Haber: Hatice ÖZSOY
Türk mutfağı, Çin ve Fransız mutfakları ile birlikte dünyanın sayılı üç mutfağından biri olduğunu söyleyen İnağ, dönerin bu mutfakta ayrı bir yeri ve lezzeti olduğunu belirtti.
İnağ, son günlerde tüketim tarihi geçmiş tavukların çamaşır suyuyla yıkandığı yönündeki eleştirilerle ilgili konuşarak böyle bir şeyin olmasının mümkün olmadığını söyledi. Edirne’de de dönercilerin kendi dönerlerini firmalardan değil akşam evde sosladıktan sonra kendilerinin sabahları taktıklarını belirten İnağ, merdiven altında üretilen ve takılan hazır dönerleri Edirne’deki dönercilerin kullanmadığını, böyle sorunların büyük şehirlerde meydana geldiğini söyledi.
İnağ, “Büyük şehirlerde döner ticaretiyle uğraşan insanlar var. Dönerleri soslu yor hazırlıyor takıyorlar ardından döner satıcılarına ulaştırıyorlar. Bu işletmelerde ilgili de bazı iddialar var. Bu işi merdiven altında yapan kişiler için geçerli olmak şartıyla söylüyorum. Son tüketim tarihi geçen ve bozulmalara uğrayan dönerlerin çamaşır suyu ve benzeri ilaçlarla yıkandığını söylüyorlar. Bunun gerçekliği var mıdır bilemiyorum. Çünkü çamaşır suyu oldukça kokan bir deterjandır. Yani çamaşır suyuyla yıkanan tavuk eti veya normal et fark etmez kokusu üzerinde kalır. Bu kokunun gitmesi için tekrar sirkeyle mi yıkanıyor? Böyle bir durum da var. Sirkeyle yıkanıyorsa o zaman direk sirkeyle işlem yapılsın çamaşır suyuna ne gerek var. Sirke de zaten anti bakteriyel bir şey. Yani söylemem gereken şu ki bu konunun aslı bence yoktur. Örneğin tavuğu aldınız elinizde kaldı birkaç gün bozulmaya başladığında yıkıyorlar diyor. Bunu dönere bağdaştırıyor, fakat bu yanlış bir beyan. Edirne’ye gelecek olursak; Edirne’de her dönerci akşamdan dönerini soslar sabah dükkânını açıp dükkânda etini takar. Bunu zaten birçok vatandaş takarken sabahları görüyordur. Yani Edirne’de böyle bir merdiven altı firmanın olduğunu düşünmüyorum. Varsa da bizim haberimiz yoktur. Çünkü Edirne’de firmalardan döner alan dönerci yok kendileri yapıyor dönerini, zaten en sağlıklısı da bu. Şöyle bir durum var; burada bir yerde üretim başka illere gönderilir mi bilemem şikâyet edilmediği sürece de insanların evinde ya da gizli bir yerlerde yaptığı uygunsuz şeylerin tespiti zorlaşır. Bu konuda dönercilerimizin hepsi işin ehli ve döneri son kullanma tarihi geçmiş üründen yapmazlar. Belki vatandaş kanar ama mide kanmaz. Bir reaksiyon gösterir. Kusma, zehirlenme vs gibi. Çünkü sakatat olan her şey bakteriye çok açıktır. Oda sıcaklığında bekletilemez. Yani ürünün dışarıda beklemesi zaten imkânsız 1 gün daha beklese tavuk, kıyma, ciğer vs bunlar direk bozulur. İnsanı zehirler. Bize bu konuyla ilgili herhangi bir şikâyet gelmedi. Bir vatandaşımızın dönerden zehirlendiği tadı bozuk olduğu yönünde konuyla ilgili belediyeler Tarım İl Müdürlükleri İl Sağlık müdürlüklerinin ekipleri düzenli denetimlerde bulunarak zaten cezai yaptırım uygulamaları yapıyorlar. Ama oraya da bir şikâyet gelmedi diye biliyorum düzenli rutin kontrolleri onların. Belli bir takvimde ilerliyorlar. Ben yıllardır bu işin içindeyim, benim baba mesleğim. Fakat daha önce dönerin çamaşır suyuyla yıkandığını duymadım. Bu sıralar herkes de bir şeylere yorum yapma, fikir ve öneride bulunma var zaten bilip bilmeden. Bu durumla karşılaşıldı mı yoksa öyle düşündüğü için mi söyleniyor açıklama yapan kişi tarafından bilemiyorum. Fakat döner bizim geleneksel yemeklerimizden biridir Türk mutfağını temsil eder. Sürekli olarak döneri ve dönerci esnafını böyle ithamlarla yargılamak döner kültürüne zarar verir. TESK’e bağlı Türkiye’de 13 tane federasyon var resmi. Bu açıklamayı yapan federasyonun bir resmiyeti var mıdır bununla ilgili de bilgim yok. Bize bağlı bir kuruluş değildir. Özel bir kuruluş olabilir” dedi.
“SANAL DÜNYA HERKESE SONSUZ ELEŞTİRME HAKKI VERİYOR”
Yapılan eleştirilerin bilen ya da bilmeyen herkes tarafından düşünmeden yorumlandığını söyleyen İnağ,
“Örneğin geçmişte Amerika’dan ciğer getirildiğine dair iddialar atıldı ortaya. Sadece sanal alemin bilen bilmeyenlerin konuşmaları değil bazen aklı başında insanlar da böyle yorumlar yapabiliyor. Herkese sonsuz eleştirme hakkı veren bir mecra. Yani ciğerin buraya gelmesi mümkün değil Amerika’dan. Eşya bile bir ayda gelir sipariş versen. Hadi hızlı teslim gibi bir şey olsa yine gelmesi 2-3 günü bulur en az. Yani o sürede de zaten ciğer bozulmuş olur. Birbirlerini lekelemek isteyen kurumlar arasındaki çatışmalardan çıkan dedikodular bunlar diyebiliriz” diye konuştu.
“MERDİVEN ALTI GERÇEĞİ VAR”
Merdiven altı gerçeğinin Türkiye’de olduğunu söyleyen İnağ, “Merdiven altı denilen bir gerçek var Türkiye’de maalesef ki. Sadece döner de değil her üründe. Bir bakıyoruz camide Cuma namazından çıktıktan sonra 20 liraya ayakkabı satılıyor. 20 lira ayakkabı mı olur? Alırsın 1 hafta sonra gider. Çeşitli kaçak kesimler olabiliyor. Ünlü firmalarda bile dana eti diye alıyorsunuz sucuğu kanatlı hayvan eti çıkıyor. Veya soya, tek tırnaklı eti gibi şeyler çıkıyor. Bu konuyla ilgili Tarım Bakanlığımızın devletimizin önlem alması gerekiyor. Biz sadece yaptığımız uyarılar ve yorumlarla kalırız. Sadece döner değil her türlü üründe denetim şart. Belli aralıklarla numuneler alınarak denetimlerin yapılması gerekiyor. Hepimiz insanız aklı başında insan da var, bu işi ticaret için, para kazanmak için yapıp insan sağlığını önemsemeyen insan da var her toplumda olduğu gibi. Edirne’de böyle bir şey yapacak esnaf yok. Çoğunun dönercilik baba mesleği yada senelerdir yaptıkları iş. Burada bu olay duyulduğu an biter, b,r daha yapamaz işini. Büyük illerde durum böyle değil. Başka semte taşın adını değiştir devam et. Fakat burası buna müsaade edecek bir şehir değil” dedi.
“ŞİKÂYET ETMEKTEN ÇEKİNMEYİN”
Döner fiyatıyla ilgili son zamanlarda tartışmaların olduğunu söyleyen İnağ, konuyla ilgili olumsuz bir durumda vatandaşların şikâyet etmekten kaçmaması gerektiğini vurguladı.
İnağ, döner fiyatlarının belirlenen tarife üzerinden satışının gerçekleştirildiğini söyleyerek, “Döner fiyatıyla ilgili de bu aralar tartışmalar söz konusu. Her dönercide bir tarife vardır belli bir tarifeye göre zaten dönerciler döneri koyar ekmeğe. Bu tarifeler bizim federasyonumuz ve belediye tarafından imzalı bir şekilde dağıtılır işletmelere. Aksi zaten yapılmaz. Yeşillik hariç yarım ekmek dönerde 60 gr. Dönerin olması gerekiyor. Burada biraz da hile demeyelim ama müşteri ve esnaf arasında dengelerde değiştirme yapılıyor. Örneğin aban yeşillik koyma eti biraz fazla koy diyoruz bazen. Bazen sadece et koy diyoruz. Bu gibi durumlarda gramlarda değişiklikler oluyor. Buda dediğim gibi müşteri ve esnaf arasındaki istisnalar. Bunun dışında zaten herhangi bir durumla karşılaşıldığında; örneğin etiniz azdır, yeşillik bozuktur, pistir ya da et direk bozuktur. Konuyla ilgili vatandaşlarımızın da duyarlı olarak şikâyet etmeleri gerekir yetkili yerlere. Zaten hemen olduğunuz yere zabıta ekipleri gelir denetimi gerçekleştirilir. Bazen vatandaşlarımızda aman boş ver gibi bir algı olduğu için arkalarına bakmadan gidiyorlar. Bu konuda söylemek istediğim şu; kesinlikle böyle düşünmesinler. Yarın öbür gün anneniz-babanız, çoluğunuz çocuğunu, eşiniz dostunuz da orada yemek yiyip rahatsızlanabilir. Her ürün, her hizmet için geçerli bu söylediklerim tabii ki. Hiç üşenmeden bir aksaklık veya olumsuzluk durumunda hemen belediyenin ilgili birimini ya da Tarım İl Müdürlüklerini arayarak konuyla ilgili şikâyetlerini bildirsinler” dedi.
“DÖNER SÜREKLİ PİŞTİĞİ TAKDİRDE BAKTERİ ÜRETMEZ”
Dönerin ısıtıcısının kapanmadığı takdirde sürekli ve kısık ateşte döndürülerek pişerken bakteri üretmediğini söyleyen İnağ, sadece soğutulup tekrar ısıtıldığı durumlarda bakteriye sebep olacağını dile getirdi.
İnağ, “Dönerin takıldıktan sonra gün boyunca takıldığı yerde durma ve pişme konusu var. Şimdi bununla ilgili de yapılan yorumlarda dönerin orada durdukça bakteri ürettiği söyleniyor. Fakat detaylı bir açıklama yapılmadan. Durum şöyle buzdolabından bir yemeği çıkartıp ısıtıp tekrar buzdolabına koyarsanız yemek artık bozulur. Çünkü ısındı dolaba girdi soğudu derken bakteri üretmeye başlar. Dönercilerimiz sabahtan döneri koyup kısık ateşte gün boyu yavaş-yavaş döndürerek pişiriyorlar. Bunun zaten özelliği de budur. Döner kısık ateşte yavaş-yavaş pişerken ince-ince pişen yerler doğranır ve verilir müşteriye. Bakteri üretme kısmı şurada devreye girer. Eğer yarısı pişmiş döner ısıtıcısı kapatılıp soğutulur arkasından bir iki saat ya da daha ilerleyen saatlerde açılıp ısıtılmaya başlarsa bakteri üretmeye başlar. Döner ısıtıcısı hiç kapatılmadan sürekli olarak döndürerek pişirildiği takdirde bakteri oluşturmaz. Bunun dışında bir gün önceden kalan döner zaten müşteriye verilmez. Her esnaf günlük ne kadar satacağını az çok tahmin ettiği için ona göre sabahtan dönerini takıp ona göre satışını yapıyor. Akşam kalan döner olmuyor genelde lokantalarda. Kalırsa da atarlar zaten bir sonraki güne döner tekrar satılmaz” dedi.
Türk mutfağı, Çin ve Fransız mutfakları ile birlikte dünyanın sayılı üç mutfağından biri olduğunu söyleyen İnağ, dönerin bu mutfakta ayrı bir yeri ve lezzeti olduğunu belirtti.
İnağ, son günlerde tüketim tarihi geçmiş tavukların çamaşır suyuyla yıkandığı yönündeki eleştirilerle ilgili konuşarak böyle bir şeyin olmasının mümkün olmadığını söyledi. Edirne’de de dönercilerin kendi dönerlerini firmalardan değil akşam evde sosladıktan sonra kendilerinin sabahları taktıklarını belirten İnağ, merdiven altında üretilen ve takılan hazır dönerleri Edirne’deki dönercilerin kullanmadığını, böyle sorunların büyük şehirlerde meydana geldiğini söyledi.
İnağ, “Büyük şehirlerde döner ticaretiyle uğraşan insanlar var. Dönerleri soslu yor hazırlıyor takıyorlar ardından döner satıcılarına ulaştırıyorlar. Bu işletmelerde ilgili de bazı iddialar var. Bu işi merdiven altında yapan kişiler için geçerli olmak şartıyla söylüyorum. Son tüketim tarihi geçen ve bozulmalara uğrayan dönerlerin çamaşır suyu ve benzeri ilaçlarla yıkandığını söylüyorlar. Bunun gerçekliği var mıdır bilemiyorum. Çünkü çamaşır suyu oldukça kokan bir deterjandır. Yani çamaşır suyuyla yıkanan tavuk eti veya normal et fark etmez kokusu üzerinde kalır. Bu kokunun gitmesi için tekrar sirkeyle mi yıkanıyor? Böyle bir durum da var. Sirkeyle yıkanıyorsa o zaman direk sirkeyle işlem yapılsın çamaşır suyuna ne gerek var. Sirke de zaten anti bakteriyel bir şey. Yani söylemem gereken şu ki bu konunun aslı bence yoktur. Örneğin tavuğu aldınız elinizde kaldı birkaç gün bozulmaya başladığında yıkıyorlar diyor. Bunu dönere bağdaştırıyor, fakat bu yanlış bir beyan. Edirne’ye gelecek olursak; Edirne’de her dönerci akşamdan dönerini soslar sabah dükkânını açıp dükkânda etini takar. Bunu zaten birçok vatandaş takarken sabahları görüyordur. Yani Edirne’de böyle bir merdiven altı firmanın olduğunu düşünmüyorum. Varsa da bizim haberimiz yoktur. Çünkü Edirne’de firmalardan döner alan dönerci yok kendileri yapıyor dönerini, zaten en sağlıklısı da bu. Şöyle bir durum var; burada bir yerde üretim başka illere gönderilir mi bilemem şikâyet edilmediği sürece de insanların evinde ya da gizli bir yerlerde yaptığı uygunsuz şeylerin tespiti zorlaşır. Bu konuda dönercilerimizin hepsi işin ehli ve döneri son kullanma tarihi geçmiş üründen yapmazlar. Belki vatandaş kanar ama mide kanmaz. Bir reaksiyon gösterir. Kusma, zehirlenme vs gibi. Çünkü sakatat olan her şey bakteriye çok açıktır. Oda sıcaklığında bekletilemez. Yani ürünün dışarıda beklemesi zaten imkânsız 1 gün daha beklese tavuk, kıyma, ciğer vs bunlar direk bozulur. İnsanı zehirler. Bize bu konuyla ilgili herhangi bir şikâyet gelmedi. Bir vatandaşımızın dönerden zehirlendiği tadı bozuk olduğu yönünde konuyla ilgili belediyeler Tarım İl Müdürlükleri İl Sağlık müdürlüklerinin ekipleri düzenli denetimlerde bulunarak zaten cezai yaptırım uygulamaları yapıyorlar. Ama oraya da bir şikâyet gelmedi diye biliyorum düzenli rutin kontrolleri onların. Belli bir takvimde ilerliyorlar. Ben yıllardır bu işin içindeyim, benim baba mesleğim. Fakat daha önce dönerin çamaşır suyuyla yıkandığını duymadım. Bu sıralar herkes de bir şeylere yorum yapma, fikir ve öneride bulunma var zaten bilip bilmeden. Bu durumla karşılaşıldı mı yoksa öyle düşündüğü için mi söyleniyor açıklama yapan kişi tarafından bilemiyorum. Fakat döner bizim geleneksel yemeklerimizden biridir Türk mutfağını temsil eder. Sürekli olarak döneri ve dönerci esnafını böyle ithamlarla yargılamak döner kültürüne zarar verir. TESK’e bağlı Türkiye’de 13 tane federasyon var resmi. Bu açıklamayı yapan federasyonun bir resmiyeti var mıdır bununla ilgili de bilgim yok. Bize bağlı bir kuruluş değildir. Özel bir kuruluş olabilir” dedi.
“SANAL DÜNYA HERKESE SONSUZ ELEŞTİRME HAKKI VERİYOR”
Yapılan eleştirilerin bilen ya da bilmeyen herkes tarafından düşünmeden yorumlandığını söyleyen İnağ,
“Örneğin geçmişte Amerika’dan ciğer getirildiğine dair iddialar atıldı ortaya. Sadece sanal alemin bilen bilmeyenlerin konuşmaları değil bazen aklı başında insanlar da böyle yorumlar yapabiliyor. Herkese sonsuz eleştirme hakkı veren bir mecra. Yani ciğerin buraya gelmesi mümkün değil Amerika’dan. Eşya bile bir ayda gelir sipariş versen. Hadi hızlı teslim gibi bir şey olsa yine gelmesi 2-3 günü bulur en az. Yani o sürede de zaten ciğer bozulmuş olur. Birbirlerini lekelemek isteyen kurumlar arasındaki çatışmalardan çıkan dedikodular bunlar diyebiliriz” diye konuştu.
“MERDİVEN ALTI GERÇEĞİ VAR”
Merdiven altı gerçeğinin Türkiye’de olduğunu söyleyen İnağ, “Merdiven altı denilen bir gerçek var Türkiye’de maalesef ki. Sadece döner de değil her üründe. Bir bakıyoruz camide Cuma namazından çıktıktan sonra 20 liraya ayakkabı satılıyor. 20 lira ayakkabı mı olur? Alırsın 1 hafta sonra gider. Çeşitli kaçak kesimler olabiliyor. Ünlü firmalarda bile dana eti diye alıyorsunuz sucuğu kanatlı hayvan eti çıkıyor. Veya soya, tek tırnaklı eti gibi şeyler çıkıyor. Bu konuyla ilgili Tarım Bakanlığımızın devletimizin önlem alması gerekiyor. Biz sadece yaptığımız uyarılar ve yorumlarla kalırız. Sadece döner değil her türlü üründe denetim şart. Belli aralıklarla numuneler alınarak denetimlerin yapılması gerekiyor. Hepimiz insanız aklı başında insan da var, bu işi ticaret için, para kazanmak için yapıp insan sağlığını önemsemeyen insan da var her toplumda olduğu gibi. Edirne’de böyle bir şey yapacak esnaf yok. Çoğunun dönercilik baba mesleği yada senelerdir yaptıkları iş. Burada bu olay duyulduğu an biter, b,r daha yapamaz işini. Büyük illerde durum böyle değil. Başka semte taşın adını değiştir devam et. Fakat burası buna müsaade edecek bir şehir değil” dedi.
“ŞİKÂYET ETMEKTEN ÇEKİNMEYİN”
Döner fiyatıyla ilgili son zamanlarda tartışmaların olduğunu söyleyen İnağ, konuyla ilgili olumsuz bir durumda vatandaşların şikâyet etmekten kaçmaması gerektiğini vurguladı.
İnağ, döner fiyatlarının belirlenen tarife üzerinden satışının gerçekleştirildiğini söyleyerek, “Döner fiyatıyla ilgili de bu aralar tartışmalar söz konusu. Her dönercide bir tarife vardır belli bir tarifeye göre zaten dönerciler döneri koyar ekmeğe. Bu tarifeler bizim federasyonumuz ve belediye tarafından imzalı bir şekilde dağıtılır işletmelere. Aksi zaten yapılmaz. Yeşillik hariç yarım ekmek dönerde 60 gr. Dönerin olması gerekiyor. Burada biraz da hile demeyelim ama müşteri ve esnaf arasında dengelerde değiştirme yapılıyor. Örneğin aban yeşillik koyma eti biraz fazla koy diyoruz bazen. Bazen sadece et koy diyoruz. Bu gibi durumlarda gramlarda değişiklikler oluyor. Buda dediğim gibi müşteri ve esnaf arasındaki istisnalar. Bunun dışında zaten herhangi bir durumla karşılaşıldığında; örneğin etiniz azdır, yeşillik bozuktur, pistir ya da et direk bozuktur. Konuyla ilgili vatandaşlarımızın da duyarlı olarak şikâyet etmeleri gerekir yetkili yerlere. Zaten hemen olduğunuz yere zabıta ekipleri gelir denetimi gerçekleştirilir. Bazen vatandaşlarımızda aman boş ver gibi bir algı olduğu için arkalarına bakmadan gidiyorlar. Bu konuda söylemek istediğim şu; kesinlikle böyle düşünmesinler. Yarın öbür gün anneniz-babanız, çoluğunuz çocuğunu, eşiniz dostunuz da orada yemek yiyip rahatsızlanabilir. Her ürün, her hizmet için geçerli bu söylediklerim tabii ki. Hiç üşenmeden bir aksaklık veya olumsuzluk durumunda hemen belediyenin ilgili birimini ya da Tarım İl Müdürlüklerini arayarak konuyla ilgili şikâyetlerini bildirsinler” dedi.
“DÖNER SÜREKLİ PİŞTİĞİ TAKDİRDE BAKTERİ ÜRETMEZ”
Dönerin ısıtıcısının kapanmadığı takdirde sürekli ve kısık ateşte döndürülerek pişerken bakteri üretmediğini söyleyen İnağ, sadece soğutulup tekrar ısıtıldığı durumlarda bakteriye sebep olacağını dile getirdi.
İnağ, “Dönerin takıldıktan sonra gün boyunca takıldığı yerde durma ve pişme konusu var. Şimdi bununla ilgili de yapılan yorumlarda dönerin orada durdukça bakteri ürettiği söyleniyor. Fakat detaylı bir açıklama yapılmadan. Durum şöyle buzdolabından bir yemeği çıkartıp ısıtıp tekrar buzdolabına koyarsanız yemek artık bozulur. Çünkü ısındı dolaba girdi soğudu derken bakteri üretmeye başlar. Dönercilerimiz sabahtan döneri koyup kısık ateşte gün boyu yavaş-yavaş döndürerek pişiriyorlar. Bunun zaten özelliği de budur. Döner kısık ateşte yavaş-yavaş pişerken ince-ince pişen yerler doğranır ve verilir müşteriye. Bakteri üretme kısmı şurada devreye girer. Eğer yarısı pişmiş döner ısıtıcısı kapatılıp soğutulur arkasından bir iki saat ya da daha ilerleyen saatlerde açılıp ısıtılmaya başlarsa bakteri üretmeye başlar. Döner ısıtıcısı hiç kapatılmadan sürekli olarak döndürerek pişirildiği takdirde bakteri oluşturmaz. Bunun dışında bir gün önceden kalan döner zaten müşteriye verilmez. Her esnaf günlük ne kadar satacağını az çok tahmin ettiği için ona göre sabahtan dönerini takıp ona göre satışını yapıyor. Akşam kalan döner olmuyor genelde lokantalarda. Kalırsa da atarlar zaten bir sonraki güne döner tekrar satılmaz” dedi.





