Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Celil Özcan, yaptığı yazılı açıklamada 26 Ağustos 1922 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu hazırlayan Büyük Taarruzun 98. Yıl dönümünü kutladı. Özcan yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi;
“Plana göre Büyük Taarruz, strateji ve aynı zamanda bir taktik baskın halinde yürütülecekti. Bunun gerçekleştirilebilmesi için de kuvvetlerin yığınak ve hazırlıklarının gizli kalmasına önem vermek gerekiyordu. Bu sebeple bütün yürüyüşler gece yapılacak, birlikler gündüzleri köylerde ve ağaçlıklar altında dinleneceklerdi. Taarruz bölgesinde, yolların düzeltilmesi vb. çalışmalarla düşmanın dikkatini çekmemek için diğer bazı bölgelerde de benzeri yanıltıcı hareketlerde bulunulacaktı.
Sakarya Savaşı'ndan sonra Yunanlılar Eskişehir-Afyon çizgisinde kuvvetli bir savunma hattı oluşturmuşlardı. Bu cepheleri gören bir İngiliz Kurmay Subayı "Türkler bu mevzileri dört beş ayda işgal ederlerse bir günde susturduklarını iddia edebilirler." demişti. Bu cepheyi böylesine güçlendiren Yunanlılar diğer yandan, İtalyanların boşalttığı Söke ve Kuşadası'nı işgal ettiler. Bu davranışlarıyla Anadolu'da kalmaya kararlı olduklarını gösteriyorlardı. Ege yöresinin Rumlarını da silahaltına alarak birlikler oluşturuyorlardı. 5 Haziran'da Yunan Ordusu'nun başına Lloyd George'un "Bir çeşit deli" dediği Hacı Anesti'nin getirilmesi ile Yunanlılar Trakya ve Anadolu'da sivil halka karşı baskı ve katliama giriştiler. Haziran sonunda başlatılan faaliyetler sonucu, 30 Temmuz'da Konya (İzmir ve kuzey bölgesi) Muhtariyetini ilan ettiler. Bu hareketleri Ankara ve İstanbul tarafından protesto edildi.
Sakarya Savaşı'ndan sonra, Yunan Ordusu'nun hazırlık yapmasına fırsat bırakmadan, taarruz yapılması istenmiş, fakat ordunun buna hazır olmaması yüzünden vazgeçilmişti. Daha sonra yağışların başlaması dolayısıyla taarruz ertelendi, fakat her an taarruz yapılacakmış gibi hazırlık yapıldı. 1921 Eylül ayında seferberlik ilan edilmiş olduğundan ordunun er ihtiyacı büyük ölçüde giderildi. Sakarya Savaşı'nda, yiyecek, giyecek, cephane yokluğu yüzünden artan firar olayları kalmadı. Ordunun ihtiyacı olan malzeme, silah, cephane çeşitli yollardan sağlanırken eğitim ve disiplin mükemmel düzeye getirildi. Ordu içinde emir-komuta zinciri sağlandı. Cephe gerisinde de güvenlik önlemleri alındı. Ordunun komuta heyeti, uzun savaş yıllarında yetişmiş, tecrübeli komutanlardan oluşuyordu. Yeni getirilen erlerle ordunun sayısı 200.000'e ulaştı. Yiyecek, giyecek, cephane yeterli düzeye getirildi. Birkaç meydan savaşı yapılması olasılığı düşünülerek, ona göre hazırlık yapıldı. Türk Ordusu vatan topraklarını kurtarmak için Başkomutanın taarruz emrini bekliyordu.
Yunan Ordusunun on beş gün içinde imhası ile sonuçlanan "Büyük Zafer", Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın büyük riski göze alarak üstün başarısıyla kazanıldı. Türk Ordusu 4-5 ayda parçalanamaz denen Yunan Cephesi'ni bir kaç günde parçaladı ve 15 günde 500-600 km. yol aldı. 150.000 kişilik bir düşman ordusunu imha etti. Bu büyük başarı içte Ulusal bütünlüğü ve güveni sağladı. Öldü zannedilen Türk Ulusunun azmi, bu düşünceyi yıktı. Tam bağımsız Türk Devleti olan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ve Türk Devrimi'nin güç kaynağı yine bu zafer oldu. Sevr ile "Doğu Sorunu"nu diledikleri gibi çözebileceklerini zanneden İtilaf devletleri, Türkiye'nin gücünü ve Lozan'da Doğu Sorununun kapandığını kabul ettiler.
Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, 26 Ağustos 1922 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın Başkomutanlığında başlayan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu hazırlayan Büyük Taarruzun 98. Yıl dönümünün Ulusumuza kutlu olmasını diliyoruz. Başta değişmez Başkomutanımız Mustafa Kemal Paşa olmak üzere Kurtuluş Mücadelemizde emeği geçen, canlarını bizim özgür yaşamamız için feda eden silah arkadaşlarını, şehit ve gazilerimizi saygı, rahmet ve minnet ile anıyoruz.”(Haber Merkezi)
“Plana göre Büyük Taarruz, strateji ve aynı zamanda bir taktik baskın halinde yürütülecekti. Bunun gerçekleştirilebilmesi için de kuvvetlerin yığınak ve hazırlıklarının gizli kalmasına önem vermek gerekiyordu. Bu sebeple bütün yürüyüşler gece yapılacak, birlikler gündüzleri köylerde ve ağaçlıklar altında dinleneceklerdi. Taarruz bölgesinde, yolların düzeltilmesi vb. çalışmalarla düşmanın dikkatini çekmemek için diğer bazı bölgelerde de benzeri yanıltıcı hareketlerde bulunulacaktı.
Sakarya Savaşı'ndan sonra Yunanlılar Eskişehir-Afyon çizgisinde kuvvetli bir savunma hattı oluşturmuşlardı. Bu cepheleri gören bir İngiliz Kurmay Subayı "Türkler bu mevzileri dört beş ayda işgal ederlerse bir günde susturduklarını iddia edebilirler." demişti. Bu cepheyi böylesine güçlendiren Yunanlılar diğer yandan, İtalyanların boşalttığı Söke ve Kuşadası'nı işgal ettiler. Bu davranışlarıyla Anadolu'da kalmaya kararlı olduklarını gösteriyorlardı. Ege yöresinin Rumlarını da silahaltına alarak birlikler oluşturuyorlardı. 5 Haziran'da Yunan Ordusu'nun başına Lloyd George'un "Bir çeşit deli" dediği Hacı Anesti'nin getirilmesi ile Yunanlılar Trakya ve Anadolu'da sivil halka karşı baskı ve katliama giriştiler. Haziran sonunda başlatılan faaliyetler sonucu, 30 Temmuz'da Konya (İzmir ve kuzey bölgesi) Muhtariyetini ilan ettiler. Bu hareketleri Ankara ve İstanbul tarafından protesto edildi.
Sakarya Savaşı'ndan sonra, Yunan Ordusu'nun hazırlık yapmasına fırsat bırakmadan, taarruz yapılması istenmiş, fakat ordunun buna hazır olmaması yüzünden vazgeçilmişti. Daha sonra yağışların başlaması dolayısıyla taarruz ertelendi, fakat her an taarruz yapılacakmış gibi hazırlık yapıldı. 1921 Eylül ayında seferberlik ilan edilmiş olduğundan ordunun er ihtiyacı büyük ölçüde giderildi. Sakarya Savaşı'nda, yiyecek, giyecek, cephane yokluğu yüzünden artan firar olayları kalmadı. Ordunun ihtiyacı olan malzeme, silah, cephane çeşitli yollardan sağlanırken eğitim ve disiplin mükemmel düzeye getirildi. Ordu içinde emir-komuta zinciri sağlandı. Cephe gerisinde de güvenlik önlemleri alındı. Ordunun komuta heyeti, uzun savaş yıllarında yetişmiş, tecrübeli komutanlardan oluşuyordu. Yeni getirilen erlerle ordunun sayısı 200.000'e ulaştı. Yiyecek, giyecek, cephane yeterli düzeye getirildi. Birkaç meydan savaşı yapılması olasılığı düşünülerek, ona göre hazırlık yapıldı. Türk Ordusu vatan topraklarını kurtarmak için Başkomutanın taarruz emrini bekliyordu.
Yunan Ordusunun on beş gün içinde imhası ile sonuçlanan "Büyük Zafer", Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın büyük riski göze alarak üstün başarısıyla kazanıldı. Türk Ordusu 4-5 ayda parçalanamaz denen Yunan Cephesi'ni bir kaç günde parçaladı ve 15 günde 500-600 km. yol aldı. 150.000 kişilik bir düşman ordusunu imha etti. Bu büyük başarı içte Ulusal bütünlüğü ve güveni sağladı. Öldü zannedilen Türk Ulusunun azmi, bu düşünceyi yıktı. Tam bağımsız Türk Devleti olan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ve Türk Devrimi'nin güç kaynağı yine bu zafer oldu. Sevr ile "Doğu Sorunu"nu diledikleri gibi çözebileceklerini zanneden İtilaf devletleri, Türkiye'nin gücünü ve Lozan'da Doğu Sorununun kapandığını kabul ettiler.
Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, 26 Ağustos 1922 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın Başkomutanlığında başlayan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu hazırlayan Büyük Taarruzun 98. Yıl dönümünün Ulusumuza kutlu olmasını diliyoruz. Başta değişmez Başkomutanımız Mustafa Kemal Paşa olmak üzere Kurtuluş Mücadelemizde emeği geçen, canlarını bizim özgür yaşamamız için feda eden silah arkadaşlarını, şehit ve gazilerimizi saygı, rahmet ve minnet ile anıyoruz.”(Haber Merkezi)





