Edirne'de, "26 Mart Balkan Şehitlerini Anma Günü" dolayısıyla tören düzenlendi. Tören Şükrü Paşa Anıtı’nın düzenlenmesinin ardından burada yapıldı. İstiklal Marşı'nın okunması ve saygı duruşunun ardından kuranı kerim okundu. Anıttaki programın ardından anma töreni Edirne Halk Eğitim Merkezi’nde devam etti. Edirne 1. Murat Anadolu Lisesi’nin tarafından hazırlanan anma programının açılış konuşmasını yapan okul müdürü Yakup Öz,"Eğer Edirne'de Şükrü Paşa bu savunmayı o aziz şehitlerimize yapmamış olsaydı belki biz bugün bu topraklarda tutunamaz olacaktık.” Dedi.
Edirne Valiliği 26 Mart Balkan Şehitlerini Anma Günü dolayısı ile tören gerçekleştirdi. Şükrü Paşa Anıtı’nda başlayan törende çelenklerin sunulmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Kur’an-ı Kerim tilaveti ve İl Müftü Yardımcısı Adem Özsoy'un yaptırdığı duanın ardından Edirne Valisi Yunus Sezer ve törene katılanlar tarafından şehitliğe karanfil bırakıldı. Anıtta başlayan program Edirne halk Eğitim Merkezi Mimar Kemaleddin Salonu’nda Salonu'nda 1. Murat Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından hazırlanan programla devam etti.
1.Murat Anadolu Lisesi Okul Müdürü Yakup Öz, günün anlam ve önemine yönelik gerçekleştirdiği konuşmada Edirne’nin şehitlerine olan vefa duygusunu yitirmeyeceğini vurguladı. 26 Mart’ta Edirne’de masum insanların katledildiğine dikkat çeken Öz, “Tarihimizin en ibret alınması gereken hadiselerinden olan Balkan savaşlarının yıl bölümündeyiz. 111 yıl önce bugün, acı ve şanlı hatıraların en güçlü tanığı olan Balkan coğrafyasında tarihin en unutulmaz destanlarından biri yaşanmıştır. İmkansızlıklar içinde çırpınarak vatana hakkıyla savunan yiğitlerimizin adı ölümsüzlük anıtına yazılmıştır. Bu anıtlar yaşadığımız tüm savaş ve işgallere rağmen tek askerimiz kalmayıncaya kadar mücadele etmeyi gelenek haline getirmiş Yüce Türk askerimizin ve milletimizin direnme öyküsünü anlatır bize. Tarih bir milletin tekrar tekrar bakması gereken ibret aynasıdır. Günümüzü daha iyi anlayabilmek için, geleceği daha sağlam inşa edebilmek için geçmişimizi çok iyi bilmeliyiz. Yaşanılan zaman geçmiş ile gelecek arasında kurulu bir köprüdür. Bu köprünün sağlamlığı geleceğe dair inanç ve umutların yanında geçmişle olan irtibatın devamlılığını da bağlıdır. Kültürümüz ve köklü malzememizin miraslarını yad etmek, toplumumuzun hafızasını tazelemek büyük bir önem arz etmektedir.” İfadelerini kullandı.
“BUGÜN BU TOPRAKLARDA TUTUNAMAZ OLACAKTIK”
Edirne'de sadece geçmişin değil geleceğin de savunulduğunu belirten Öz, "Eğer Edirne'de Şükrü Paşa bu savunmayı o aziz şehitlerimize yapmamış olsaydı belki biz bugün bu topraklarda tutunamaz olacaktık. Onun için aziz şehitlerimize ne kadar minnet duysak azdır. Onlar her türlü baskıya, ıstıraba, çileye boyun eğmeyerek, direnerek var olma mücadelesi verdi. Edirne yaşadığı işgallerin derin izlerini silse de vefa duygusunu hiçbir zaman yitirmeyecektir." dedi.
155 GÜN DESTEKSİZ SAVUNULMA
26 Mart tarihinde Edirne’nin teslim olması ile birlikte kara günlerin başladığını belirten Öz, “1361 yılında Türk yurdu olan Edirne, 1912'de Balkan devletlerinin Osmanlı İmparatorluğu'na karşı giriştiği Balkan Savaşı'nda Şükrü Paşa'nın komutasında 155 gün destek almadan kahramanca savunulmasına karşı 26 Mart 1913'de teslim olmak zorunda kalmıştır. Böylece Edirne için kara günler başlamış, işgal ile birlikte Sarayiçi mevkiinde esir tutulan binlerce vatan evladı günlerce hayatta kalma mücadelesi vermiş. Ancak açlık ve salgın hastalık nedeniyle şehit düşmüştür. Osmanlı İmparatorluğu'na başkentlik yapmış sultanlar şehri Edirne, 50 günlük bir müdafaa planına göre tedarik edilmiş erzak ve cephaneye rağmen 155 gün boyunca düşmana direnmiştir. Direnme sırasında süpürge tohumundan ekmek yaparak ordumuza her türlü desteği veren Edirne halkının bu başarıdaki rolü elbette takdire şayandır. Ordumuz kuşatmada yalnızca düşmanla mücadele etmemiş, aynı zamanda baş gösteren hastalıklar ve açlıkla da çok büyük bir felaket yaşamıştır. Sarayiçi'nde esir tutulan halkımız ağaç kabukları yemek zorunda kalmıştır. 26 Mart ne makbere ne akla ne de tarihe bırakılmayan bir katliamdır. 26 Mart tarihçilerin yazarken utandığı, ressamların çizerken ürperdiği, ihtiyarların anlatırken yumruğunu sıktığı, gençlerin dinlerken şükredeceği büyük bir facianın enkazıdır.”dedi.
“26 MART MASUM İNSANLARIN DOĞRANDIĞI BİR YERDİR”
Şükrü Paşa’nın Edirne savunmasında gösterdiği azme dikkat çeken Öz, “ 26 Mart'ta Edirne bir harp meydanı değil, silahsız ve masum insanların doğrandığı bir yerdir. Edirne'de savunulan sadece geçmiş değil, gelecektir. Eğer Edirne'de bu savunmayı Şükrü Paşa, o aziz şehitlerimizle birlikte yapmamış olsaydı, belki biz bugün bu topraklarda tutunamaz olacaktık. Onun için aziz şehitlerimize ne kadar minnet duysak azdır. Onlar her türlü baskıya, ızdıraba, çileye boyun eğmeyerek, direnerek var olma mücadelesi verdi. Edirne yaşadığı işgallerin derin izlerini silse de vefa duygusunu hiçbir zaman yitirmeyecektir. Türk'ün gönlünde bir nehir varsa, Tuna'dır. Bir dağ varsa, Balkan'dır. Bu vesileyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, sadece bir şehri değil, bir milletin izzetini ve insanlığın onurunu savunarak canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla yad ediyorum. Ne Mutlu Türküm diyene.” Sözleri ile konuşmasını tamamladı.
Program öğrencilerin hazırladığı "Edirne Müdafi Mehmet Şükrü Paşa" dramatizasyonu ile sona erdi.
Öğrenciler programa katılanlara okulda çıkardıkları "Ülkü" adlı gazeteyi hediye etti.
Anma programlarına Vali Sezer, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, CHP Edirne Milletvekili Ediz Ün, Belediye Başkanı Recep Gürkan, İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun, İl Jandarma Komutanı Albay Hacı Ali Büber, Garnizon Komutan Yardımcısı Piyade Albay Murat Yetiş, gaziler, kurum müdürleri, siyasiler, öğretmen ve öğrenciler katıldı.(Haber: Mehmet Efecan HIDIROĞLU)





