Edirne Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi, Aile Hekimi Dr. Seher Çimen Özgen, 17 Nisan Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü sebebiyle yaptığı açıklamada, Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre 1 Aralık 2015 yılından beri sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarını takip etmek üzere kullanılan beyaz kod başvurusu yapan sağlık çalışanı sayısının 23 bin 86 olduğunu belirterek; “TTB’ne göre fiziksel ve sözel şiddete maruz kalan sayısı çok daha fazladır, kaldı ki son 2 yıldır bakanlık beyaz kod başvurularını paylaşmamaktadır.” dedi.
Türk Tabipler Birliği Edirne Tabip Odası tarafından 17 Nisan Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü dolayısıyla basın açıklaması düzenlendi.
Tabipler Odası Lokalinde düzenlenen basın açıklamasını Edirne Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi, Aile Hekimi Dr. Seher Çimen Özgen okudu.
Özgen, açıklamasında şu ifadeleri kullandı; “Pandemide sevdiklerimizden ayrı kaldık, görevinin başında iken COVID-19 nedeniyle 217 meslektaşımız hayatını kaybetti, ancak bizler hastalarımızı korumak için koşulsuz çalışmaya devam ettik. Ve şiddet bu koşullarda da hız kesmedi. Deprem oldu hemen olay yerine koştuk. Aile fertlerini kaybeden, evi yıkılan, çalışma arkadaşlarını kaybeden hekimler dahi afet alanından ayrılmadı ve bir kişi daha yaşatabilmek için mücadele ettik. Depremde kaybettiğimiz her hastayla beraber bizim de bir parçamız öldü. Halen her gözümüzü kapattığımızda soğuktan buz kesmiş ellerini tutuyor, her aklımıza geldiğinde gözyaşı döküyoruz. Ama yaşam alanlarını kaybeden insanlarımızın yanındayız ve onları hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız. Evet! Bugün 17 Nisan; Dr. Ersin Arslan’ın 17 Nisan 2012 yılında görevi başındayken hastanesinde öldürülmesinin üzerinden tam 11 yıl geçti; ama ne yazık ki sağlıkta şiddet sorunu hala çözülmüş değil; tam tersine tırmanarak devam etti, ediyor. Türk Tabipleri Birliği ve Tabip Odaları olarak 2016 yılından beri her 17 Nisanda, “Sağlıkta Şiddetle Mücadele Günü”nde meslektaşımızı anarken, şiddetin nedenlerini sorgulamaya, şiddeti ortadan kaldıracak sağlık politikalarını dile getirmeye ve bu politikaların hayata geçirilmesi için mücadeleye devam ediyoruz. 2003 yılından beri adım adım uyguladıkları “Sağlıkta Dönüşüm Programı” neoliberal politikalarla sağlığımızı meta, bizleri köle kıldı. Apartman bodrumlarına, penceresiz mekanlara sıkıştırılan 1. Basamak Sağlık Hizmetleri, bu ülkenin yurttaşları olarak hepimizin geleceğini çalan kara delikler olarak şehrin en uzak yerine kondurdukları “şehir/şirket” hastaneleri, eğitimden uzaklaşan, niteliği değil niceliği gözeten üniversite hastaneleri hem pandemide hem de depremde enkaz altında kaldı. Güvencesiz, esnek çalışma koşullarıyla güvenli ve sağlam olmayan binalarda sağlık hizmetinin verilemeyeceğini yine en son deprem bize gösterdi. Keza alınamayan randevular, alınsa bile 5 dakikaya sığdırılmaya çalışılan muayenelerle verilemeyen sağlık hizmeti, yok sayılan sağlık hakkı, iyileşemeyen hastalıklar, yapılamayan ameliyatlar, mesleki özerkliğe yapılan müdahaleler, hekimlerde ve sağlık emekçilerinde tükenmişliğe yol açtığı gibi toplumun sağlığını bozdu. Sağlığımızı bozan, bizi yok sayan, tüketen, değersizleştiren sağlık politikaları şiddeti körükledi. Yıllardır toplumun her kesimine, her yaşam alanına, kadınına, çocuğuna artarak yönelen şiddetten sağlık çalışanları da nasibini aldı. O nedenle TTB ve Tabip Odaları olarak bizler şiddetle mücadeleyi her alanda sürdürüyoruz. Beyaz kod uygulamasının başladığı 1 Aralık 2015 yılından bu yana Sağlık Bakanlığı verilerine göre 23 bin 86 sağlık çalışanı beyaz kod vermiştir. TTB’ne göre fiziksel ve sözel şiddete maruz kalan sayısı çok daha fazladır, kaldı ki son 2 yıldır bakanlık beyaz kod başvurularını paylaşmamaktadır.





