Teşkilatlanma yapılarında planlar çerçevesinde esnaf, kurum ve sivil toplum kuruluşlarının ziyaretlerini sık sık gerçekleştirdiklerini söyleyen Saadet Partisi Edirne İl Başkanı Ali Erhan Demirkıran, “Çok yağan yağmurdan ziyade, belirli miktarda düzenli yağan yağmur daha faydalı olarak bilinir. Teşkilat modeli olarak biz yıllık, aylık, haftalık planlar yaparız. Bunları da günlük olarak nasıl icra edeceksek hesap ederiz. Bunun tabi ki merkez ilçe olarak yüzde 50'lik bir ağırlığı var. Bizim ziyaret çerçevesinde esnaf ziyaretlerimiz var, her hafta belli bir kotada esnaf ziyaretleri için ilçe teşkilatlarımıza görevler veriyoruz. Ayrıca sivil toplum kuruluşları var. Kuruluşlarla hiç olmazsa ayda 1 görüşüyoruz. Bu işler tabi ki randevu sistemiyle yapılıyor. Ziyaretlerimiz canlı organizma gibi, bunları yapıp daha sonra raporluyoruz. Hangisinde neler yapılması gerekiyor, beyanname destekleri oluyor. Bunlar faydalı olduğu zaman güzel şeyler olmuş oluyor” dedi.
“SİYASETİN DUYURUCU GÜCÜNÜ KULLANMAK İÇİN BİZDEN RİCADA BULUNUYORLAR”
Vakıf kiracıları Edirne’de fazla olduğunu Edirne teşkilatı olarak vakıf kiracıları ziyaret ettiklerine değinen Demirkıran, “esnaflar genelde vakıf kiralarının yüksek olduğunu dile getirerek şunları söylüyor; kiralarımız çok yüksek, Edirne ye çok insan geldiği zaman, turist çektiği zaman ve mahsul alındığında insanların bir alım gücü vardı. Edirne tarım ve çiftçilik kökenli de bir şehir sonuçta. Bunların gezindiği zamanda vakıflar bölge müdürlüğü genel merkezlerine ekspertiz istemek suretiyle gelin bakalım bizim kiralarımızın ne seviyede olması uygundur. Hareketine göre bir ölçüm yapılmış. Çarşılarımızı gezdiğimiz zaman vakıf kiracısı olanda, kişi kiracısı olanda işsizlikten kaynaklı bir gelir kaybı yaşamakta. Kiralarımızın ne olması gerektiği hakkında vakıflardan çok şikâyet alıyoruz, kendilerini duyuramıyorlar ve siyasetin duyurucu gücünü kullanmak için bizden ricada bulunuyorlar. Bu insanlar dükkânlarını idare edemezlerse kapatmak zorunda kalacaklar. Bu insanların geliri belli, gideri belli. Pek çok boş dükkân var. Eskiden insanlar buraya çok fazla paralar ödeyip dükkân sahibi olmaya çalışırlardı, şimdilerde insanlar anahtarlarını bırakıp kaçmaya çalışıyorlar. Bunun sebebi kasayı açtıklarında morallerinin bozulması ve hayatlarını bu işle sürdüremeyeceklerini düşünmeleri. Devletin pandemi başladığında esnaflara verdiği 25 bin nakit, 25 bin kredi kartı pandemi desteği vardı. Bunların ödeme günleri geldi, insanlar nasıl ödeyeceklerini bilmiyorlar. Fotoğrafı görüyorlar ama sıkıntıyı daha yaşamadılar” ifadelerini kullandı.
“DEĞİRMENİN SUYU ÇEKİLDİ”
Edirne'ye gelen yabancı turistler Sınır kapılarının kapalı olmasından dolayı gelmemeye başladığını esnafın zor durumda olduğunu söyleyen Demirkıran, “Ekonomimiz geçtiğimiz yıllardan beri kötü durumda ancak Edirne halkı Kovid-19 virüsüne kadar bundan etkilenmemişti, hatta bundan kar elde etmişti. Bulgar ve Yunan vatandaşları oradan buraya daha ucuz mallar alabilmek için geldiler. Edirne onlar için ucuz bir yerdi. Kapıların kapanmasıyla Edirne daha içine kapanık bir hal almaya başladı. Üniversite öğrencileri de pandemi nedeniyle gelemeyince esnaf zor duruma girdi. Edirne'de öğrenci sayısı çok yüksek, bu öğrenciler tüm ihtiyaçlarını esnaftan karşılıyorlardı” dedi.
“ÇELTİKÇİLERİMİZ DE ZOR DURUMDALAR”
bu yıl yaşanan kuraklık nedeniyle çiftçilerin zor durumda olduğunu söyleyen Demirkıran, “Geçen sene 500 kilo ekin alan bu yıl 200 aldığında sevindi. İnsanlar ayçiçeği hasat etmeye korkuyor. Mallar yüzde 35 zamlı. Çiftçinin de alım gücü çok düşük. Bu süreçte herkes fakirleşti ve değirmenin suyu kurumuş oldu. Eskiden çarşıya çıkan insanların ellerinde poşetler olurdu, şimdi herkes eli cebinde geziyor bu da insanların alışveriş yapamadığı anlamına geliyor. Herkes giderlerini kısmaya çalışıyor. Bankalardan yaptığı takviyeleri nasıl ödeyeceğini düşünüyor” dedi.
“ÇİFTÇİLER TARIMDAN ÇOK KREDİLERLE UĞRAŞMAK ZORUNDA KALIYORLAR”
Edirne’de üretim gücünün fazlalaştırılması gerektiğini söyleyen Demirkıran, “çünkü turizme zarar geldiği zaman üreticilikten kazanması gerekiyor. Edirne'nin uzun vadede dayanan ve üretimi durmayan şeylere sahip çıkması gerekiyor. Edirne'mizin peyniri ünlü ancak artık insanlar başka illerden hatta başka ülkelerden peynir alıyor. Venezüella’dan gümrükte para ödenmeden peynir ithalatı yapılacağı söyleniyor. Sıfır gümrük bedeliyle alınacak bu peynir yerine benim aldığım şeylerin vergisinin sıfırlanması gerekiyor ve rekabet gücümüz kırılıyor. İnsanlarımızın bu açıdan da morali bozuk. Edirne bir çeltik şehri. Çeltikçilerimiz de zor durumdalar. Üreticimizin yüzünün gülebilmesi için malını az fiyata satmaması gerekiyor. Maliyetini karşılamayan satışlar yapıyorlar ve bu onları vazgeçiriyor. Bu insanlara garanti verilmesi gerekiyor, bu insanların emeğinin karşılığını alması gerekiyor. Çiftçiler tarımdan çok kredilerle uğraşmak zorunda kalıyorlar” dedi.
“SAADET PARTİSİ'NDEN 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMINI KUTLADI”
Bu millet hangi şart altında olursa olsun güce boyun eğmemiş, esareti ve dayatmayı asla kabul etmemiştir” ifadelerini kullanan Demirkıran, “30 Ağustos Zaferi bugünlere de yarınlara da ışık tutacak bir mesajdır. Bu zafer, milletimizin, tarihin hiçbir döneminde taviz vermediği bağımsızlık ve özgürlüğü için gösterebileceği cesaret, fedakârlık ve kahramanlığın göstergesidir” şeklinde konuştu. (Haber-Fotoğraf: Umut IŞIK)
“SİYASETİN DUYURUCU GÜCÜNÜ KULLANMAK İÇİN BİZDEN RİCADA BULUNUYORLAR”
Vakıf kiracıları Edirne’de fazla olduğunu Edirne teşkilatı olarak vakıf kiracıları ziyaret ettiklerine değinen Demirkıran, “esnaflar genelde vakıf kiralarının yüksek olduğunu dile getirerek şunları söylüyor; kiralarımız çok yüksek, Edirne ye çok insan geldiği zaman, turist çektiği zaman ve mahsul alındığında insanların bir alım gücü vardı. Edirne tarım ve çiftçilik kökenli de bir şehir sonuçta. Bunların gezindiği zamanda vakıflar bölge müdürlüğü genel merkezlerine ekspertiz istemek suretiyle gelin bakalım bizim kiralarımızın ne seviyede olması uygundur. Hareketine göre bir ölçüm yapılmış. Çarşılarımızı gezdiğimiz zaman vakıf kiracısı olanda, kişi kiracısı olanda işsizlikten kaynaklı bir gelir kaybı yaşamakta. Kiralarımızın ne olması gerektiği hakkında vakıflardan çok şikâyet alıyoruz, kendilerini duyuramıyorlar ve siyasetin duyurucu gücünü kullanmak için bizden ricada bulunuyorlar. Bu insanlar dükkânlarını idare edemezlerse kapatmak zorunda kalacaklar. Bu insanların geliri belli, gideri belli. Pek çok boş dükkân var. Eskiden insanlar buraya çok fazla paralar ödeyip dükkân sahibi olmaya çalışırlardı, şimdilerde insanlar anahtarlarını bırakıp kaçmaya çalışıyorlar. Bunun sebebi kasayı açtıklarında morallerinin bozulması ve hayatlarını bu işle sürdüremeyeceklerini düşünmeleri. Devletin pandemi başladığında esnaflara verdiği 25 bin nakit, 25 bin kredi kartı pandemi desteği vardı. Bunların ödeme günleri geldi, insanlar nasıl ödeyeceklerini bilmiyorlar. Fotoğrafı görüyorlar ama sıkıntıyı daha yaşamadılar” ifadelerini kullandı.
“DEĞİRMENİN SUYU ÇEKİLDİ”
Edirne'ye gelen yabancı turistler Sınır kapılarının kapalı olmasından dolayı gelmemeye başladığını esnafın zor durumda olduğunu söyleyen Demirkıran, “Ekonomimiz geçtiğimiz yıllardan beri kötü durumda ancak Edirne halkı Kovid-19 virüsüne kadar bundan etkilenmemişti, hatta bundan kar elde etmişti. Bulgar ve Yunan vatandaşları oradan buraya daha ucuz mallar alabilmek için geldiler. Edirne onlar için ucuz bir yerdi. Kapıların kapanmasıyla Edirne daha içine kapanık bir hal almaya başladı. Üniversite öğrencileri de pandemi nedeniyle gelemeyince esnaf zor duruma girdi. Edirne'de öğrenci sayısı çok yüksek, bu öğrenciler tüm ihtiyaçlarını esnaftan karşılıyorlardı” dedi.
“ÇELTİKÇİLERİMİZ DE ZOR DURUMDALAR”
bu yıl yaşanan kuraklık nedeniyle çiftçilerin zor durumda olduğunu söyleyen Demirkıran, “Geçen sene 500 kilo ekin alan bu yıl 200 aldığında sevindi. İnsanlar ayçiçeği hasat etmeye korkuyor. Mallar yüzde 35 zamlı. Çiftçinin de alım gücü çok düşük. Bu süreçte herkes fakirleşti ve değirmenin suyu kurumuş oldu. Eskiden çarşıya çıkan insanların ellerinde poşetler olurdu, şimdi herkes eli cebinde geziyor bu da insanların alışveriş yapamadığı anlamına geliyor. Herkes giderlerini kısmaya çalışıyor. Bankalardan yaptığı takviyeleri nasıl ödeyeceğini düşünüyor” dedi.
“ÇİFTÇİLER TARIMDAN ÇOK KREDİLERLE UĞRAŞMAK ZORUNDA KALIYORLAR”
Edirne’de üretim gücünün fazlalaştırılması gerektiğini söyleyen Demirkıran, “çünkü turizme zarar geldiği zaman üreticilikten kazanması gerekiyor. Edirne'nin uzun vadede dayanan ve üretimi durmayan şeylere sahip çıkması gerekiyor. Edirne'mizin peyniri ünlü ancak artık insanlar başka illerden hatta başka ülkelerden peynir alıyor. Venezüella’dan gümrükte para ödenmeden peynir ithalatı yapılacağı söyleniyor. Sıfır gümrük bedeliyle alınacak bu peynir yerine benim aldığım şeylerin vergisinin sıfırlanması gerekiyor ve rekabet gücümüz kırılıyor. İnsanlarımızın bu açıdan da morali bozuk. Edirne bir çeltik şehri. Çeltikçilerimiz de zor durumdalar. Üreticimizin yüzünün gülebilmesi için malını az fiyata satmaması gerekiyor. Maliyetini karşılamayan satışlar yapıyorlar ve bu onları vazgeçiriyor. Bu insanlara garanti verilmesi gerekiyor, bu insanların emeğinin karşılığını alması gerekiyor. Çiftçiler tarımdan çok kredilerle uğraşmak zorunda kalıyorlar” dedi.
“SAADET PARTİSİ'NDEN 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMINI KUTLADI”
Bu millet hangi şart altında olursa olsun güce boyun eğmemiş, esareti ve dayatmayı asla kabul etmemiştir” ifadelerini kullanan Demirkıran, “30 Ağustos Zaferi bugünlere de yarınlara da ışık tutacak bir mesajdır. Bu zafer, milletimizin, tarihin hiçbir döneminde taviz vermediği bağımsızlık ve özgürlüğü için gösterebileceği cesaret, fedakârlık ve kahramanlığın göstergesidir” şeklinde konuştu. (Haber-Fotoğraf: Umut IŞIK)





