Edirne’de 1972 yılından bu yana kitapçılık yapan Resul Açıkel, çocuklara okuma alışkanlığı kazandırılmasında ailelerin belirleyici bir rol üstlendiğini söyledi. Kitapla küçük yaşlarda tanışan çocukların kelime hazinesinin gelişeceğini ve okuduğunu anlama becerisinin güçleneceğini belirten Açıkel, anne ve babaların çocuklarıyla birlikte kitap okuyarak onlara örnek olmaları gerektiğini ifade etti.
Yaklaşık 54 yıldır Edirne çarşısında kitaplarla iç içe olan Açıkel, uzun meslek hayatında kitapçılığın yanı sıra sahaflık da yaparak farklı kuşakların kitapla ilişkisine tanıklık etti. Mesleğe yeni kitap satışıyla başladığını anlatan Açıkel, zaman içerisinde sahaflığa yöneldiğini ve eski kitap, fotoğraf ve çeşitli kültürel materyallerin kendisini farklı bir dünyanın içerisine taşıdığını dile getirdi.
Yıllardır Edirne çarşısında bulunduğunu belirten Açıkel, “1972’den beri Edirne çarşısındayım. İlk başladığımızda yeni kitap satıyorduk. Zaman içerisinde sahaflığa dönüştük. Biz bir bakıma hatıralar satıcısı olduk. Önceki nesillerden kalan kitaplar, fotoğraflar ve farklı resimler bize gelmeye başladı. Böylece başka bir dünyanın içerisinde olduğumuzu gördük. Farklı insanlarla tanıştık ve burası zaman içerisinde daha kültürel bir ortam haline geldi” dedi.
Kitap okuma alışkanlığının yalnızca okul ortamında kazandırılmasının yeterli olmayacağını ifade eden Açıkel, bu konuda ailelerin çocuklarına davranışlarıyla örnek olması gerektiğini söyledi.
Anne ve babaların çocuklarıyla birlikte kitap okumasının önemine dikkat çeken Açıkel, “Bu alışkanlık ilkokuldan, hatta anaokulundan başlamalı. Anne burada çok önemli bir rol model. Çocuğun okula gitmesi, beslenmesi elbette önemli. Ancak çocuğun ruhen de beslenmesi gerekiyor. Bunun yolu da kitap okumaktan geçiyor. Anne çocuğuyla birlikte okumalı. ‘Gel, bu kitabı beraber okuyalım. Bir sayfayı sen, bir sayfayı ben okuyayım’ demeli. Çocuk kitabı annesinin ve babasının elinde de görmeli” diye konuştu.
Kitabın çocuğun hayatında sıradan ve doğal bir alışkanlığa dönüşmesi gerektiğini belirten Açıkel, ebeveynlerin bu süreçteki rolüne dikkat çekerek, “Çocuk kitabın hayatında yemek içmek kadar önemli olduğunu görmeli. Anne okuyacak, baba destekleyecek. Çocuklar anne ve babalarını model alıyor. Bu alışkanlık küçük yaşlarda kazanılırsa hayatının geri kalanında da devam eder” ifadelerini kullandı.
Cep telefonu kullanımının aile içerisindeki iletişimi de etkilediğini belirten Açıkel, anne ve babaların çocuklarına ayırdığı zamanın okuma alışkanlığının oluşmasında önemli olduğunu söyledi.
Çocukların büyük ölçüde gördükleri davranışları örnek aldığını dile getiren Açıkel, “Bazen annenin elinde telefon oluyor. Çocuk bir şey söylemek istiyor ama anne onunla ilgilenmiyor. Böyle olunca iletişim kopuyor. Halbuki anne çocuğuyla birlikte kitabı açsa, ‘Şu sayfayı sen oku, bu sayfayı ben okuyayım’ dese çocuk için önemli bir motivasyon olur. Çocuk hem konuşmayı öğrenir hem yeni kelimeler kazanır hem de okuma alışkanlığı edinir” dedi.
Düzenli kitap okumanın çocukların kelime dağarcığını genişlettiğini belirten Açıkel, bunun okul hayatında da önemli bir katkı sağladığını söyledi. Özellikle uzun paragraf sorularında öğrencilerin zorlanmasının nedenlerinden birinin kelime hazinesindeki yetersizlik olduğunu ifade eden Açıkel, okuduğunu anlamanın güçlü bir kelime dağarcığıyla doğrudan bağlantılı olduğunu dile getirdi.
Açıkel, “Çocukların kelime dağarcığı küçülüyor. Bununla birlikte konuşma becerileri de etkileniyor. Sınavlarda uzun bir paragraf veriliyor ve ‘Burada ne anlatılıyor, ana fikir nedir?’ diye soruluyor. Çocuğun kelime hazinesi yeterli değilse, okuduğunu anlamıyorsa nasıl cevap verecek? Soruyu anlamayan insan soruya nasıl cevap verebilir? Bu nedenle kitap okumak çok önemli. Sadece bilgiyi yüklemek yetmez. Bilgiyi anlamak, hazmetmek ve yorumlayabilmek gerekiyor” diye konuştu.
Çocukların okuyabileceği eserler bakımından Türk ve dünya edebiyatının zengin bir içeriğe sahip olduğunu belirten Açıkel, farklı türlerde kitapların çocukların kendi ilgi alanlarını keşfetmesine yardımcı olacağını söyledi.
Çocukların zaman içerisinde hangi yazar ve konulara ilgi duyduğunu kendilerinin belirleyeceğini ifade eden Açıkel, “Hikayecilerimiz, romancılarımız ve masallarımız var. Keloğlan, Binbir Gece Masalları ve dünya klasikleri gibi birçok eser bulunuyor. Klasiklerin çocukların yaş seviyesine göre hazırlanmış baskıları da var. Çocuk okuyacak ve zamanla hangi yazarı, hangi konuyu sevdiğini keşfedecek. Öğretmeni ve ailesi de bu süreçte ona yardımcı olacak” ifadelerini kullandı.
Sahaf dükkanına gelen çocuklarla kitaplar üzerine sohbet ettiklerini anlatan Açıkel, bazı gençlerin hangi kitapları okuyabilecekleri konusunda kendisinden tavsiye aldığını söyledi.
Çocuklarla kurduğu iletişimin mesleğinin kendisi açısından önemli bir parçası olduğunu belirten Açıkel, “Çocuklar geliyor, aradıkları eski kitapları burada bulabiliyorlar. Bazen ‘Ne tavsiye edersin?’ diye soruyorlar. Ben de daha önce hangi kitapları okuduklarını, hangi türlerden hoşlandıklarını soruyorum. Böylece çocuğun dünyasını anlamaya çalışıyoruz. Bazen aileleriyle, bazen de kendi başlarına geliyorlar. Onlara yardımcı olmak güzel bir şey” dedi.
Kendi çocuklarının da kitaplarla iç içe büyüdüğünü ifade eden Açıkel, ailelerin çocuklar üzerindeki etkisine dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı:
“Biz kendi çocuklarımızı da böyle büyüttük. Onlar bizi model aldılar. Kimi mühendis oldu, kimi İngilizce öğretmeni oldu, kimi başka meslekleri seçti. Ama kitap onların hayatında hep vardı. Çocuklara kitapla yaşanan bir hayatın nasıl olduğunu göstermek gerekiyor.”(Haber: Hasan Yiğit KONAKLILAR)





