Edirne kâri ustası Halil Teksöz, Ev hanımlarının evden Edirne kari yaptığını ifade etti. Teksöz, “Ev hanımları, boş vakitlerinde Edirne kâri yapıyorlar. Bizim öyle bir sistemimiz var. 11’e yakın dışarıda boyayan ev hanımlarımız var. Ben malzemeyi ev hanımlarına veriyorum, hepsinin evinde boyaları var hepsinin setleri var, setlerin verdim. Boyanacak yerleri boyarlar bitirirler, paralarını alırlar giderler.” Dedi.
25 yıldır Edirne kari işiyle uğraşan Edirne Kari ustası Halil Teksöz, Edirne karinin 14 yüz yılda Edirne çıkan ifade ederek, “14 yüzyıldan itibaren Edirne’de gelişmiş ahşap işleme tekniği. İlk önce oyma eserler ile başlıyor. Daha sonra oyma eserlerin bezemesi dediğimiz boyama sistemi ile devreye giriyor. Daha sonra bunlar beraber karışarak ahşabın oyulması, boyanması tabanları oluşturulması gibi bazı objelerin üstünde işleme yapılarak Edirne kari, ilk başlarda Edirne işi olarak adlandırılıyor. 18 yüzyılın ikinci devresinde Edirne kari ismini alıyor. 18 yüzyılın ikinci devresine kadar olan bölümdeki saray literatüründeki kayıtlarda Edirne işi olarak geçiyor.” Dedi.
Edirne Kari ustası Teksöz, ahşap işçiliğin iki türü olduğunu belirterek, “Ahşap işçiliği ahşap objelerinin üstüne yapılabiliyor, bir de derinin üstüne yapılan kısmı var. Derinin üstüne yapılanı ben görmedim sadece müzelerde görüyoruz, kitaplar da yazıyor. Ağır bir işçiliği var, ince bir işçiliği var. Edirne kariyi 2’ye ayırıyoruz. Biri halkın Edirne karisi diyoruz bir de sarayın Edirne karisi diyoruz. Halkın Edirne karisi biraz daha basit motiflerden oluşuyor. Sarayın Edirne karisi Topkapı sarayı Selimiye camisinde ki müezzinler mahfili mimar Sinan’ın yapmış olduğu 18 camide Bulgaristan’da Yunanistan da Makedonya da Arnavutluk Şam Mısır Tunus Fas Cezayir olmak üzere ibadete açık olan yerelerdi camiler medreselerde ona benzeyen yerlerde saraylarda saray işçiliği dediğimiz Edirne kari kullanılıyor. Çok detaylı tamamen simetriye dayalı bir teknik var. Ahşabın çok iyi bilinmesi gerekiyor.” Diye konuştu.
Teksöz, Edirne karide ahşap kullanılırken bölgedeki ağaçlardan kullanıldığını ifade ederek, “Bölgesel ahşapları kullanılması gerekiyor. İthal kökenli ağaç kullanmıyoruz. Kullandığımız ağaçların hepsi yerli, çam ağacı, ıhlamur ağacı kayın ağacı meşe ağacı dut ağacı akasya ağacı bölgemiz de yetişen ağaçların dışın da ki ağaçlar biz fazla kullanılmaz. Gelenekte böyle. Gelenek dereken ozanınki dönemde Çin’den Brezilya’dan bir ağaç gelme durumu yok. O zamanlar bölgemiz ’de ormanların çokluğundan dolayı Edirne’nin de en büyük özelliği taş ocağı yoktur taşı yoktur. İşleyebileceğiniz yumuşak, binaların zeminlerinde kullanılacak taş üretim merkezimiz yok. Taş olmaması bir de ağacın çok olmasıyla ahşap işçiliğine yönelimmiş.” İfadelerine yer verdi.
SANATSAL KISMINDAN DAHA ÇOK TİCARİ KISMIYLA UĞRAŞMAYA BAŞLADIK.
Teksöz, “Oymayı elle yapıyoruz tamamen, belli aşamalar da makineleşmeye biz de geçtik. Artık sanatsal kısmından daha çok ticari kısmıyla uğraşmaya başladık. Çünkü sanatsal kısma geldiğin zaman çok büyük ürünler çıkarta bilirsin, çok güzel şeyler çıkartabilirsin ama fiyat konusunda müşteriye gerekli şeyi yapamıyorsunuz. Büyüyen toplumumuz çoğalan nüfusumuzu var insanların ihtiyaçları var, biz müşterilerimize söylüyoruz diyoruz ki bir makine işimiz var yaptığımız çizgileri makinada çiziyoruz boyaması gene elle yapıyoruz bir de tamamen el ile yaptığımız boyamasını da el boyadığımız tamamen el işçiliği olan var. Arada ki fiyat farkı yüksek. Çoğunlukla yurtdışından gelen misafirlerimiz turistlerimiz bazı sanata ve zanaata önem veren insanlar el işçiliği istiyor. Birine hediye alırken kalkıp ta el işçiliği almıyor onun yerine makine da yaptığımız çizimlerin üstüne boyadığımız objeler daha çok gidiyor. Gönül ister ki bu iş makineleşmeden geleneklerle devam etmesi ama artık dünyada ki nüfusun artısı arz talep meseleleri fazlalaştığı sürece elle yapılan işçiliğe yetişemiyoruz.”
EDİRNE KARİ KURSUNA TALEP VAR
Teksöz, Belli zamanlarda Edirne kari kurslarını açtığını Kursların 4 kişiyi geçmediğini belirterek, “4 kişiden fazla kursa insan almıyorum. Çünkü insanlar ile ilgilenmek zorundasınız. Kursu verecekseniz çok çok detaylı vermek zorundasın, bir sınıfa 10 kişi tutmuşsun o kişiye vereceğin hiçbir şey yok. O yüzden dolayı ben 4 kişiyi geçmeyen gruplar yaparım. Her öğrenci ile 1 saate yakın ilgilenmen gerekir. Fırça tutmasından boyamasından, ahşabı nasıl işleyeceğini tek tek göstermeniz gerekiyor.10 kişiyi alıp ta kurs vermeye kalkmaya kalkarsan başarılı olamazsın. 10 kişilik kurslta2 tanesini yetiştirirsin ama 8 kişiyi yetiştiremez. Talep var kurslarım taamken dolu kurs vaktini belirtiğim anda benim o gün kursum doluyor. Dolmasını sebebi layıkıyla teke tek uğraşarak bu iş öğretmeye çalışıyorum. 3 aylık bir kurs yapıyorum. Kurs bittikten sonra işleri halen benle devam ediyor. 10 sene önceki öğrencilerim hala bu işi yapıyorlar. Diye konuştu.
1983 senesinde Selimiye caminin restorasyonun da Edirne kari öğrenmeye başladığını belirterek, “1983 senesinde Selimiye caminin restorasyonun da başladım. Edirneli olmama rağmen Edirne karinin ne olduğunu bilmiyordum. Selimiye cami bir restorasyona uğradı o Edirne kariyi restorasyon da öğrendim. Edirne karinin yapım tekniklerini restorasyon sırasında öğrendim. Daha sonra bu konuda Ermeni ustadan bayağı bir bilgi almdım.5 yıl onun yanında peyder pey gidip gelip nasıl yapılıyor nasıl ediliyor, babasını babası sarayın marangozlarından kendisi antika tamirciliği yapıyordu. Ondan öğrendim, araştırdım. Her şeyin başı araştırmak, araştırınca bazı şeyler karşınca çıkıyor. Nasıl yapıldığı nasıl olduğu karşınıza çıkıyor. Bizim kayıtlarımız çok kuvvetli, bir işin bir zanaatın nasıl yapıldığına dair Topkapı sarayında bütün mesleklerimize ait saray kayıtlarımız var, o kadar güzel anlatılmış ve kitaplaştırılmış ki, her türlü bilgiye ulaşma avantajımız var artık, yeter ki isteyin.” dedi
EV HANIMLARI EDİRNE KARİ’DE
Ev hanımlarının evden Edirne kari yapıtlığını ifade eden Teksöz, “7 seneden beri yanımda çalışan ev hanımları var. Toplam 11 12 kişi işe bağlı olarak bu işi yapıyoruz sabit olarak 3 tane personelim var. Diğerleri evlerinde yaparlar. Atölye ortamında o kadar fazla şey yapamıyoruz. 50 tane kutu siparişi gelir onları evdekilere veririz. Bu bir taraftan onlara artıdır. Hem evde yemeğini yapar hem kocasına bakar, çocuğuna bakar boş vakitlerinde bu gibi şeyleri boyarlar. Bizim öyle bir sistemimiz var. 11’e yakın dışarıda boyayan ev hanımlarımız var. Ben malzemeyi ev hanımlarına veriyorum, hepsinin evinde boyaları var hepsinin setleri var, setlerin verdim. Boyanacak yerleri boyarlar bitirirler, paralarını alırlar giderler. Şeklinde konuştu.
Teksöz, Edirne kariye karşı talebin olduğunu, KOVİD-19 yüzünde bütün işlerin azaldığını, yüzde 70 yakına işlerin azaldığını talep olası mutlu ettiğini söyledi. (Haber-Fotoğraf: Alp Togan BOLU)
25 yıldır Edirne kari işiyle uğraşan Edirne Kari ustası Halil Teksöz, Edirne karinin 14 yüz yılda Edirne çıkan ifade ederek, “14 yüzyıldan itibaren Edirne’de gelişmiş ahşap işleme tekniği. İlk önce oyma eserler ile başlıyor. Daha sonra oyma eserlerin bezemesi dediğimiz boyama sistemi ile devreye giriyor. Daha sonra bunlar beraber karışarak ahşabın oyulması, boyanması tabanları oluşturulması gibi bazı objelerin üstünde işleme yapılarak Edirne kari, ilk başlarda Edirne işi olarak adlandırılıyor. 18 yüzyılın ikinci devresinde Edirne kari ismini alıyor. 18 yüzyılın ikinci devresine kadar olan bölümdeki saray literatüründeki kayıtlarda Edirne işi olarak geçiyor.” Dedi.
Edirne Kari ustası Teksöz, ahşap işçiliğin iki türü olduğunu belirterek, “Ahşap işçiliği ahşap objelerinin üstüne yapılabiliyor, bir de derinin üstüne yapılan kısmı var. Derinin üstüne yapılanı ben görmedim sadece müzelerde görüyoruz, kitaplar da yazıyor. Ağır bir işçiliği var, ince bir işçiliği var. Edirne kariyi 2’ye ayırıyoruz. Biri halkın Edirne karisi diyoruz bir de sarayın Edirne karisi diyoruz. Halkın Edirne karisi biraz daha basit motiflerden oluşuyor. Sarayın Edirne karisi Topkapı sarayı Selimiye camisinde ki müezzinler mahfili mimar Sinan’ın yapmış olduğu 18 camide Bulgaristan’da Yunanistan da Makedonya da Arnavutluk Şam Mısır Tunus Fas Cezayir olmak üzere ibadete açık olan yerelerdi camiler medreselerde ona benzeyen yerlerde saraylarda saray işçiliği dediğimiz Edirne kari kullanılıyor. Çok detaylı tamamen simetriye dayalı bir teknik var. Ahşabın çok iyi bilinmesi gerekiyor.” Diye konuştu.
Teksöz, Edirne karide ahşap kullanılırken bölgedeki ağaçlardan kullanıldığını ifade ederek, “Bölgesel ahşapları kullanılması gerekiyor. İthal kökenli ağaç kullanmıyoruz. Kullandığımız ağaçların hepsi yerli, çam ağacı, ıhlamur ağacı kayın ağacı meşe ağacı dut ağacı akasya ağacı bölgemiz de yetişen ağaçların dışın da ki ağaçlar biz fazla kullanılmaz. Gelenekte böyle. Gelenek dereken ozanınki dönemde Çin’den Brezilya’dan bir ağaç gelme durumu yok. O zamanlar bölgemiz ’de ormanların çokluğundan dolayı Edirne’nin de en büyük özelliği taş ocağı yoktur taşı yoktur. İşleyebileceğiniz yumuşak, binaların zeminlerinde kullanılacak taş üretim merkezimiz yok. Taş olmaması bir de ağacın çok olmasıyla ahşap işçiliğine yönelimmiş.” İfadelerine yer verdi.
SANATSAL KISMINDAN DAHA ÇOK TİCARİ KISMIYLA UĞRAŞMAYA BAŞLADIK.
Teksöz, “Oymayı elle yapıyoruz tamamen, belli aşamalar da makineleşmeye biz de geçtik. Artık sanatsal kısmından daha çok ticari kısmıyla uğraşmaya başladık. Çünkü sanatsal kısma geldiğin zaman çok büyük ürünler çıkarta bilirsin, çok güzel şeyler çıkartabilirsin ama fiyat konusunda müşteriye gerekli şeyi yapamıyorsunuz. Büyüyen toplumumuz çoğalan nüfusumuzu var insanların ihtiyaçları var, biz müşterilerimize söylüyoruz diyoruz ki bir makine işimiz var yaptığımız çizgileri makinada çiziyoruz boyaması gene elle yapıyoruz bir de tamamen el ile yaptığımız boyamasını da el boyadığımız tamamen el işçiliği olan var. Arada ki fiyat farkı yüksek. Çoğunlukla yurtdışından gelen misafirlerimiz turistlerimiz bazı sanata ve zanaata önem veren insanlar el işçiliği istiyor. Birine hediye alırken kalkıp ta el işçiliği almıyor onun yerine makine da yaptığımız çizimlerin üstüne boyadığımız objeler daha çok gidiyor. Gönül ister ki bu iş makineleşmeden geleneklerle devam etmesi ama artık dünyada ki nüfusun artısı arz talep meseleleri fazlalaştığı sürece elle yapılan işçiliğe yetişemiyoruz.”
EDİRNE KARİ KURSUNA TALEP VAR
Teksöz, Belli zamanlarda Edirne kari kurslarını açtığını Kursların 4 kişiyi geçmediğini belirterek, “4 kişiden fazla kursa insan almıyorum. Çünkü insanlar ile ilgilenmek zorundasınız. Kursu verecekseniz çok çok detaylı vermek zorundasın, bir sınıfa 10 kişi tutmuşsun o kişiye vereceğin hiçbir şey yok. O yüzden dolayı ben 4 kişiyi geçmeyen gruplar yaparım. Her öğrenci ile 1 saate yakın ilgilenmen gerekir. Fırça tutmasından boyamasından, ahşabı nasıl işleyeceğini tek tek göstermeniz gerekiyor.10 kişiyi alıp ta kurs vermeye kalkmaya kalkarsan başarılı olamazsın. 10 kişilik kurslta2 tanesini yetiştirirsin ama 8 kişiyi yetiştiremez. Talep var kurslarım taamken dolu kurs vaktini belirtiğim anda benim o gün kursum doluyor. Dolmasını sebebi layıkıyla teke tek uğraşarak bu iş öğretmeye çalışıyorum. 3 aylık bir kurs yapıyorum. Kurs bittikten sonra işleri halen benle devam ediyor. 10 sene önceki öğrencilerim hala bu işi yapıyorlar. Diye konuştu.
1983 senesinde Selimiye caminin restorasyonun da Edirne kari öğrenmeye başladığını belirterek, “1983 senesinde Selimiye caminin restorasyonun da başladım. Edirneli olmama rağmen Edirne karinin ne olduğunu bilmiyordum. Selimiye cami bir restorasyona uğradı o Edirne kariyi restorasyon da öğrendim. Edirne karinin yapım tekniklerini restorasyon sırasında öğrendim. Daha sonra bu konuda Ermeni ustadan bayağı bir bilgi almdım.5 yıl onun yanında peyder pey gidip gelip nasıl yapılıyor nasıl ediliyor, babasını babası sarayın marangozlarından kendisi antika tamirciliği yapıyordu. Ondan öğrendim, araştırdım. Her şeyin başı araştırmak, araştırınca bazı şeyler karşınca çıkıyor. Nasıl yapıldığı nasıl olduğu karşınıza çıkıyor. Bizim kayıtlarımız çok kuvvetli, bir işin bir zanaatın nasıl yapıldığına dair Topkapı sarayında bütün mesleklerimize ait saray kayıtlarımız var, o kadar güzel anlatılmış ve kitaplaştırılmış ki, her türlü bilgiye ulaşma avantajımız var artık, yeter ki isteyin.” dedi
EV HANIMLARI EDİRNE KARİ’DE
Ev hanımlarının evden Edirne kari yapıtlığını ifade eden Teksöz, “7 seneden beri yanımda çalışan ev hanımları var. Toplam 11 12 kişi işe bağlı olarak bu işi yapıyoruz sabit olarak 3 tane personelim var. Diğerleri evlerinde yaparlar. Atölye ortamında o kadar fazla şey yapamıyoruz. 50 tane kutu siparişi gelir onları evdekilere veririz. Bu bir taraftan onlara artıdır. Hem evde yemeğini yapar hem kocasına bakar, çocuğuna bakar boş vakitlerinde bu gibi şeyleri boyarlar. Bizim öyle bir sistemimiz var. 11’e yakın dışarıda boyayan ev hanımlarımız var. Ben malzemeyi ev hanımlarına veriyorum, hepsinin evinde boyaları var hepsinin setleri var, setlerin verdim. Boyanacak yerleri boyarlar bitirirler, paralarını alırlar giderler. Şeklinde konuştu.
Teksöz, Edirne kariye karşı talebin olduğunu, KOVİD-19 yüzünde bütün işlerin azaldığını, yüzde 70 yakına işlerin azaldığını talep olası mutlu ettiğini söyledi. (Haber-Fotoğraf: Alp Togan BOLU)





