Haber: Umut IŞIK
Çeltik tarlasında üretici ile bir araya gelen Bayraktar, konuşmasından kasket ile fotoğraf çektirdi. Ülke çeltiğinin yaklaşık yüzde 44’ünün üretildiğini bölgede bulunduğunun kaydeden Bayraktar, “Çiftçimizin sevincine de sıkıntısına da ortak olmaya gayret ediyoruz. Ülkemizde üretim bakımından tahıllar içinde buğday, arpa ve mısırdan sonra gelen çeltik, çok miktarda suya ihtiyaç duyan bir tarım ürünü olması nedeniyle üretimi masraflı ve zor bir üründür.
Türkiye çeltik üretiminin yüzde 70’i Marmara Bölgemizde, yüzde 25’i Karadeniz Bölgemizde, yüzde 2’si ise İç Anadolu Bölgemizde yetiştirilmektedir.
Ülkemizde Edirne, Samsun, Balıkesir, Çanakkale ve Çorum toplam üretimin yüzde 83’ünü karşılamaktadır.
Son 10 yıla baktığımızda çeltik ekim alanlarının yüzde 20,7 artışla 995 bin dekardan 1 milyon 201 bin dekara, üretimin yüzde 24,8 artışla 753 bin tondan 940 bin tona yükseldiğini görüyoruz.
2008 yılında dekara 757 kilogram olan çeltik verimi, 2011’de 905 kilograma kadar çıktı. 2017 yılında 821 kilogram olan çeltik verimi, geçen yıl verimdeki düşüşle birlikte 782 kilograma indi.
Bu yıl çeltik üretiminin geçen yıla göre yüzde 3,7 artışla 975 bin tona ulaşacağı tahmin edilmektedir, diye konuştu.
“GEÇEN YIL DA ÜRETİMDE YÜZDE 4,4’LÜK BİR ARTIŞ VARDI”
Bu seviyede çeltik üretimi ülkede hiç görülmediğini kaydeden Bayraktar, “Üretimdeki artışa rağmen tüketimdeki hızlı yükselmenin de etkisiyle hala ülke pirinç ihtiyacımızı karşılayamıyoruz.
En son 2018/2019 verilerine göre pirinçte üretim açığımız yüzde 32,8’i bulmaktadır.
Sadece 2018 yılında 59 bin 625 ton çeltik, 191 bin 61 ton pirinç, 26 bin 810 ton kahverengi pirinç ithalatı gerçekleştirilmiştir.
İthalata 2018 yılında 145 milyon dolar, 10 yılda 1 milyar 667 milyon dolar döviz ödenmiştir.
Çok şükür bu yıl çeltik üretimini etkileyecek düzeyde afet yaşanmadı.
Ekimden hasada kadar geçen dönemde de yağışlar yeterli düzeyde gerçekleşti.
Marmara bölgesinde yaz aylarında gerçekleşen yağışlar, ilaçlama dönemini olumsuz etkilese de genel olarak bu yıl çeltik veriminde geçen yıla göre artış olduğunu görüyoruz.
Her ne kadar iklim şartları çeltik üretimi için iyi gerçekleşse de bu yıl artan girdi maliyetleri ve faiz oranları üreticimizin maliyetini oldukça artırmıştır” şeklinde konuştu.
“ÇİFTÇİ EKİME BORÇLA BAŞLAMIŞTIR”
Gübresini, ilacını borçla almış, gübre ve ilaç fiyatlarındaki artıştan etkilenen üreticinin, çeltik üretiminde maliyetin en önemli kaleminin sulama olduğunu kaydeden Bayraktar, “Sulamanın maliyetteki payı yüzde 19’u bulmaktadır. Çeltikte çiftçimizin girdi maliyetleri içinde; Sulama maliyeti yüzde 82, Gübre maliyeti yüzde 64, İlaç bedeli yüzde 34 oranında artmıştır. Yine geçen yıl Ziraat Bankası’nın tarımsal kredilere uyguladığı faiz oranı yüzde 8-11 iken, bu yıl Mayıs ayında yüzde 16’ya çıkmıştır. Üreticinin üretim aşamasında kullandığı gübre, ilaç mazot gibi girdilerini kredi karşılığı aldığı Tarım Kredi Kooperatiflerinin faiz oranları yüzde 27,5’lara ulaşmıştır. Bu sezon ülke genelinde kış aylarının sert geçmesi, bahar ve yaz aylarında aşırı yağış, dolu, kuraklık çiftçimizin peşini bırakmamıştır.
Hasat sonrası bekleyen kredi taksitlerinin ödeme zamanı gelmiştir. Çiftçilerimiz kredi borcunu ödeyemiyor.
Çoğu çiftçimizin ise kredi ödeme vadeleri geçmiştir. 31 Aralık 2018 itibarıyla takibe düşen tarımsal kredi borçları ile doğal afetler nedeniyle ertelenmiş olan çiftçi borçları 5 yıl vadeyle yapılandırıldı.
Daha sonra 2019 yılında da çok sayıda bölgemizde doğal afet yaşanmıştır.
Üreticinin bu sezonki kredi borcunun yanı sıra geçen yıldan ertelenen borcu da bulunmaktadır.
Tüm borçların bir hasat sezonunda ödenebilmesi mümkün değildir. Acilen çiftçilerimizin borçları faizsiz olarak ertelenmelidir. Çiftçilerimiz, borç ertelemesi kararını beklemektedir, dedi. Çeltik üreticimizin de borcunu ödeyebilmesi için ürün fiyatlarının yaptığı masrafı karşılayacak, borcunu ödeyecek aynı zamanda geçimini sağlayacak düzeyde artırılması oldukça önemlidir.
Çiftçimiz hemen her üründe geçimini sağlayacak, borcunu ödeyecek bir fiyat beklemektedir. TMO, Salı günü çeltik alım fiyatını açıkladı. Alım fiyatlarındaki yüzde 17,3’lük artış, maliyet artışının gerisinde kalmıştır. Ofis, baldo çeşidi çeltiğin kilogramına 3 lira 80 kuruş, Osmancık-97 çeşidine 3 lira 5 kuruş fiyat vermiştir. Üreticimizin TMO’ya, 3 lira 80 kuruşa satacağı, yüzde 60 randımanla 6 lira 33 kuruşa mal olan baldo pirinç, bugün marketlerde 13-15 liraya satılmaktadır. Yine çiftçimizin TMO’ya 3 lira 5 kuruşa satacağı Osmancık-97 çeşidi pirinç, yüzde 60 randımanla 5 lira 8 kuruşa mal olurken, marketlerde 9-11 liraya fiyat bulmaktadır” şeklinde konuştu.
“KAZANANIN KİM OLDUĞU BELLİDİR”
Bayraktar, “Maliyet çiftçimizin üzerindedir ama kazanan tüccarından, marketine çiftçimizin dışındaki herkestir. TMO’nun açıkladığı fiyat revize edilmeli, makul bir düzeye yükseltilmelidir.
Başta elektrik, sulama, ilaç, gübre, mazot olmak üzere girdi maliyetleri acilen düşürülmelidir.
Çeltikte özellikle sulamada elektrik tüketimi yüksektir. Anlaşılmaz bir şekilde konutlarda 60 kuruş olan elektriğe çiftçimiz 70 kuruş ödemektedir. Tarım ve hayvancılıkta, elektrik üzerindeki yüzde 18’lik KDV sıfırlanmalı, yüzde 1 Enerji Fonu ve yüzde 2 TRT payı kaldırılmalıdır. Elektrik tahsilatı aylık olarak ödenmemeli, hasada göre ödeme tarihi belirlenmelidir.
2009 yılından bu yana değişmeyen ve kilogramda 10 kuruş olarak uygulanan çeltikte prim desteği, o tarihten beri yaşanan enflasyon da göz önünde bulundurularak tatmin edici bir rakama çıkarılmalıdır.
Merkez Bankası, faiz indirimine gitmektedir. Bankalar faiz oranlarını düşürmüştür.
Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri de tarımsal kredilerdeki faiz oranlarını indirmelidir” dedi.
“AYÇİÇEĞİNDE DE HASAT BAŞLAMIŞTIR”
Hasadın başladığı Ağustos ayı başında Tarım ve Orman Bakanının ayçiçeği alım fiyatı ton başına 2 bin 500 lira olarak açıkladığını belirten Bayraktar, “Bu açıklamanın ardından Trakya Birlik ve Tarım Kredi Kooperatifleri bu fiyattan alıma başlamıştır. Piyasada da bu fiyat baz alınmıştır. Ancak bilindiği üzere gümrük vergi oranları üreticimizi korumaya yetmemektedir. Dolar kuru yüksekliği nedeniyle yapılan ithalat maliyeti de ton başına 2 bin 500 lira düzeyindeydi. Ancak geçtiğimiz haftadan itibaren dolar kurunda görülen gerileme ayçiçeği fiyatına yansımıştır. Piyasada fiyatlar ton başına 2 bin 200 liraya gerilemiştir. Doların daha da gerilemesi durumunda bu fiyat daha da düşecektir. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Trakya Birlik ton başına 2 bin 500 liradan ürün almaya devam etmektedir. Üreticimiz piyasaya ürün vermeyecek Trakya Birlik’e ürün teslim edecek.
Piyasada yağ fiyatlarının ithal ürünle düşmesi durumunda Trakya Birlik zarara uğrayacaktır.
Bu durumdan hem üretici hem Trakya Birlik zarar görecektir. Hasat döneminde bu tür ani değişimlere karşı hızlı önlemler alınmalıdır. Gümrük vergi oranı piyasayı koruyamıyor ise referans fiyatlar artırılarak, düşük fiyatlı ürün ithalatı engellenmelidir. Bu konuda Ticaret Bakanlığı ile görüşmelerimiz devam etmektedir.
Çözüm bellidir. Halen ton başına 450 dolar olarak uygulana n ayçiçeği referans fiyatı, en az 700 dolara çıkarılmalıdır. Bu yüzde 27 oranında gümrük vergisi dikkate alındığında, ton başına alınan verginin 121,5 dolardan 189 dolar seviyesine yükseltilmesi demektir. Gelen ithal ürün maliyetinin ton başına 67,5 dolar artması iç piyasa fiyatlarının daha da gerilemesini engelleyecektir. Ayrıca, 31 Ocak 2020 tarihinde gümrük vergi oranı yüzde 27’den yüzde 13’e indirilecektir. Bu karar da yeniden gözden geçirilmeli ayçiçeği vergi oranlarının düşürülmesi önlenmelidir. Ayçiçeği için 2018 yılında 955 milyon dolar döviz ödedik.
İthalat için harcadığımız döviz, 2010-2019 Temmuz döneminde ise 13 milyar doları buldu.
Artan üretimle birlikte, ithalata duyulan ihtiyaç da azalacaktır. Malum üretim artışlarına rağmen ayçiçeği için büyük meblağlarda ithalat harcaması yapıyoruz. Üreticilerimizin bir sonraki sezonda üretime devam edebilmesinin sağlanması, üretimin cazip hale gelmesi bakımından fiyat düşüşleri önlenmelidir.
Hem çeltik hem de ayçiçeğinde üreticimiz, tüccarımız, sanayicimiz, esnafımız hemen bütün taraflar çok daha fazla gelir elde edebilir. Yeter ki sorunlarımız çözülsün, işleyen, düzgün bir sistem kurulsun.
Bu etkinliğimize ev sahipliği yapan Edirne Ziraat Odalarımızın Başkanlarına, Tekirdağ, Balıkesir, Çanakkale, Kırklareli, Bursa, İstanbul’dan destek için gelen Ziraat Odası Başkanlarımıza ve tüm katılımcılara teşekkür ediyor, tüm zorluklara rağmen üretimden vazgeçmeyen çiftçilerimiz başta olmak üzere bütün taraflara Cenabı Allah’tan hayırlı ve bereketli bir hasat dönemi diliyorum” dedi.
Çeltik tarlasında üretici ile bir araya gelen Bayraktar, konuşmasından kasket ile fotoğraf çektirdi. Ülke çeltiğinin yaklaşık yüzde 44’ünün üretildiğini bölgede bulunduğunun kaydeden Bayraktar, “Çiftçimizin sevincine de sıkıntısına da ortak olmaya gayret ediyoruz. Ülkemizde üretim bakımından tahıllar içinde buğday, arpa ve mısırdan sonra gelen çeltik, çok miktarda suya ihtiyaç duyan bir tarım ürünü olması nedeniyle üretimi masraflı ve zor bir üründür.
Türkiye çeltik üretiminin yüzde 70’i Marmara Bölgemizde, yüzde 25’i Karadeniz Bölgemizde, yüzde 2’si ise İç Anadolu Bölgemizde yetiştirilmektedir.
Ülkemizde Edirne, Samsun, Balıkesir, Çanakkale ve Çorum toplam üretimin yüzde 83’ünü karşılamaktadır.
Son 10 yıla baktığımızda çeltik ekim alanlarının yüzde 20,7 artışla 995 bin dekardan 1 milyon 201 bin dekara, üretimin yüzde 24,8 artışla 753 bin tondan 940 bin tona yükseldiğini görüyoruz.
2008 yılında dekara 757 kilogram olan çeltik verimi, 2011’de 905 kilograma kadar çıktı. 2017 yılında 821 kilogram olan çeltik verimi, geçen yıl verimdeki düşüşle birlikte 782 kilograma indi.
Bu yıl çeltik üretiminin geçen yıla göre yüzde 3,7 artışla 975 bin tona ulaşacağı tahmin edilmektedir, diye konuştu.
“GEÇEN YIL DA ÜRETİMDE YÜZDE 4,4’LÜK BİR ARTIŞ VARDI”
Bu seviyede çeltik üretimi ülkede hiç görülmediğini kaydeden Bayraktar, “Üretimdeki artışa rağmen tüketimdeki hızlı yükselmenin de etkisiyle hala ülke pirinç ihtiyacımızı karşılayamıyoruz.
En son 2018/2019 verilerine göre pirinçte üretim açığımız yüzde 32,8’i bulmaktadır.
Sadece 2018 yılında 59 bin 625 ton çeltik, 191 bin 61 ton pirinç, 26 bin 810 ton kahverengi pirinç ithalatı gerçekleştirilmiştir.
İthalata 2018 yılında 145 milyon dolar, 10 yılda 1 milyar 667 milyon dolar döviz ödenmiştir.
Çok şükür bu yıl çeltik üretimini etkileyecek düzeyde afet yaşanmadı.
Ekimden hasada kadar geçen dönemde de yağışlar yeterli düzeyde gerçekleşti.
Marmara bölgesinde yaz aylarında gerçekleşen yağışlar, ilaçlama dönemini olumsuz etkilese de genel olarak bu yıl çeltik veriminde geçen yıla göre artış olduğunu görüyoruz.
Her ne kadar iklim şartları çeltik üretimi için iyi gerçekleşse de bu yıl artan girdi maliyetleri ve faiz oranları üreticimizin maliyetini oldukça artırmıştır” şeklinde konuştu.
“ÇİFTÇİ EKİME BORÇLA BAŞLAMIŞTIR”
Gübresini, ilacını borçla almış, gübre ve ilaç fiyatlarındaki artıştan etkilenen üreticinin, çeltik üretiminde maliyetin en önemli kaleminin sulama olduğunu kaydeden Bayraktar, “Sulamanın maliyetteki payı yüzde 19’u bulmaktadır. Çeltikte çiftçimizin girdi maliyetleri içinde; Sulama maliyeti yüzde 82, Gübre maliyeti yüzde 64, İlaç bedeli yüzde 34 oranında artmıştır. Yine geçen yıl Ziraat Bankası’nın tarımsal kredilere uyguladığı faiz oranı yüzde 8-11 iken, bu yıl Mayıs ayında yüzde 16’ya çıkmıştır. Üreticinin üretim aşamasında kullandığı gübre, ilaç mazot gibi girdilerini kredi karşılığı aldığı Tarım Kredi Kooperatiflerinin faiz oranları yüzde 27,5’lara ulaşmıştır. Bu sezon ülke genelinde kış aylarının sert geçmesi, bahar ve yaz aylarında aşırı yağış, dolu, kuraklık çiftçimizin peşini bırakmamıştır.
Hasat sonrası bekleyen kredi taksitlerinin ödeme zamanı gelmiştir. Çiftçilerimiz kredi borcunu ödeyemiyor.
Çoğu çiftçimizin ise kredi ödeme vadeleri geçmiştir. 31 Aralık 2018 itibarıyla takibe düşen tarımsal kredi borçları ile doğal afetler nedeniyle ertelenmiş olan çiftçi borçları 5 yıl vadeyle yapılandırıldı.
Daha sonra 2019 yılında da çok sayıda bölgemizde doğal afet yaşanmıştır.
Üreticinin bu sezonki kredi borcunun yanı sıra geçen yıldan ertelenen borcu da bulunmaktadır.
Tüm borçların bir hasat sezonunda ödenebilmesi mümkün değildir. Acilen çiftçilerimizin borçları faizsiz olarak ertelenmelidir. Çiftçilerimiz, borç ertelemesi kararını beklemektedir, dedi. Çeltik üreticimizin de borcunu ödeyebilmesi için ürün fiyatlarının yaptığı masrafı karşılayacak, borcunu ödeyecek aynı zamanda geçimini sağlayacak düzeyde artırılması oldukça önemlidir.
Çiftçimiz hemen her üründe geçimini sağlayacak, borcunu ödeyecek bir fiyat beklemektedir. TMO, Salı günü çeltik alım fiyatını açıkladı. Alım fiyatlarındaki yüzde 17,3’lük artış, maliyet artışının gerisinde kalmıştır. Ofis, baldo çeşidi çeltiğin kilogramına 3 lira 80 kuruş, Osmancık-97 çeşidine 3 lira 5 kuruş fiyat vermiştir. Üreticimizin TMO’ya, 3 lira 80 kuruşa satacağı, yüzde 60 randımanla 6 lira 33 kuruşa mal olan baldo pirinç, bugün marketlerde 13-15 liraya satılmaktadır. Yine çiftçimizin TMO’ya 3 lira 5 kuruşa satacağı Osmancık-97 çeşidi pirinç, yüzde 60 randımanla 5 lira 8 kuruşa mal olurken, marketlerde 9-11 liraya fiyat bulmaktadır” şeklinde konuştu.
“KAZANANIN KİM OLDUĞU BELLİDİR”
Bayraktar, “Maliyet çiftçimizin üzerindedir ama kazanan tüccarından, marketine çiftçimizin dışındaki herkestir. TMO’nun açıkladığı fiyat revize edilmeli, makul bir düzeye yükseltilmelidir.
Başta elektrik, sulama, ilaç, gübre, mazot olmak üzere girdi maliyetleri acilen düşürülmelidir.
Çeltikte özellikle sulamada elektrik tüketimi yüksektir. Anlaşılmaz bir şekilde konutlarda 60 kuruş olan elektriğe çiftçimiz 70 kuruş ödemektedir. Tarım ve hayvancılıkta, elektrik üzerindeki yüzde 18’lik KDV sıfırlanmalı, yüzde 1 Enerji Fonu ve yüzde 2 TRT payı kaldırılmalıdır. Elektrik tahsilatı aylık olarak ödenmemeli, hasada göre ödeme tarihi belirlenmelidir.
2009 yılından bu yana değişmeyen ve kilogramda 10 kuruş olarak uygulanan çeltikte prim desteği, o tarihten beri yaşanan enflasyon da göz önünde bulundurularak tatmin edici bir rakama çıkarılmalıdır.
Merkez Bankası, faiz indirimine gitmektedir. Bankalar faiz oranlarını düşürmüştür.
Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri de tarımsal kredilerdeki faiz oranlarını indirmelidir” dedi.
“AYÇİÇEĞİNDE DE HASAT BAŞLAMIŞTIR”
Hasadın başladığı Ağustos ayı başında Tarım ve Orman Bakanının ayçiçeği alım fiyatı ton başına 2 bin 500 lira olarak açıkladığını belirten Bayraktar, “Bu açıklamanın ardından Trakya Birlik ve Tarım Kredi Kooperatifleri bu fiyattan alıma başlamıştır. Piyasada da bu fiyat baz alınmıştır. Ancak bilindiği üzere gümrük vergi oranları üreticimizi korumaya yetmemektedir. Dolar kuru yüksekliği nedeniyle yapılan ithalat maliyeti de ton başına 2 bin 500 lira düzeyindeydi. Ancak geçtiğimiz haftadan itibaren dolar kurunda görülen gerileme ayçiçeği fiyatına yansımıştır. Piyasada fiyatlar ton başına 2 bin 200 liraya gerilemiştir. Doların daha da gerilemesi durumunda bu fiyat daha da düşecektir. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Trakya Birlik ton başına 2 bin 500 liradan ürün almaya devam etmektedir. Üreticimiz piyasaya ürün vermeyecek Trakya Birlik’e ürün teslim edecek.
Piyasada yağ fiyatlarının ithal ürünle düşmesi durumunda Trakya Birlik zarara uğrayacaktır.
Bu durumdan hem üretici hem Trakya Birlik zarar görecektir. Hasat döneminde bu tür ani değişimlere karşı hızlı önlemler alınmalıdır. Gümrük vergi oranı piyasayı koruyamıyor ise referans fiyatlar artırılarak, düşük fiyatlı ürün ithalatı engellenmelidir. Bu konuda Ticaret Bakanlığı ile görüşmelerimiz devam etmektedir.
Çözüm bellidir. Halen ton başına 450 dolar olarak uygulana n ayçiçeği referans fiyatı, en az 700 dolara çıkarılmalıdır. Bu yüzde 27 oranında gümrük vergisi dikkate alındığında, ton başına alınan verginin 121,5 dolardan 189 dolar seviyesine yükseltilmesi demektir. Gelen ithal ürün maliyetinin ton başına 67,5 dolar artması iç piyasa fiyatlarının daha da gerilemesini engelleyecektir. Ayrıca, 31 Ocak 2020 tarihinde gümrük vergi oranı yüzde 27’den yüzde 13’e indirilecektir. Bu karar da yeniden gözden geçirilmeli ayçiçeği vergi oranlarının düşürülmesi önlenmelidir. Ayçiçeği için 2018 yılında 955 milyon dolar döviz ödedik.
İthalat için harcadığımız döviz, 2010-2019 Temmuz döneminde ise 13 milyar doları buldu.
Artan üretimle birlikte, ithalata duyulan ihtiyaç da azalacaktır. Malum üretim artışlarına rağmen ayçiçeği için büyük meblağlarda ithalat harcaması yapıyoruz. Üreticilerimizin bir sonraki sezonda üretime devam edebilmesinin sağlanması, üretimin cazip hale gelmesi bakımından fiyat düşüşleri önlenmelidir.
Hem çeltik hem de ayçiçeğinde üreticimiz, tüccarımız, sanayicimiz, esnafımız hemen bütün taraflar çok daha fazla gelir elde edebilir. Yeter ki sorunlarımız çözülsün, işleyen, düzgün bir sistem kurulsun.
Bu etkinliğimize ev sahipliği yapan Edirne Ziraat Odalarımızın Başkanlarına, Tekirdağ, Balıkesir, Çanakkale, Kırklareli, Bursa, İstanbul’dan destek için gelen Ziraat Odası Başkanlarımıza ve tüm katılımcılara teşekkür ediyor, tüm zorluklara rağmen üretimden vazgeçmeyen çiftçilerimiz başta olmak üzere bütün taraflara Cenabı Allah’tan hayırlı ve bereketli bir hasat dönemi diliyorum” dedi.





