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunun etkin tek çözüm olarak kısırlaştırmayı işaret ettiğini yasa koyuculara bir kez daha hatırlatıyoruz. Yıllarca uygulananın zaten kısırlaştırma değil öldürme olduğunu ve katliamların sonucunun hayvan sayısını azaltmak yerine artırmak olduğunu da bir kez daha tekrar ediyoruz. Sorunu büyüten ve yaşamak dışında hiçbir suçu olmayan hayvanları asıl suçluymuş gibi gösteren iktidarla aynı tarafta durarak, saldırgan hayvanların “uyutulmasının” makul görülebileceği yönünde bir açıklama yapan ana muhalefetin tutumunu kabul etmiyoruz.” (Haber: Hasan BOYACIOĞLU)





