11. uluslararası Bando ve Ciğer Festivali kapsamında kentin meşhur lezzeti Tava Ciğer ve biber konulu söyleşi cumartesi günü protokol evinde gerçekleştirildi. Edirne Bando ve Ciğer Festivali dolayısı ile Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Edirne Ciğeri üstatlarından Kazım Gilan ve Trakya üniversitesi Aşçılık Bölümü öğretim üyesi Sedat Kocadoğan ile birlikte Edirne Ciğeri ve biberini konuştu. Söyleşide başka şehirlerde bulunan kötü örneklerinden dolayı isim hakkının alınması gerektiğini belirten Gürkan, önümüzdeki dönem bununla ilgili çalışma yapacağını “Ciğerimizin marka tescili bulunuyor ama isim hakkının da kullandırılmaması gerekiyor.” Sözleri ile ifade etti.
Başkan Gürkan, başka bir şehirde satılan ve sunumu Edirne ciğer deneyimi konusunda markalaşma ve ismi hakkı olarak çalışılması gerektiğini belirterek, “Ciğerimizin marka tescili bulunuyor ama isim hakkının da kullandırılmaması gerekiyor. Buna bir çalışalım. Bunu Ödev olarak alıyoruz ve önümüzdeki dönem bunu mutlaka yapacağız.” dedi.
CİĞERİN KORUNMASI İÇİN İTALYA’DAN ÖRNEK
Tarihsel olarak ciğerin saray mutfağının önemli bir parçası olduğunu belirten Kocadoğan, Edirne Ciğerinin çok önemli bir kültür olduğunu ve bunun korunması gerektiğini ifade etti. Nasıl korunabileceği konusunda İtalya’dan örnek veren Kocadoğan, “İtalya’da Napoli pizzası için ustalar toplanıp bir komisyonla bu iş için standart oluşturmuşlar. Napoli Pizzası adında satabilmek için onların belirlediği tarife uymak zorundasınız. Bizimde ciğer ustalarımızdan eğitim almış bunu belgeleyip yapıp satabilmeli. Bu ürünün yaşaması açısından çok çok önemli.” dedi.
Edirne Ciğerinin korunması ve daha iyi tanıtılması amacı ile Kocadoğan, “Bunların bir standarda bağlanması gerekiyor. Çünkü dışarıdan insanlar diyor ki Edirne ciğeri nedir ki ben yedim abartmayın. Bunun nedeni kötü örneklerine maruz kaldıkları için bir dökümantasyonu ve standardı bir inceleme heyeti olması gerekiyor.” İfadelerini kullandı.
Edirne biberinin de özel bir biber olduğunu söyleyen Kocadoğan, başka yerlerde yetişen biber ile Edirne Karaağaçta yetişen biber arasında tat farkının çok belli olduğunu dile getirdi. Edirne biberinin de tescilli bir lezzet haline gelmesi için bazı çalışmalar olduğunu ifade eden Kocadoğan, ciğer gibi biberin de üzerinde durulması gereken bir lezzet olduğunu belirtti.
EDİRNELİ MEHMET
Osmanlı Devleti’nin beylikten devlete geçişinin başkentin Edirne oluşuyla başladığını belirten Gürkan, Osmanlı Devleti’nin ilk dönemlerine baktığımızda Bursa Osmanlı’nın beylik başkenti olduğunu görüyoruz. Henüz daha devlet olmadan önce. Bursa’da bulunan sarayın ismi de Bey Sarayı’dır. Başkentin Edirne’ye taşınması ile beraber devlet olmaya başladığı söyleniyor.”dedi. Saray mutfağı denilince akla İstanbul’un geldiğini söyleyen Kocadoğan, İstanbul’dan önce Edirne’nin ve Edirne mutfağının da saray için çok önemli olduğunu belirtti.
Edirne’nin Osmalı Devleti için ne kadar önemli olduğu hakkında geçen konuşmada Gürkan, Edirneli olan Fatih Sultan Mehmet ile alakalı; “Tahta çıkan her padişaha sorulurmuş nasıl hitap edilmesi gerektiği; size ne diye hitap edelim diye sorulduğunda Fatih Sultan Mehmet, Edirneli Mehmet deyin demiş.” olayını anlattı.
Ciğer ve biberin konuşulduğu söyleşide yıllardır mutfak sanatları ile uğraşan eğitimci Kocadoğan, “Ciğerin en iyi formu Edirne Tava ciğeridir.” dedi. (Haber: Mehmet Efecan Hıdıroğlu)





