Çevre Gönüllüleri Derneği Edirne Şube Başkanı Ayten Eren, Çerkezköy, Kapıkule Demiryolu Yapım Projesi kapsamında, Lalapaşa’nın, Doğanköy sınırlarında yer alan hızlı tren inşaatı ile ilgili keşif ve ilgili proje tanıtım dosyasının incelemesi sonucunda eksik ve yanlış buldukları hususlar, talepleri dile getirdiklerini ifade etti.
Projeye göre taban suyunu bozulmasına neden olacağını vurgulayarak, “Projeye göre, patlatmalı açık ocak işletme yöntemi kullanılarak, yılda 2 milyon 280 bin ton granit madeni üretimi yapılacaktır. İnsan yerleşimleri ve tarım arazilerine 550 m kadar yakınlıkta ki bu tür maden ocaklarının faaliyetlerinden kaynaklanan toz ve dumanın, insan sağlığı, tarım hayvancılık, üzerindeki olumsuz etkileri ile hammadde alımı neticesinde sahadaki doğal drenaj sisteminin ve taban suyu düzeyinin bozulması ve kaybolması gibi olumsuzluklar oluşturmaktadır.” Diye konuştu.
Projenin olumsuz sonuçları olacağını iptal edilmesi gerektiğini belirten Eren, “Taş ocakları alanındaki madencilik faaliyetleriyle bağımlı bir şekilde beliren başlıca problemlerden bir başkası ise arazi kullanımının değişmesidir ki bu durum da, verimli tarım alanların yok olmasıyla sonuçlanır. Bu proje doğa ve insan için geri dönüşsüz zararlara neden olacağı için derhal iptal edilmelidir.” Şeklinde konuştu
Patlatmalı, tozlu işlemlerin insan sağlığına, hayvan sağlığına zararları olduğunu söyledi. Gelecekte ciddi hastalıklar yönünden bir çalışma yapılmadığını belirten Eren, Proje konusu ÇED sınırına en yakın yerleşim birimi, sahanın 550 m kuzeyindeki Doğanköy köyü ile sahanın bin 2 yüz 50 m güneyindeki Demirköy köyü olup patlatmalı, gürültülü ve tozlu işlemlerin insan sağlığına, hayvan sağlığına ilişkin zararları olup gelecekteki olası ciddi hastalıklar yönünden bir değerlendirme çalışmasına rastlanılmamıştır. Bu haliyle kamu yararı taşımamaktadır. İnsan yerleşimlerinden ve tarım arazilerinden uzaktaki alanlar tercih edilmelidir. Burada tercih konusu şirketin taşıma maliyet hesapları olup, olası diğer zararlara tercih edildiği görülmektedir.” İfadelerine yer verdi.
Taş ocaklarının yerleşim yerlerinden uzak olması gerektiğini ifade eden Eren, “Taş ocaklarının orman ve su üretim alanlarıyla yerleşim yerlerinin uzağında ve ağaçlandırılamayacak kayalık arazilerde açılması gerektiği açıktır. Proje alanı için seçilen insan yerleşimlerine, tarım arazilerine yakın, mera arazisinin üzerine kurulacak bu açık patlatmalı maden ocağının yeri yanlıştır.” Sözlerine yer verdi.
Eren, Proje kapsamında günde 7 bin 6 yüz ton malzemenin Demirköy–Doğanköy Köy yoluna oradan da Çerkezköy-Kapıkule Demiryolu inşaat güzergahına nakledildiğini söyledi. Bölgedeki karayolu trafiğinin artacağını ifade eden Eren, “Bölgedeki karayoluna 218 adet ek trafik yükü oluşacaktır. Bu aşırı trafikten oluşacak tehlikeleri önlemek üzere dosyada ciddi bir önleme rastlanılmamıştır.” Diye konuştu.
‘EKOSİSTEMİN DEVAMI İÇİN TOPRAĞIN İÇERİSİNDE MİLYONLARCA CANLI ÖNEMLİ’
Bir santimetrelik toprağın bin yılda oluştuğunu, toprağın kaldırılması ile birlikte besin zincirinin bozulduğunu ifade eden Eren, “Bitkisel toprak alım işlemleri 9,5471 hektarlık (95.471 m2) ocak alanından 10 cm kalınlığında bitkisel toprak sıyrılarak depolanacağı ve 5 yıllık süreyle projenin süreceği görülmüştür. Üretim işlemleri önce alan üzerinde bulunan 5-10 cm kalınlığındaki bitkisel toprağın sıyrılarak alınacak ve ruhsat alanı içinde yer alan bitkisel toprak depolama alanında geçici olarak depolanacak denilmektedir. Bu işlem binlerce yılda oluşmuş olan toprağın en verimli kısmı olup üzerindeki ve altındaki canlı yaşamı da yok etmektedir. Toprağın üst tabakası insanların ve diğer canlıların beslenmesinde temel kaynak teşkil etmektedir. Bir gram toprağın içerisinde milyonlarca canlı bulunmakta ve ekosistemin devamı için bunların hepsinin ayrı önemi bulunmaktadır. Toprağın verimliliğini sağlayan ve humusça zengin olan toprağın 10 santimetrelik üst tabakasıdır. Toprak, bitki örtüsünün beslendiği kaynakların ana deposudur.” Şeklinde konuştu.
‘PROJE ALANI İNSAN YERLEŞİMLERİNE YAKIN’
Seçilen proje alanının tarım arazilerine yakın olduğunu vurgulayan Eren, “Taş ocaklarının her geçen gün açık ocaklarını genişletmesi ile birlikte yer altı ve yerüstü sularının dolaşım ağının bozulduğu da bildirilir. Bu evrensel gerçekten hareketle, meraların ve tarımsal toprakların en değerli kısmı, depolanarak, içindeki canlı yaşamla birlikte geri dönüşsüz biçimde heba edilemez. Bu işlemde kamu ve çevre yararı değil şirket yararı gözetilmektedir.
Bilim insanlarınca hazırlanan raporlara göre Türkiye genelinde sayıları on binlerle ifade edilen açık taş ocağı işletmeciliği, deprem etkisi yaratan patlatmalarla yeraltı sularını yok ederken, çıkardığı toz ile döllenmeyi önleyerek meyve ağaçlarını verimsizleşmesine, balıkların ölümüne neden oluyor. Taş ocaklarının orman ve su üretim alanlarıyla yerleşim yerlerinin uzağında ve ağaçlandırılamayacak kayalık arazilerde açılması gerektiği açıktır. Proje alanı için seçilen insan yerleşimlerine, tarım arazilerine yakın, mera arazisinin üzerine kurulacak bu açık patlatmalı maden ocağının yeri yanlıştır.” Sözlerine yer verdi.
Projenin çevredeki ekosistemi olumsuz etkileyeceğini belirten Eren, “TCDD Genel Müdürlüğü Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından yapımı devam eden, Lalapaşa’nın , Doğanköy Köy sınırları içerisinde planlanan patlatmalı açık ocak işletmesi için seçilen alan doğa yararı ve yerelde yaşayan halkın sağlığı yerine maliyet yararını öncelediği için, 2 bin 8 yüz 72 sayılı Çevre Kanunun 3. maddesinde; çevrenin korunmasına, iyileştirmesine ilişkin genel ilkeler açıklanmış olup;, Söz konusu proje, ‘Çevreye’ telafisi imkânsız zararlar verecek , çevresindeki yakın yerleşimleri, her türden canlı cansız yaşamı ve bir bütün olan ‘ekosistem’ içinde sürdürdükleri yaşamlarını geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde etkileyecektir.” Şeklinde konuştu.
ÇED sürecinin sonlandırılmasını talep ettiklerini ifade eden Eren, “Danıştay içtihatlarına uygun olarak T.C. Anayasası’nın 17. Maddesi, 56. Maddesi ve 63. Maddesi’nden hareketle; Çevre Kanunu’nun 3/a maddesi gereği yaşadıkları çevrelerinin, köylerinin, tarlalarının, topraklarının, sularının, bir bütün olarak ekosistemin kirletilmesinin önüne geçmek, insan sağlığı ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına istinaden Bakanlığınızın ÇED sürecini sonlandırılmasına karar verilmesini talep ediyoruz.” Dedi. (Haber: Alp Togan BOLU)
Projeye göre taban suyunu bozulmasına neden olacağını vurgulayarak, “Projeye göre, patlatmalı açık ocak işletme yöntemi kullanılarak, yılda 2 milyon 280 bin ton granit madeni üretimi yapılacaktır. İnsan yerleşimleri ve tarım arazilerine 550 m kadar yakınlıkta ki bu tür maden ocaklarının faaliyetlerinden kaynaklanan toz ve dumanın, insan sağlığı, tarım hayvancılık, üzerindeki olumsuz etkileri ile hammadde alımı neticesinde sahadaki doğal drenaj sisteminin ve taban suyu düzeyinin bozulması ve kaybolması gibi olumsuzluklar oluşturmaktadır.” Diye konuştu.
Projenin olumsuz sonuçları olacağını iptal edilmesi gerektiğini belirten Eren, “Taş ocakları alanındaki madencilik faaliyetleriyle bağımlı bir şekilde beliren başlıca problemlerden bir başkası ise arazi kullanımının değişmesidir ki bu durum da, verimli tarım alanların yok olmasıyla sonuçlanır. Bu proje doğa ve insan için geri dönüşsüz zararlara neden olacağı için derhal iptal edilmelidir.” Şeklinde konuştu
Patlatmalı, tozlu işlemlerin insan sağlığına, hayvan sağlığına zararları olduğunu söyledi. Gelecekte ciddi hastalıklar yönünden bir çalışma yapılmadığını belirten Eren, Proje konusu ÇED sınırına en yakın yerleşim birimi, sahanın 550 m kuzeyindeki Doğanköy köyü ile sahanın bin 2 yüz 50 m güneyindeki Demirköy köyü olup patlatmalı, gürültülü ve tozlu işlemlerin insan sağlığına, hayvan sağlığına ilişkin zararları olup gelecekteki olası ciddi hastalıklar yönünden bir değerlendirme çalışmasına rastlanılmamıştır. Bu haliyle kamu yararı taşımamaktadır. İnsan yerleşimlerinden ve tarım arazilerinden uzaktaki alanlar tercih edilmelidir. Burada tercih konusu şirketin taşıma maliyet hesapları olup, olası diğer zararlara tercih edildiği görülmektedir.” İfadelerine yer verdi.
Taş ocaklarının yerleşim yerlerinden uzak olması gerektiğini ifade eden Eren, “Taş ocaklarının orman ve su üretim alanlarıyla yerleşim yerlerinin uzağında ve ağaçlandırılamayacak kayalık arazilerde açılması gerektiği açıktır. Proje alanı için seçilen insan yerleşimlerine, tarım arazilerine yakın, mera arazisinin üzerine kurulacak bu açık patlatmalı maden ocağının yeri yanlıştır.” Sözlerine yer verdi.
Eren, Proje kapsamında günde 7 bin 6 yüz ton malzemenin Demirköy–Doğanköy Köy yoluna oradan da Çerkezköy-Kapıkule Demiryolu inşaat güzergahına nakledildiğini söyledi. Bölgedeki karayolu trafiğinin artacağını ifade eden Eren, “Bölgedeki karayoluna 218 adet ek trafik yükü oluşacaktır. Bu aşırı trafikten oluşacak tehlikeleri önlemek üzere dosyada ciddi bir önleme rastlanılmamıştır.” Diye konuştu.
‘EKOSİSTEMİN DEVAMI İÇİN TOPRAĞIN İÇERİSİNDE MİLYONLARCA CANLI ÖNEMLİ’
Bir santimetrelik toprağın bin yılda oluştuğunu, toprağın kaldırılması ile birlikte besin zincirinin bozulduğunu ifade eden Eren, “Bitkisel toprak alım işlemleri 9,5471 hektarlık (95.471 m2) ocak alanından 10 cm kalınlığında bitkisel toprak sıyrılarak depolanacağı ve 5 yıllık süreyle projenin süreceği görülmüştür. Üretim işlemleri önce alan üzerinde bulunan 5-10 cm kalınlığındaki bitkisel toprağın sıyrılarak alınacak ve ruhsat alanı içinde yer alan bitkisel toprak depolama alanında geçici olarak depolanacak denilmektedir. Bu işlem binlerce yılda oluşmuş olan toprağın en verimli kısmı olup üzerindeki ve altındaki canlı yaşamı da yok etmektedir. Toprağın üst tabakası insanların ve diğer canlıların beslenmesinde temel kaynak teşkil etmektedir. Bir gram toprağın içerisinde milyonlarca canlı bulunmakta ve ekosistemin devamı için bunların hepsinin ayrı önemi bulunmaktadır. Toprağın verimliliğini sağlayan ve humusça zengin olan toprağın 10 santimetrelik üst tabakasıdır. Toprak, bitki örtüsünün beslendiği kaynakların ana deposudur.” Şeklinde konuştu.
‘PROJE ALANI İNSAN YERLEŞİMLERİNE YAKIN’
Seçilen proje alanının tarım arazilerine yakın olduğunu vurgulayan Eren, “Taş ocaklarının her geçen gün açık ocaklarını genişletmesi ile birlikte yer altı ve yerüstü sularının dolaşım ağının bozulduğu da bildirilir. Bu evrensel gerçekten hareketle, meraların ve tarımsal toprakların en değerli kısmı, depolanarak, içindeki canlı yaşamla birlikte geri dönüşsüz biçimde heba edilemez. Bu işlemde kamu ve çevre yararı değil şirket yararı gözetilmektedir.
Bilim insanlarınca hazırlanan raporlara göre Türkiye genelinde sayıları on binlerle ifade edilen açık taş ocağı işletmeciliği, deprem etkisi yaratan patlatmalarla yeraltı sularını yok ederken, çıkardığı toz ile döllenmeyi önleyerek meyve ağaçlarını verimsizleşmesine, balıkların ölümüne neden oluyor. Taş ocaklarının orman ve su üretim alanlarıyla yerleşim yerlerinin uzağında ve ağaçlandırılamayacak kayalık arazilerde açılması gerektiği açıktır. Proje alanı için seçilen insan yerleşimlerine, tarım arazilerine yakın, mera arazisinin üzerine kurulacak bu açık patlatmalı maden ocağının yeri yanlıştır.” Sözlerine yer verdi.
Projenin çevredeki ekosistemi olumsuz etkileyeceğini belirten Eren, “TCDD Genel Müdürlüğü Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından yapımı devam eden, Lalapaşa’nın , Doğanköy Köy sınırları içerisinde planlanan patlatmalı açık ocak işletmesi için seçilen alan doğa yararı ve yerelde yaşayan halkın sağlığı yerine maliyet yararını öncelediği için, 2 bin 8 yüz 72 sayılı Çevre Kanunun 3. maddesinde; çevrenin korunmasına, iyileştirmesine ilişkin genel ilkeler açıklanmış olup;, Söz konusu proje, ‘Çevreye’ telafisi imkânsız zararlar verecek , çevresindeki yakın yerleşimleri, her türden canlı cansız yaşamı ve bir bütün olan ‘ekosistem’ içinde sürdürdükleri yaşamlarını geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde etkileyecektir.” Şeklinde konuştu.
ÇED sürecinin sonlandırılmasını talep ettiklerini ifade eden Eren, “Danıştay içtihatlarına uygun olarak T.C. Anayasası’nın 17. Maddesi, 56. Maddesi ve 63. Maddesi’nden hareketle; Çevre Kanunu’nun 3/a maddesi gereği yaşadıkları çevrelerinin, köylerinin, tarlalarının, topraklarının, sularının, bir bütün olarak ekosistemin kirletilmesinin önüne geçmek, insan sağlığı ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına istinaden Bakanlığınızın ÇED sürecini sonlandırılmasına karar verilmesini talep ediyoruz.” Dedi. (Haber: Alp Togan BOLU)





