. Her renkten, etnik kökenden ve siyasi görüşten binlerce işçi Şükrüpaşa ilkokulu önünde toplandı. Bayram havasında kutlanan işçi bayramında bazı işçiler davul zurna eşliğinde oyun oynarken bazıları da yerdeki çöpleri temizleyerek çalışmaya devam etti.
Haber: Birol ÇAKAN
1 Mayıs kutlamaları için yaklaşık 1000 kadar sendika işçisi ve siyasi parti temsilcileri Atatürk Bulvarı üzerindeki Şükrüpaşa İlkokulu önünde toplandı.
Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Edirne CHP Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’da yaklaşık 5 kilometre yürüdü. Atatürk Bulvarı, yürüyüş korteji nedeniyle trafiğe kapatılırken, bulvarın ana caddeye çıkan birçok ara sokağı polis ekiplerince barikatlar konuldu.
İşçiler daha sonra sloganlar eşliğinde kentin trafiğe kapalı olan Saraçlar Caddesi'ne geldi. Caddede kutlama yapılacak alan polis barikatlarıyla çevrilirken, alana girenler aramadan geçirilerek içeri alındı.
Kurulan platformda sendika başkanları konuşma yaparken, işçiler ellerindeki döviz ve sendika flamalarıyla halay çekip eğlendi.
Edirne Emek ve Meslek Örgütleri 1 Mayıs Platformu Türk-İş-Disk, Kesk, Kamu İş, TMMOBTTB, TDB Edirne Bileşenleri adına basın açıklamasını okuyan, Tes-İş Edirne Şube Başkanı Zeki Şişko, “1 Mayısta gündemimizi, geçim sıkıntısı ve emeğin haklarına yapılan saldırılar oluşturuyor. Bugün burada daha da artan sorunlarımızı dile getirmek ve ortak mücadelemizi güçlendirmek için bir aradayız” dedi.
Tes-İş Edirne Şube Başkanı Zeki Şişko, “Adımız, inancımız, ten rengimiz, yaşam biçimlerimiz, yaşadığımız şehir, çalıştığımız işyeri farklı olsa bile işçi/emekçi olmanın ortak paydasında buluşuyoruz.
Dünya ekonomisi gelişiyor, ticaret artıyor, karlar patlıyor ama emeğin bütün bu zenginlikten aldığı pay azalıyor. Bu nedenle sosyal adalet git gide bozuluyor. Pasta büyüyor ama geniş kesimlerin yoksulluğu bitmiyor. Üretilen zenginliğin adaletsiz bir şekilde paylaşılması tüm insanlığı tehdit ediyor. Yaşadığımız sorunları mücadeleyle aşmamız gerekiyor. Ancak, aramızdaki yapay ayrımları ortadan kaldırıp birlik olduğumuzda mücadeleyi kazanma şansımız ortaya çıkıyor. Ekonomik kriz satın alma gücümüzü her geçen gün düşürüyor. Birbiri ardına gelen zamlar emekçilerin belini büküyor! Bizler için temel gıda maddeleri dahi artık “ lüks” haline geldiğini söyledi.
İŞÇİ SINIFININ ÖRGÜTLÜ GÜCÜ OLARAK BUGÜN 1 MAYIS ALANLARINDAN HAYKIRIYORUZ!
Şişko, “Buradan güçlü bir şekilde bir kez daha söylüyoruz: Kıdem tazminatı örgütlü-örgütsüz tüm emekçilerin hakkıdır. Kıdem tazminatı kırmızıçizgimizdir. Kıdem tazminatı işçi sınıfının vazgeçilmezidir. Kızımızın gelinliği, oğlumuzun damatlığıdır. Emeklilikte yaşa takılmak istemiyoruz. Vergide adalet istiyoruz. Toplumun büyük bölümünü oluşturan ücretli, emekli, iktisaden dar ve sabit gelirli geniş halk kesimlerinin geçim koşullarını göz önünde bulunduran bir vergi politikası istiyoruz. Vergide “ az kazanandan az, çok kazanandan çok” ilkesinin geçerli olmasını talep ediyoruz. KİT’lerdeki taşeron işçilere, geçici işçilere kadro istiyoruz.696 Sayılı KHK ile kadro geldi ama sorunlarımız hala bitmedi. Örgütlenme ve toplu pazarlık hakkımızı sınırlayan düzenlemeler devam ediyor. Enflasyonun yüzde 20’ye dayandığı koşullarda kadroya geçirilen işçilere yüzde 4 ücret zammı veriliyor. Özel sektörde de taşeron çalıştırmanın önüne geçilmiyor. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin en az önemsendiği işyerlerinin başında yine taşeron şirketler geliyor” diye konuştu.
SENDİKA SEÇME ÖZGÜRLÜĞÜNE SAYGI GÖSTERİLMİYOR
Taşeron uygulaması güvencesizliği kalıcı hale getirdiğini dile getiren Şişko sözlerine şöyle devam etti;
“Sendika seçme özgürlüğüne saygı gösterilmiyor, sendikal ayrımcılık yapılıyor. İş cinayetleri durmak bilmiyor. Sadece mart ayında 108 arkadaşımız iş cinayetine kurban gitti. Ama insan yaşamının, insan onurunun hiçe sayıldığı çalışma koşulları bizlere sunulmuş birer lütuf gibi kimi çevrelerce savunuluyor. İşsizlik adeta patladı! İşsizlikteki artışın önüne geçilemiyor. İşsizlik, sosyal dışlanmayı kaçınılmaz hale getirip insan onuruna yaraşır yaşam umudunu söndürüyor. Özellikle, eğitimli genç işsizliği toplumsal bir felakete davetiye çıkarıyor. İşsizliğe çözüm bulunması için, insanı ve çalışmayı, yatırımı ve üretimi temel alan bir programı savunmamız zorunlu hale geliyor. Becerilere ve yeteneklere uygun istihdam politikalarının hayata geçirilmesi için sesimizi yükseltmemiz gerekiyor. Eşit işe eşit ücret, işyerinde ayrımcılık ve tacizin engellenmesinin yanı sıra son dönemlerde bir utanç kaynağı olarak sıkça duyulan çocuk istismarının önüne geçmek, adil ve yaşanabilir güzel bir dünya kurmamız için biz emekçilerin asli görevleri arasında yer alıyor. Bize insanca bir yaşam kurmamız için sağlıklı çevre gerekiyor. Kendi kar ve çıkarlarını, insandan ve doğadan daha fazla önemseyen fabrikalar atıklarıyla zehir saçıyor; HES’ler ormanlarımızı yok edip derelerimizi kurutuyor. Doğaya sahip çıkmamız geleceğimize sahip çıkmamız anlamına geliyor.”





