Balkanların manevi mimarları konuşuldu

Trakya Üniversiteler Birliği’nin 10. yıl etkinlikleri kapsamında Trakya Üniversitesi ev sahipliğinde “Balkanların Manevi Mimarları Sarı Saltuk-Gül Baba-Seyyid Ali Sultan” konulu çevrim içi panel düzenlendi.

Balkanların manevi mimarları konuşuldu

Trakya Üniversiteler Birliği’nin 10. yıl etkinlikleri kapsamında Trakya Üniversitesi ev sahipliğinde “Balkanların Manevi Mimarları Sarı Saltuk-Gül Baba-Seyyid Ali Sultan” konulu çevrim içi panel düzenlendi.

Balkanların manevi mimarları konuşuldu
25 Mayıs 2022 - 17:20

Balkanların manevi dünyasında önemli bir yere sahip olan Sarı Saltuk, Gül Baba ve Seyyid Ali Sultan Trakya Üniversiteler Birliği’nin 10. yıl etkinlikleri kapsamında düzenlenen panel ile anıldı.
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necati Demir, Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haşim Şahin ve Yüksek Mimar Mehmet Emin Yılmaz’ın konuşmacı olduğu panelde bir konuşma yapan Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Ahmet Hamdi Zafer, Balkanların manevi mimar ve fatihleri olan şahsiyetlerin değerini vurgulayarak “Balkanların manevi fatihi, gönül eri Sarı Saltuk, Türk-İslam sancağını Macaristan’a kadar taşıyan Gül Baba ve Sarı Saltuk’un manevi mirasını devam ettiren Seyyid Ali Sultan özelinde tüm manevi gönül sultanlarımızı rahmetle ve minnetle anıyorum. Ve bu aziz toprakları bizlere vatan kılan tüm kahramanlarımızı, alperenlerimizi saygı ve rahmetle anıyorum.” dedi ve panelin hayırlı olmasını diledi.
Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necati Demir, tarihi bir şahsiyet olan Sarı Saltuk hakkında önemli bilgiler vererek “Bazı kaynaklar Sarı Saltık’ın hiç yaşamadığını söyler ama bu gerçeği yansıtmamaktadır. Sarı Saltık 1227 doğumlu. 1297’de Osmanlı İmparatorluğu’nun kurulduğunu görmeden rahmetli oluyor. Yaklaşık 70 yıl yaşamış.” dedi.
Sarı Saltuk’ın yaşadığı dönemde onunla ilgili bilgiler vermiş olan kaynakların varlığına işaret eden Prof. Dr. Necati Demir, Barak Baba’nın risalesinde de Saltık Ata’dan bahsedilen satırların yer aldığı bilgisini paylaştı. Prof. Demir “Yaşadığı dönemde iki tane kaynağımız var. Dolayısıyla yaşadığı biliniyor. Sarı Saltuk’ın Sinop’ta doğduğunu düşünüyoruz. 1200’lü yıllar bilindiği üzere Selçuklu dönemi. Osmanlı henüz kurulmadı. I. GıyaseddinKeyhüsrev’in ölümü üzerine İzzeddin Keykavus geçiyor tahta. Onun zamanında Sinop’tan Kırım’a geçiyor Sarı Saltık. Kırım’a geçerken de çok net belli Samsun, Sinop ve o çevredeki Çepni Türkmenleriyle beraber geçiyor. Kırım’da yerleşiyorlar bunlar. Daha sonra bunlar Kırım’dan yavaş yavaş Karadeniz’in kuzeyi boyunca İstanbul’un kenarına kadar hatta Babaeski’ye kadar geliyorlar. Babaeski’nin Sarı Saltık’ın ilk yerleşim merkezlerinden birisi olduğu kabul edilerek Babaeskisi tamlamasından türediği düşünülüyor. Sarı Saltuk’un ilk oturduğu, fethettiği yerlerden biri. Orada da bir mezarı vardı. Edirne-İstanbul yolu yapılırken türbesi yıkıldığı için şu an yok orada. Ama eski kaynaklardan biliyoruz ki orada bir türbesi varmış.” dedi.
Sinop bölgesinde Danişmendliler ile Oğuzların da iskân edildiğinden hareketle Sarı Saltuk’un Çepni bir aileden geldiğini ifade eden Prof. Demir, tespit ettiği kadarıyla 46 yerde mezarı ve makamı olduğunu belirtti.
Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haşim Şahin, “Gazi Dervişler ve Seyyid Ali Sultan” başlıklı konuşmasında Müslümanların Balkan coğrafyası ile ilgilerinin çok daha eskiye dayandığı bilgisine yer verdi. Sarı Saltuk hakkında kısa bir giriş yaparak Seyit Ali Sultan ve Balkanların fethi hakkında bilgiler paylaşan Prof. Şahin “Seyit Ali Sultan öncesine baktığımızda bu dönemde Antalya-Elmalı bölgesinden Bursa’ya gelen bir hat var. Saruhan hattı, Aydınoğlu hattı ve Karesi hattı. Osmanlı kuruluş aşamasındayken bu beyliklerin hepsinin ortak özelliği, gazi beylikler olmaları. Ama bunların içerisinde asıl öne çıkan beylik Aydınoğlu Beyliği’dir. Unuttuğumuz ya da ihmal ettiğimiz şeylerden biri de Karesi gerçeği. Süleyman Paşa’yı Balkanları fethetmeye teşvik eden Karesi’nin ilhakından sonra Osmanlı’ya geçen Karesi beyleriydi. Bunların hepsinin daha önce Balkan coğrafyasında akınlar ve gazalar konusunda tecrübeleri vardı. Osmanlı var olan bu tecrübeyi de aldı ve inşa etti. Orhan Gazi, gazi unvanını rast gele taşıyan birisi değil. 1330’lu yıllarda dönemin bir görgü tanığı var. İbni Battuta bizzat söylüyor, Orhan Gazi bütün Anadolu beylerinin içerisinde en fazla gaza yapanı olduğu şeklinde ifadesi var. Bizim Seyit Ali Sultanımızın ortaya çıkış süreci de budur.” şeklinde konuştu.
Yüksek Mimar Mehmet Emin Yılmaz ise Balkanlarda önemli bir yere sahip olan bir diğer manevi önder Gül Baba hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Gül Baba’nın kim olduğunu anlatarak söze başlayan Yılmaz, “Sultan Süleyman döneminde Budin’in fethine katılmış ve fetihten sonra orada vefat etmiş bir Bektaşi dervişidir. Evliya Çelebi’nin söylediğine göre Merzifonludur. Gül Baba’nın atalarının soyu Veli Baba Menakıbnamesine göre Battal Gazi’ye ve Hz. Ali’ye dayanmaktadır. Tabutunu bizzat Kanuni Sultan Süleyman taşıyor ve 200 bin kişinin katıldığı bir cenaze namazı kılınıyor Gül Baba için. Vefatından 3 yıl sonra Budapeşte’nin beylerbeyi olan Mehmet Paşa, bu türbeyi inşa ettiriyor. Mehmet Paşa, Gazi Mihaloğullarından yani akıncı ailesi. Bu aile Gülbaba Türbesi Tekkesi’nin dışında da Balçık’taki meşhur Akyazılı Tekkesi’nin de yine Bulgaristan’daki Otman Baba Tekkesi’nin de banisi. Yani ailenin Bektaşiliği himaye ettiğini biliyoruz. 1680’lerde bir İtalyan seyyah Budapeşte’yi ziyaret ediyor. Şehirdeki tekkeleri anlatırken Hıdır Baba Tekkesi’nde 15 dervişin kaldığını, Meddah Baba Tekkesi’nde 20 dervişin kaldığını, Gül Baba Tekkesi’nde ise 60 dervişin bulunduğu çok büyük bir yapı olduğundan bahsediyor. Türbeyle ile tekke Tuna Nehri’nin orada bulunmaktadır. Sokullu ailesinden Mustafa Paşa Budin’de beylerbeyliği yaptığı dönemde tekkeye epeyce vakıfta bulunmuştur. Tekkeye bir mescit ve yanına da bir mektep yaptırmıştır.” şeklinde konuşarak ardından türbe ve tekkenin tarih boyunca değişimi hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Ayrıca Macaristan algısındaki Gül Baba imgesine yer verdi.
Akademisyen ve öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği panel, soru cevap bölümünün ardından sona erdi.(Haber Merkezi)
 
 

Bu haber 100 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum