MHP Edirne İl Başkanı Zakir Tercan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla mesaj yayımladı. Tercan, yayımladığı mesajında şu ifadelere yer verdi;
“Türk milleti, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra verdiği yeniden diriliş ve bağımsızlık mücadelesini Cumhuriyet’i ilan ederek taçlandırmıştır. Gazi Mustafa Kemal Paşa; 9. Ordu Müfettişi olarak Samsun’a çıkması, Amasya Tamimi’nin yayımlanması, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile Batı Anadolu’daki kongrelerin toplanmasının ardından geldiği Ankara’dan Türk’ün hapsedilmek istendiği yeni Ergenekon’undan çıkmasına önderlik etmiştir. İşgallere, ihanetlere ve isyanlara karşı Misak-ı Millî hedefi doğrultusunda, 23 Nisan 1920’de açılan Büyük Millet Meclisi’nde toplanan milli irade ve milli kuvvetler, her türlü zorluk ve yokluğa rağmen azim ve iman ile mücadeleyi başarıya ulaştırmıştır.
Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele’nin başarıyla sonuçlanmasına kadar bu yöndeki tasavvurunu bir sır olarak tutmuş; öncelikle saltanatın kaldırılmasını sağlamış ve bundan yaklaşık bir yıl sonra cumhuriyet ilan edilmiştir. Onun bu yöntemi, radikal kararlar için uygun şartları ve zamanı beklediğinin bir göstergesidir.Milli Mücadele’yi yürüten kadrolar, böyle bir fikir ikliminde yetişmişti. Şüphesiz içlerinde hanedana ve hilafete sadık olanlar da vardı. Ancak onlar dahil, hepsi halkın iradesine, anayasalı bir düzene taraftardır. Artık İstanbul-Ankara şeklinde ikili bir yapı kalmamış, devlet Ankara’dan yönetilir olmuştu. Ülkeyi Türkiye Büyük Millet Meclisi yönetiyordu. Meclis’in Başkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa idi. 13 Ekim 1923’te Ankara’nın başkent ilan edilmesi, bu durumun tesciliydi. O dönemde uygulanan Meclis Hükümeti sisteminde, vekiller bakanlar Meclis tarafından tek tek oylanarak seçiliyor; Meclis Başkanı’nın bu konuda yeterli yetkiye sahip olmaması, bir devlet başkanının gerekliliğini açıkça ortaya koyuyordu. Esasen olağanüstü şartlarda ve İstanbul’da meşru kabul edilen bir halife-padişah ve hükümetin var olduğu bir yapıda geçici bir nitelik taşıyan böyle bir hükümet yapısının olağan dönemde devam edebilmesi zordu.Nitekim 1923’ün Ekim ayında, Hükümet’te yaşanan meselelerin bir kriz halini alması sonucunda Gazi Paşa, artık uygun zamanın geldiğine hükmeder ve Cumhuriyet’i ilan etmeye karar verir.
Bunu da 28 Ekim’de, yakın arkadaşlarıyla bir yemekli toplantıda “Yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz.” diye açıklar. Hazırlanan anayasa değişikliği, ertesi gün Meclis’te kabul edilir ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçilir.Esasen, 1921 yılında kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda ‘Hakimiyet bilakayd ü şart milletindir.’ ilkesi benimsenmiş ve böylece örtük olarak Cumhuriyet’e geçişin işareti de verilmişti.Bu Anayasa’nın birinci maddesi aynen şöyle idi: “Hâkimiyet bilâkayd ü şart milletindir. “Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir.” İdare usulü, halkın mukadderatını geleceğini, kaderini bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir dayanır. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilirken maddeye “Türkiye Devleti’nin şekl-i hükûmeti, cumhuriyettir.” cümlesi eklenmiştir.
Atatürk, Cumhuriyet’in ilanı üzerine yaptığı konuşmada, özetle şunları söyler: Milletimiz, sahip olduğu özelliklerini ve değerini, hükümetinin yeni ismiyle, uygarlık dünyasına daha çok kolaylıkla göstermeyi başaracaktır.Türkiye Cumhuriyeti, dünyada işgal ettiği yere layık olduğunu eserleriyle kanıtlayacaktır. Milletin sevgisini daima dayanak noktası sayarak hep beraber ileriye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mutlu, başarılı ve galip olacaktır.” (Haber Merkezi)
“Türk milleti, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra verdiği yeniden diriliş ve bağımsızlık mücadelesini Cumhuriyet’i ilan ederek taçlandırmıştır. Gazi Mustafa Kemal Paşa; 9. Ordu Müfettişi olarak Samsun’a çıkması, Amasya Tamimi’nin yayımlanması, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile Batı Anadolu’daki kongrelerin toplanmasının ardından geldiği Ankara’dan Türk’ün hapsedilmek istendiği yeni Ergenekon’undan çıkmasına önderlik etmiştir. İşgallere, ihanetlere ve isyanlara karşı Misak-ı Millî hedefi doğrultusunda, 23 Nisan 1920’de açılan Büyük Millet Meclisi’nde toplanan milli irade ve milli kuvvetler, her türlü zorluk ve yokluğa rağmen azim ve iman ile mücadeleyi başarıya ulaştırmıştır.
Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele’nin başarıyla sonuçlanmasına kadar bu yöndeki tasavvurunu bir sır olarak tutmuş; öncelikle saltanatın kaldırılmasını sağlamış ve bundan yaklaşık bir yıl sonra cumhuriyet ilan edilmiştir. Onun bu yöntemi, radikal kararlar için uygun şartları ve zamanı beklediğinin bir göstergesidir.Milli Mücadele’yi yürüten kadrolar, böyle bir fikir ikliminde yetişmişti. Şüphesiz içlerinde hanedana ve hilafete sadık olanlar da vardı. Ancak onlar dahil, hepsi halkın iradesine, anayasalı bir düzene taraftardır. Artık İstanbul-Ankara şeklinde ikili bir yapı kalmamış, devlet Ankara’dan yönetilir olmuştu. Ülkeyi Türkiye Büyük Millet Meclisi yönetiyordu. Meclis’in Başkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa idi. 13 Ekim 1923’te Ankara’nın başkent ilan edilmesi, bu durumun tesciliydi. O dönemde uygulanan Meclis Hükümeti sisteminde, vekiller bakanlar Meclis tarafından tek tek oylanarak seçiliyor; Meclis Başkanı’nın bu konuda yeterli yetkiye sahip olmaması, bir devlet başkanının gerekliliğini açıkça ortaya koyuyordu. Esasen olağanüstü şartlarda ve İstanbul’da meşru kabul edilen bir halife-padişah ve hükümetin var olduğu bir yapıda geçici bir nitelik taşıyan böyle bir hükümet yapısının olağan dönemde devam edebilmesi zordu.Nitekim 1923’ün Ekim ayında, Hükümet’te yaşanan meselelerin bir kriz halini alması sonucunda Gazi Paşa, artık uygun zamanın geldiğine hükmeder ve Cumhuriyet’i ilan etmeye karar verir.
Bunu da 28 Ekim’de, yakın arkadaşlarıyla bir yemekli toplantıda “Yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz.” diye açıklar. Hazırlanan anayasa değişikliği, ertesi gün Meclis’te kabul edilir ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçilir.Esasen, 1921 yılında kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda ‘Hakimiyet bilakayd ü şart milletindir.’ ilkesi benimsenmiş ve böylece örtük olarak Cumhuriyet’e geçişin işareti de verilmişti.Bu Anayasa’nın birinci maddesi aynen şöyle idi: “Hâkimiyet bilâkayd ü şart milletindir. “Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir.” İdare usulü, halkın mukadderatını geleceğini, kaderini bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir dayanır. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilirken maddeye “Türkiye Devleti’nin şekl-i hükûmeti, cumhuriyettir.” cümlesi eklenmiştir.
Atatürk, Cumhuriyet’in ilanı üzerine yaptığı konuşmada, özetle şunları söyler: Milletimiz, sahip olduğu özelliklerini ve değerini, hükümetinin yeni ismiyle, uygarlık dünyasına daha çok kolaylıkla göstermeyi başaracaktır.Türkiye Cumhuriyeti, dünyada işgal ettiği yere layık olduğunu eserleriyle kanıtlayacaktır. Milletin sevgisini daima dayanak noktası sayarak hep beraber ileriye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mutlu, başarılı ve galip olacaktır.” (Haber Merkezi)





