9 Nisan 1928’de TBMM’ye sunulan kanun teklifi ile 1924 Anayasası’nın 2. maddesinde yer alan ‘Türkiye Devleti’nin dini İslam’dır’ ifadesi kaldırılarak, devletin laiklik niteliği kazanması amacıyla yapılan değişiklik oy birliği ile kabul edilmiş ve 10 Nisan 1928 tarihinde Resmi Gazete’ de yayınlanarak yürürlüğe girmişti. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) laiklik günü nedeniyle tüm illerde eş zamanlı olarak basın açıklaması yaptı. Edirne Şubesi tarafından dernek binasında gerçekleşen basın açıklamasını ADD Edirne Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ertan Çekiç okudu.
“LAİKLİK DİN VE DÜNYA İŞLERİNİN BİRBİRİNDEN AYRILMASIDIR”
Çekiç, demokrasinin olmazsa olmazı laiklik olduğunu ifade etti. Çekiç, aklın, dogmalardan kurtulması ve bilimsel düşünceler ile dolması ile özgürleşeceğini belirtti. İnsanca yaşamanın laikliğin temel direği olduğunu vurgulayan Çekiç, “Laiklik, din ve devlet işlerinin değil, din ve dünya işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. 10 Nisan 1928 Cumhuriyetimiz’ in ve Aydınlanma Devrimlerinin en yaşamsal adımının atıldığı gündür.” Şeklinde konuştu.
Atatürk’ün meclisi açarken yetkiyi meclisten aldığını belirten Çekiç, “Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, 23 Nisan 1920 tarihinde Büyük Millet Meclisini açarken yetkiyi Allah’ın yeryüzündeki temsilcisi (Halife-i rûy-i zemin) olarak görülen padişahtan değil, Ulusal İstenç’ten (Milli İradeden) alarak, kurdukları Büyük Millet Meclisi İdaresinin niteliğini ilan eden çok önemli bir adım atmışlardır. Bu adım sadece işgal altındaki bir vatanı bağımsızlığına kavuşturmanın değil, bin yıllardır süren bir düzeni yıkarak kuldan özgür yurttaşa ulaşmanın da adımıdır. Nitekim Atatürk ve Cumhuriyet Devrimcileri ‘Hâkimiyet Bilâ Kaydü Şart Milletindir’ tümcesini Teşkilatı Esasiye Kanunu’nun 1. Maddesine yazmış, Türkiye Büyük Millet Meclisi duvarına da silinmemek üzere asmışlardır. Günümüzde ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ şeklinde simgeleşen bu temel ilke, bazı kesimleri çok rahatsız etmekte, farklı biçimde anlatılmaya çalışılmakta, daha acısı bu kesimler memleket dahilinde iktidara sahip olanlarca korunup kollanmaktadır.” Sözlerine yer verdi.
Laiklik günün unutturulmaya çalışıldığını belirten Çekiç, “Bugün, laiklik günü kutlamalarına karşı çıkıp, unutturma çabası içinde olanların kutsal inançları nasıl istismar ettiklerini her gün yeni bir örnekle içimiz acıyarak izliyoruz. Bunlar meşruiyetlerinin kaynağını kurutmaya, bindikleri dalı kesmeye çalıştıklarının farkında değiller. Aldıkları kararları kutsal ve tartışılamaz inançlara dayalı hale getirerek itirazsız bir yönetim özlemi çekenlerin, demokrasinin özünün laiklik olmasına tahammül edemedikleri ortadadır.” İfadelerine yer
İsmet İnönü’nün verdiği kanun teklifi ile verilen kararların dini kurallara ile verilmeyeceğini ifade eden Çekiç, “9 Nisan 1928’de, Başbakan İsmet İnönü ve 120 arkadaşının verdiği kanun teklifi ile 10 Nisan 1928 tarihli Resmi Gazete’de 1220 sayılı yasa olarak yayınlanarak yürürlüğe girdi. 5 Şubat 1937’de bir adım daha atıldı ve LAİKLİK; ruh ve uygulama ile zaten var olduğu Anayasa’da ilke olarak da yer aldı. Böylece artık Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hiçbir işi din kuralları ile, naslar ile görülemeyecekti.” Dedi. (Haber- Fotoğraf: Alp Togan BOLU)
“LAİKLİK DİN VE DÜNYA İŞLERİNİN BİRBİRİNDEN AYRILMASIDIR”
Çekiç, demokrasinin olmazsa olmazı laiklik olduğunu ifade etti. Çekiç, aklın, dogmalardan kurtulması ve bilimsel düşünceler ile dolması ile özgürleşeceğini belirtti. İnsanca yaşamanın laikliğin temel direği olduğunu vurgulayan Çekiç, “Laiklik, din ve devlet işlerinin değil, din ve dünya işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. 10 Nisan 1928 Cumhuriyetimiz’ in ve Aydınlanma Devrimlerinin en yaşamsal adımının atıldığı gündür.” Şeklinde konuştu.
Atatürk’ün meclisi açarken yetkiyi meclisten aldığını belirten Çekiç, “Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, 23 Nisan 1920 tarihinde Büyük Millet Meclisini açarken yetkiyi Allah’ın yeryüzündeki temsilcisi (Halife-i rûy-i zemin) olarak görülen padişahtan değil, Ulusal İstenç’ten (Milli İradeden) alarak, kurdukları Büyük Millet Meclisi İdaresinin niteliğini ilan eden çok önemli bir adım atmışlardır. Bu adım sadece işgal altındaki bir vatanı bağımsızlığına kavuşturmanın değil, bin yıllardır süren bir düzeni yıkarak kuldan özgür yurttaşa ulaşmanın da adımıdır. Nitekim Atatürk ve Cumhuriyet Devrimcileri ‘Hâkimiyet Bilâ Kaydü Şart Milletindir’ tümcesini Teşkilatı Esasiye Kanunu’nun 1. Maddesine yazmış, Türkiye Büyük Millet Meclisi duvarına da silinmemek üzere asmışlardır. Günümüzde ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ şeklinde simgeleşen bu temel ilke, bazı kesimleri çok rahatsız etmekte, farklı biçimde anlatılmaya çalışılmakta, daha acısı bu kesimler memleket dahilinde iktidara sahip olanlarca korunup kollanmaktadır.” Sözlerine yer verdi.
Laiklik günün unutturulmaya çalışıldığını belirten Çekiç, “Bugün, laiklik günü kutlamalarına karşı çıkıp, unutturma çabası içinde olanların kutsal inançları nasıl istismar ettiklerini her gün yeni bir örnekle içimiz acıyarak izliyoruz. Bunlar meşruiyetlerinin kaynağını kurutmaya, bindikleri dalı kesmeye çalıştıklarının farkında değiller. Aldıkları kararları kutsal ve tartışılamaz inançlara dayalı hale getirerek itirazsız bir yönetim özlemi çekenlerin, demokrasinin özünün laiklik olmasına tahammül edemedikleri ortadadır.” İfadelerine yer
İsmet İnönü’nün verdiği kanun teklifi ile verilen kararların dini kurallara ile verilmeyeceğini ifade eden Çekiç, “9 Nisan 1928’de, Başbakan İsmet İnönü ve 120 arkadaşının verdiği kanun teklifi ile 10 Nisan 1928 tarihli Resmi Gazete’de 1220 sayılı yasa olarak yayınlanarak yürürlüğe girdi. 5 Şubat 1937’de bir adım daha atıldı ve LAİKLİK; ruh ve uygulama ile zaten var olduğu Anayasa’da ilke olarak da yer aldı. Böylece artık Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hiçbir işi din kuralları ile, naslar ile görülemeyecekti.” Dedi. (Haber- Fotoğraf: Alp Togan BOLU)





