Haber-Fotoğraf: Umut IŞIK
Düzenlenen basın açıklamasına Veli-Der Edirne Şube Başkanı Mustafa Aytekin, Demokrat Parti İl Başkanı İbrahim Özyılmaz, Cumhuriyet Kadınları Derneği Başkanı Mine Hepgüllü, Tüketici Hakları Derneği Başkanı Murat Kocabaş katıldı.
Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin 96 yıl önce bugün 3 devrim yasasının ilanıyla atıldığını söyleyen Özcan, Hilafetin Kaldırılması, Şer’iye ve Evkaf Vekâletinin Kaldırılması, Eğitim ve Öğretim Birliği Yasalarının çağdaş toplumun, laik ve bilimsel eğitimin şartı olduğunu söyledi.
Özcan, “3 Mart 1924, Cumhuriyet tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biridir. Bu tarihte yasalaşan üç önemli kanun çağdaş, demokratik, laik ve hukukun üstünlüğüne dayalı devlet yapısının temelini oluşturmuştur.
‘Hilafetin Kaldırılması, Şer’iye ve Evkaf Vekâletinin Kaldırılması, Eğitim ve Öğretim Birliği Yasaları’ çağdaş toplumun, laik ve bilimsel eğitimin şartıdır. Çağdışı kalmış bir devlet sisteminin yıkılışıdır. Böylece, toplumu ve devleti din kuralları yerine, gelişen ve sürekli değişen ihtiyaçlar doğrultusunda, akla ve bilime uygun yönetme esası benimsenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin laik yapıya kavuşması yolunda ileri bir adım atılmıştır. Cumhuriyet, sultan-halife egemenliği yerine Ulus egemenliğini esas alan rejimdir. Kendini Allah'ın yeryüzündeki gölgesi olarak gören sultanların ve halifelerin bu sistemde yeri yoktur. Özlem duyanlara da asla izin verilmeyecektir. Atatürk, Cumhuriyeti ilan etmeden önce saltanatı, Cumhuriyeti ilan ettikten sonra da halifeliği kaldırmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurmuştur. Ancak, bugünkü Diyanet İşleri Başkanı, uygulamaları ve beyanlarıyla Atatürk düşmanlığını, Devrim Yasaları’na karşıtlığını gizlememektedir. Atatürk’ü ve Ulusal günleri hutbelerden çıkarmış, hurafelere yer vermiştir. “Kur’an kurslarına bir tuğla koyana Allah cennetten güzel bir ev verecektir.” gibi akla, mantığa ve Allah inancına aykırı çağ dışı söylemi dillendirmiştir. Bütün bu olanlar 18 yıllık siyasal İslamcı iktidarın sonucudur” dedi.
“DEVRİM KANUNLARI, CUMHURİYET’İN SAYGIN, YETKİN, ÜRETKEN YURTTAŞLARINI YETİŞTİRMEYİ HEDEFLEMEKTEDİR”
Devrim Kanunlarının, Cumhuriyet’in saygın, yetkin, üretken yurttaşlarını yetiştirmeyi hedeflediğini söyleyen Özcan, amacın; aydınlanma, kadın-erkek eşitliği, aklın ve bilimin egemenliği, bağımsızlık, özgürlük ve onurlu yaşam olduğunun da altını çizdi.
Özcan, “Devrim Yasaları; Cumhuriyet kuşaklarına yeterince öğretilemedi. Siyasetçiler, eğitimciler, aydınlar bu kanunların getirdiklerini, gerekçelerini, amaçlarını ve yasalaştırılış gerekçelerini bilmeden yetiştiler. 3 Mart 1924 tarihi unutturuldu. Bugün, yaşadığımız siyasal, sosyal, kültürel pek çok sorunun kaynağında bu durum vardır. 1950’de çok partili siyasi yaşama geçildikten sonra, ne yazık ki Devrim Yasaları sinsice kuşatıldı, büyük saldırılara maruz kaldı. Devlet içinde örgütlenen karşıt devrimciler günbegün güç kazandı. 2000’ler Türkiye’sine gelindiğinde aklın öncülüğünü ve bilimi öteleyen politikalarla, yalnız Devrim Yasaları değil; Aydınlanma Devriminin her aşaması örselendi. Türk Devrimi’ne yönelik saldırılar, 18 yıllık siyasal İslamcı iktidar döneminde zirve yaptı. Rejim ve yönetim sistemi hukuksuz bir şekilde değiştirildi. Devlet kurumlarının cemaatlerce doldurulduğu, tarikatların baş tacı edildiği, aklın, bilimin dışlandığı bir dönemi yaşamaktayız. Eğitimde Birlik Yasası yok edilmiştir. Anayasanın 24. ve 174. Maddelerinde ifadesini bulan Devrim Yasalarına ve Cumhuriyetin temel niteliklerini belirleyen 2. ve 42. maddelerine açıkça aykırı olan ‘Dindar ve kindar nesil yetiştireceğiz’ söylemi, laik eğitim ve çağdaş kamusal düzenin yıkımıdır. Bu yolla, laik eğitim sonlandırılmıştır. Bilimin, aklın sahibi ve koruyucusu olması gereken üniversiteler medreseleştirilmiştir. Sadece ezberleyen, düşünemeyen, bilim üretemeyen, eleştiremeyen, hakkını aramayı bilmeyen, her söylenene inanan, sorgulamayan, tüketen bir nesil yaratılmıştır. Ancak, tüm bu olumsuzluklara rağmen umutsuz değiliz. Çünkü, tarih boyunca toplumları baskıyla, zorbalıkla, kişisel, siyasal, dinsel amaçlar doğrultusunda yönetmek isteyenler, başarılı olamamıştır. Bundan böyle de olamayacaklardır. Sorunların çözümü için herkes akıl ve hukuk dışı olana direnmeli ve mücadele etmelidir. Görev ve sorumluluk hepimizindir. Hep birlikte demokratik düzeni yasal zemin içinde savunacağız. Sorunlarımız vardır. Çözümümüz de vardır. Çözüm Atatürkçü Düşünce’dir. Atatürkçü Düşünce ile Türkiye Cumhuriyeti yeniden inşa edilecek ve Devrim Yasaları ödünsüz uygulanacaktır. İnanıyoruz, kararlıyız” dedi.
Düzenlenen basın açıklamasına Veli-Der Edirne Şube Başkanı Mustafa Aytekin, Demokrat Parti İl Başkanı İbrahim Özyılmaz, Cumhuriyet Kadınları Derneği Başkanı Mine Hepgüllü, Tüketici Hakları Derneği Başkanı Murat Kocabaş katıldı.
Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin 96 yıl önce bugün 3 devrim yasasının ilanıyla atıldığını söyleyen Özcan, Hilafetin Kaldırılması, Şer’iye ve Evkaf Vekâletinin Kaldırılması, Eğitim ve Öğretim Birliği Yasalarının çağdaş toplumun, laik ve bilimsel eğitimin şartı olduğunu söyledi.
Özcan, “3 Mart 1924, Cumhuriyet tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biridir. Bu tarihte yasalaşan üç önemli kanun çağdaş, demokratik, laik ve hukukun üstünlüğüne dayalı devlet yapısının temelini oluşturmuştur.
‘Hilafetin Kaldırılması, Şer’iye ve Evkaf Vekâletinin Kaldırılması, Eğitim ve Öğretim Birliği Yasaları’ çağdaş toplumun, laik ve bilimsel eğitimin şartıdır. Çağdışı kalmış bir devlet sisteminin yıkılışıdır. Böylece, toplumu ve devleti din kuralları yerine, gelişen ve sürekli değişen ihtiyaçlar doğrultusunda, akla ve bilime uygun yönetme esası benimsenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin laik yapıya kavuşması yolunda ileri bir adım atılmıştır. Cumhuriyet, sultan-halife egemenliği yerine Ulus egemenliğini esas alan rejimdir. Kendini Allah'ın yeryüzündeki gölgesi olarak gören sultanların ve halifelerin bu sistemde yeri yoktur. Özlem duyanlara da asla izin verilmeyecektir. Atatürk, Cumhuriyeti ilan etmeden önce saltanatı, Cumhuriyeti ilan ettikten sonra da halifeliği kaldırmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurmuştur. Ancak, bugünkü Diyanet İşleri Başkanı, uygulamaları ve beyanlarıyla Atatürk düşmanlığını, Devrim Yasaları’na karşıtlığını gizlememektedir. Atatürk’ü ve Ulusal günleri hutbelerden çıkarmış, hurafelere yer vermiştir. “Kur’an kurslarına bir tuğla koyana Allah cennetten güzel bir ev verecektir.” gibi akla, mantığa ve Allah inancına aykırı çağ dışı söylemi dillendirmiştir. Bütün bu olanlar 18 yıllık siyasal İslamcı iktidarın sonucudur” dedi.
“DEVRİM KANUNLARI, CUMHURİYET’İN SAYGIN, YETKİN, ÜRETKEN YURTTAŞLARINI YETİŞTİRMEYİ HEDEFLEMEKTEDİR”
Devrim Kanunlarının, Cumhuriyet’in saygın, yetkin, üretken yurttaşlarını yetiştirmeyi hedeflediğini söyleyen Özcan, amacın; aydınlanma, kadın-erkek eşitliği, aklın ve bilimin egemenliği, bağımsızlık, özgürlük ve onurlu yaşam olduğunun da altını çizdi.
Özcan, “Devrim Yasaları; Cumhuriyet kuşaklarına yeterince öğretilemedi. Siyasetçiler, eğitimciler, aydınlar bu kanunların getirdiklerini, gerekçelerini, amaçlarını ve yasalaştırılış gerekçelerini bilmeden yetiştiler. 3 Mart 1924 tarihi unutturuldu. Bugün, yaşadığımız siyasal, sosyal, kültürel pek çok sorunun kaynağında bu durum vardır. 1950’de çok partili siyasi yaşama geçildikten sonra, ne yazık ki Devrim Yasaları sinsice kuşatıldı, büyük saldırılara maruz kaldı. Devlet içinde örgütlenen karşıt devrimciler günbegün güç kazandı. 2000’ler Türkiye’sine gelindiğinde aklın öncülüğünü ve bilimi öteleyen politikalarla, yalnız Devrim Yasaları değil; Aydınlanma Devriminin her aşaması örselendi. Türk Devrimi’ne yönelik saldırılar, 18 yıllık siyasal İslamcı iktidar döneminde zirve yaptı. Rejim ve yönetim sistemi hukuksuz bir şekilde değiştirildi. Devlet kurumlarının cemaatlerce doldurulduğu, tarikatların baş tacı edildiği, aklın, bilimin dışlandığı bir dönemi yaşamaktayız. Eğitimde Birlik Yasası yok edilmiştir. Anayasanın 24. ve 174. Maddelerinde ifadesini bulan Devrim Yasalarına ve Cumhuriyetin temel niteliklerini belirleyen 2. ve 42. maddelerine açıkça aykırı olan ‘Dindar ve kindar nesil yetiştireceğiz’ söylemi, laik eğitim ve çağdaş kamusal düzenin yıkımıdır. Bu yolla, laik eğitim sonlandırılmıştır. Bilimin, aklın sahibi ve koruyucusu olması gereken üniversiteler medreseleştirilmiştir. Sadece ezberleyen, düşünemeyen, bilim üretemeyen, eleştiremeyen, hakkını aramayı bilmeyen, her söylenene inanan, sorgulamayan, tüketen bir nesil yaratılmıştır. Ancak, tüm bu olumsuzluklara rağmen umutsuz değiliz. Çünkü, tarih boyunca toplumları baskıyla, zorbalıkla, kişisel, siyasal, dinsel amaçlar doğrultusunda yönetmek isteyenler, başarılı olamamıştır. Bundan böyle de olamayacaklardır. Sorunların çözümü için herkes akıl ve hukuk dışı olana direnmeli ve mücadele etmelidir. Görev ve sorumluluk hepimizindir. Hep birlikte demokratik düzeni yasal zemin içinde savunacağız. Sorunlarımız vardır. Çözümümüz de vardır. Çözüm Atatürkçü Düşünce’dir. Atatürkçü Düşünce ile Türkiye Cumhuriyeti yeniden inşa edilecek ve Devrim Yasaları ödünsüz uygulanacaktır. İnanıyoruz, kararlıyız” dedi.





