TÖS Edirne İl Başkanı Gökay Bilgin, devrim yasalarının yaşamsal ve vazgeçilmez olduğunu vurguladı. Bilgin, Cumhuriyetin ulusal egemenliği esas alan bir sistem olduğunu ifade etti.
Bilgin, yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi;
“Yasalaşan üç önemli kanun çağdaş, demokratik, laik ve hukukun üstünlüğüne dayalı devlet yapısının temelini oluşturmuştur. Hilafetin Kaldırılması, Şer’iye ve Evkaf Vekâletinin Kaldırılması, Eğitim ve Öğretim Birliği Yasaları” çağdaş toplumun, laik ve bilimsel eğitimin şartıdır. Çağdışı kalmış bir devlet sisteminin yıkılışıdır. Böylece, toplumu ve devleti din kuralları yerine, gelişen ve sürekli değişen ihtiyaçlar doğrultusunda, akla ve bilime uygun yönetme esası benimsenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin laik yapıya kavuşması yolunda ileri bir adım atılmıştır. Cumhuriyet, ‘sultan-halife egemenliği’ yerine ‘Ulus egemenliğini’ esas alan rejimdir. ‘Kendini Allah'ın yeryüzündeki gölgesi’ olarak gören sultanların ve halifelerin bu sistemde yeri yoktur. Özlem duyanlara da asla izin verilmeyecektir.
Atatürk, Cumhuriyeti ilan etmeden önce saltanatı, Cumhuriyeti ilan ettikten sonra da halifeliği kaldırmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurmuştur. Ancak, bugünkü Diyanet İşleri Başkanı, uygulamaları ve beyanlarıyla Devrim Yasalarına karşıtlığını gizlememektedir. Atatürk’ü ve Ulusal günleri hutbelerden çıkarmış, hurafelere yer vermiştir.
Devrim Kanunları, Cumhuriyet’in saygın, yetkin, üretken yurttaşlarını yetiştirmeyi hedeflemektedir. Amaç; aydınlanma, kadın-erkek eşitliği, aklın ve bilimin egemenliği, bağımsızlık, özgürlük ve onurlu yaşamdır. Devrim Yasaları; Cumhuriyet kuşaklarına yeterince öğretilemedi. Siyasetçiler, eğitimciler, aydınlar bu kanunların getirdiklerini, gerekçelerini, amaçlarını ve yasalaştırılış gerekçelerini bilmeden yetiştiler. 3 Mart 1924 tarihi unutturuldu. Bugün, yaşadığımız siyasal, sosyal, kültürel pek çok sorunun kaynağında bu durum vardır.
1950’de çok partili siyasi yaşama geçildikten sonra, ne yazık ki Devrim Yasaları sinsice kuşatıldı, büyük saldırılara maruz kaldı. Devlet içinde örgütlenen karşıt devrimciler günbegün güç kazandı. 2000’ler Türkiye’sine gelindiğinde aklın öncülüğünü ve bilimi öteleyen politikalarla, yalnız Devrim Yasaları değil; Aydınlanma Devriminin her aşaması örselendi. Türk Devrimi’ne yönelik saldırılar, 18 yıllık siyasal İslamcı iktidar döneminde zirve yaptı. Rejim ve yönetim sistemi hukuksuz bir şekilde değiştirildi. Devlet kurumlarının cemaatlerce doldurulduğu, tarikatların baş tacı edildiği, aklın, bilimin dışlandığı bir dönemi yaşamaktayız. “Eğitimde Birlik Yasası” yok edilmiştir. Anayasanın 24. ve 174. Maddelerinde ifadesini bulan Devrim Yasalarına ve Cumhuriyetin temel niteliklerini belirleyen 2. ve 42. maddelerine açıkça aykırı olan “Dindar ve kindar nesil yetiştireceğiz” söylemi, laik eğitim ve çağdaş kamusal düzenin yıkımıdır.
Bu yolla, laik eğitim sonlandırılmıştır. Bilimin, aklın sahibi ve koruyucusu olması gereken üniversiteler medreseleştirilmiştir. Sadece ezberleyen, düşünemeyen, bilim üretemeyen, eleştiremeyen, hakkını aramayı bilmeyen, her söylenene inanan, sorgulamayan, tüketen bir nesil yaratılmıştır. Ancak, tüm bu olumsuzluklara rağmen umutsuz değiliz. Çünkü, tarih boyunca toplumları baskıyla, zorbalıkla, kişisel, siyasal, dinsel amaçlar doğrultusunda yönetmek isteyenler, başarılı olamamıştır. Bundan böyle de olamayacaklardır. Sorunların çözümü için herkes akıl ve hukuk dışı olana direnmeli ve mücadele etmelidir. Görev ve sorumluluk hepimizindir. Hep birlikte ‘Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür’ yurttaşlar yetiştireceğiz. Demokratik düzeni yasal zemin içinde savunacağız. (Haber Merkezi)





