Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi tarafından Atatürk’ün Edirne’ye gelişinin 94’üncü yılı kapsamında Atatürk’ün sevdiği yemekler hazırlanarak davetlilere ikramlarda bulunuldu. Ardından da bir konferans gerçekleştirdi.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Edirne şubesinde misafirlere Atatürk’ün sevdiği yemekler ikram edildi. Etkinliğe Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın, CHP İl Başkanı Harika Taybıllı, dernek üyeleri ve davetliler katıldı.
ADD Başkanı Celil Özcan herkesi yemek almaları için bahçeye davet etti. Edirne merkezde görev yapan kadın muhtarların bazıları kendi evlerinde hazırladığı Kuru fasulye, pilav, turşu ve komposto katılımcılara ikramda bulunuldu. Dernek bahçesindeki yemek ikramının ardından konferans salonuna geçildi.
“NE İLK İHANETTİR MENEMEN, NE DE SON”
ADD Yönetim Kurulu Üyesi Barış Kır konferans öncesinde 23 Aralık 1930 yılında yaşanan Menemen Olayı’nın yıldönümü vesilesiyle ADD’nin basın açıklamasını okuyarak, bu karanlık olayın Cumhuriyet düşmanlığı ve gericiliğin tarihi bir örneği olduğunu vurguladı. Kır, “Ne ilk ihanettir Menemen, ne de son” diyerek bu tür karşı devrim girişimlerinin Batı emperyalizmi ve yerli işbirlikçileri tarafından sürdürüldüğünü dile getirdi.
Kır yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; “İşgalle, siyasetsiz ve devletsiz bırakmakla, ordusuzluğa, yokluğa, yoksulluğa mahkûm etmekle, sayısız tuzakla, yıllar süren savaşla, Anadolu’nun birçok yerinde çıkarttıkları onlarca isyanla kurulmasına engel olamadıkları Cumhuriyet’i, bu kez kök salmadan yıkmak için harekete geçen Batı Emperyalizmi ve kadim uşağı şeriatçı yobaz ‘Karşı Devrim’ güçleri, özellikle 3 Mart 1924 tarihinden itibaren peş peşe yürürlüğe sokulan Aydınlanma Devrimleri ve topyekûn kalkınma hamleleri ile yüzyıllardır tepe tepe kullandıkları olanakları ve imtiyazları kaybetmekte olduklarını gördükçe hain eylemlerini hızlandırdılar.
1930 yılının 23 Aralık günü ise Türkiye inanılmaz bir dinci-gerici isyan haberiyle sarsıldı. Atatürk, Cumhuriyet ve Devrim düşmanı gericiler İstanbul’da yaşayan Nakşibendi şeyhi Esat diye bir hainin kışkırttığı, Derviş Mehmet adlı bir soysuzun önderlik ettiği, her zamanki “Din elden gidiyor” safsatası ve üzerinde ne yazdığını bile bilmedikleri yeşil paçavralarla Menemen’de toplandılar. Şeriat ilan ettiklerini haykıran ve bazı Menemenlilerin katılımı ile sayıları da, cüretleri de artan hainler, kendilerini eylemlerine son vermeleri için uyaran Öğretmen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay ile Bekçi Şevki ve Hasan Beyleri alçakça katlettiler. Gözü dönmüş güruh vahşeti o boyuta vardırdı ki, Asteğmen Kubilay’ın bağ bıçağı ile kesilen başı bir sırığın ucunda Menemen sokaklarında dolaştırıldı.
Daha birkaç yıl önce Yunan işgalinden kurtarılmış Menemen halkından bazı aymazların da desteklediği bu aşağılık isyanı ve vahşi katliamı haber aldığında inanılmaz acı duyduğu, tarifsiz öfkelendiği, çok sert tepki verdiği, hatta “Menemen’i yakın!” dediği söylenir Atatürk’ün. Büyük Önder, Orduya gönderdiği taziye mesajında da, “Büyük ordunun kahraman, genç zabiti ve mefkureci muallim heyetinin kıymetli uzvu Kubilay Bey, temiz kanı ile Cumhuriyetin hayatiyetini tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır.” diyerek Türk Gençliği’nin Cumhuriyeti ve devrimleri ilelebet koruyacağına olan inancını dile getirmiştir.
Benzerleri gibi bu ayaklanma da Kemalist Devrim kadrolarının kararlı ve güçlü iradesi ile ezilmiş, hainler, Kubilay’ın başını kestikleri yerde hak ettikleri sonla buluşturulmuştur.
Türk Ulusu; Osmanlı İmparatorluğu’nun duraklama, gerileme ve yıkılış dönemlerinde de, Milli Mücadele sırasında da, Saltanat ve Hilafet kaldırıldığında da, Cumhuriyetin ilanı ve niteliklerini belirleyen devrimler sürecinde de, çok partili dönemde ve nihayet günümüzde de -15 Temmuz 2016- bu “Karşı Devrim” kalkışmalarıyla hep karşılaştı. Tamamının Batı Emperyalizmi patronajlı olduklarını ve yerli işbirlikçilerce sahnelediklerini bildiğimiz gibi, hedeflerine ulaşamadıklarını ve asla ulaşamayacakların da biliyoruz.
Emperyalizmin 100 yıllık ham hayalidir; Laik, Demokratik ve Sosyal bir Hukuk Devleti olarak muasır medeniyet seviyesini aşma hedefine yönelmiş Atatürk Cumhuriyeti’ni, Kemalist ideolojisinden, Antiemperyalist Üniter Ulus Devlet özünden, Ulusal bütünlüğünden ve Dil Birliği’nden yoksun bırakarak güdümünde bir Din Devletine dönüştürmek. Bu nedenle on yıllardır yaşadığımız ve halen yaşamakta olduğumuz, emperyalizm ve işbirlikçilerinin hayallerini gerçekleştirmek için gerici Derviş Mehmetler yetiştirme gayreti ile Laik Cumhuriyetin Atatürk’ün akıl ve bilim yolunda yürümeyi sürdürmek için Devrimci Kubilaylar yetiştirme iradesinin mücadelesidir ve kuşkusuz Laik Cumhuriyet kazanacaktır.
Atatürkçü Düşünce Derneği; varlık nedeni gereği, 355 Şubesi, 39 Temsilciliği, 71 bin üyesi ve gönüldaşı milyonlarca yurttaşıyla Öğretmen Asteğmen Kubilay’ın temiz kanıyla çizdiği yoldan milim sapmayacak, O’nu ve Türk Devrimi’ni unutanlara da, unutturmak isteyenlere de meydanın boş olmadığını gösterecek, Kemalizm’in namus sesini bir sis çanı gibi yurdumuz semalarına asarak Yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ne mutlaka ulaşacaktır.
Ulusça yüreklerimizde yaşattığımız “Büyük ordunun kahraman, genç zabiti ve mefkureci muallim heyetinin kıymetli uzvu Kubilay Bey” ile Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki Beyleri minnetle yad ediyor, aziz hatıraları önünde tazimle eğiliyoruz.” (Haber: Orhan DOĞAN)


