Yorulmaz, sağlığı korumanın en önemli yolunun sağlıklı beslenmek olduğunu belirterek sokakta ayaküstü atıştırmalıkları tercih edenlerin dikkat etmesi gerektiğini vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü’nün "Gıda Kaynaklı Hastalıkların Küresel Yükü” raporuna göre, kirli gıdaların her yıl 600 milyon kişiyi hastalandırıp, 420 bin kişiyi öldürdüğünü söyleyen Yorulmaz, bu gıdalardan en çok 9 yaş altı çocukların etkilendiğini dile getirdi.
Haber: Hatice ÖZSOY
Yorulmaz, Ülkemizde simit, poğaça, börek, lahmacun vb hamur işleri, dondurma, şeker, mısır, meyve, sebze, kuruyemiş gibi açıkta gıda satışı oldukça yaygındır. Özellikle ayaküstü atıştırma alışkanlığı olan vatandaşlarımız bu tür gıdalara rağbet etmektedirler. Çocuklar da açıkta satılan gıdaları gördükleri zaman istemekte bu yolla çocuklar da sıkça açıkta satılan gıdaları tüketmektedirler. Ancak sağlığı korumanın en önemli yollarından biri sağlıklı beslenmektir. Bu nedenle başta zararları konusunda önlem alma sorumluluğu taşıdığımız çocuklarımızı, hem de zararları konusunda yeterli bilgiye sahip olmayan, ya da zararlarını önemsemeyen, alışkanlıklarını değiştiremeyen erişkinlerin de açıkta satılan gıdalardan gelebilecek zararlardan korunması önem taşımaktadır. Kirli gıdalardan özelikle dünya nüfusunun yüzde 9'unu oluşturan 5 yaş altı çocuklar etkileniyor. Kirlenmiş gıdaların yol açtığı hastalıklar en çok Afrika ve Güneydoğu Asya'da görülüyor” dedi.
“AÇIKTA SATILAN BİRÇOK GIDA DENETLENEMEMEKTEDİR”
Açık hava, rüzgârla birlikte ortama yayılan toz, egzost gazları, dumanlar, mikroplar, sinek ve diğer böcekler gibi pek çok kirliliği ortama yaydığını söyleyen Yorulmaz, “Ayrıca açıkta satılan gıdaların denetimi de yer değiştirebilmeleri bazılarının akşam saatlerinde satışa başlamaları nedeniyle çok zor olmakta, hatta büyük çoğunluğu denetlenememektedir. Özellikle yaz mevsimi mikropların dış ortamda daha uzun süre canlı kalabilmeleri ve daha kolay çoğalabilmeleri açısından çok tehlikelidir. Özellikle açıkta satılan gıdalara kolayca bulaşabilen mikroplar, aynı zamanda gıdalardan beslenerek çoğalır, o gıdayı tüketenlerin vücuduna girerler. Gıdaları kirleten kimi mikrop ya da kimyasal maddeler, gıdalarda gözle görülür bir değişikliğe yol açmayabilirler. Açıkta satılan gıdalar çoğunlukla bir dükkânda, lokantada satılan gıdalara göre daha ucuzdur. Ucuza mal etmenin daha düşük kaliteli ürünler kullanılıyor olması nedeniyle, gıda maddesinin de kalitesinin düşük olabileceği dikkate alınmalıdır. Kullanılan düşük kaliteli ürünler, eğer Tarım Bakanlığı’ndan izin almamış ürünler olursa daha fazla boya, gıda katkıları gibi sağlığa zarar verme riski daha yüksek olacaktır. Bazı gıda maddeleri buzdolabında soğukta muhafaza edilebilir. Bu nedenle gıdanın hazırlandığı yerde bu imkân yoksa özellikle yaz mevsiminde kısa zamanda gıda maddesini hazırlayıp satıp tüketmek gereklidir. Artan gıda maddeleri, bozulmasını önlemek üzere hızla buzdolabına kaldırılmalıdır. Bu tür gıda atıklarının olabileceği yerlerde kedi, köpek gibi sokak hayvanları bulunabilir. Bu hayvanlar da hem gıda hazırlanan çevreye hem de orada gıda alan ve tüketenlere mikrop bulaştırabilir” diye konuştu.
“BALIK, KÖFTE, DÖNER, KOKOREÇ GİBİ PROTEİN İÇEREN GIDALAR GÖRE DAHA FAZLA RİSK TAŞIR”
Dondurma, süt, diğer süt ürünleri, özellikle tavuk eti, balık, köfte, döner, kokoreç, rus salatası, yumurta gibi protein içeren gıdaların kirlenme açısından diğer gıdalara göre daha fazla risk taşıdığını söyleyen Yorulmaz, “Hazırlandıktan sonra uzun süre uygun ortamda değil, açıkta tezgâh üstünde beklemiş yiyeceklerde mikroplar ürer ve çoğalır. Bu tür besinlerin tüketimi ile mikrop bulaşması gerçekleşir. Süt, mikroorganizma üremesi için çok risklidir. Bu nedenle dondurma pastörize sütten ve hijyenik koşullarda üretilmelidir. Dondurma üretiminde kullanılan şeker, çikolata, kakao, fındık meyve vb de, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının iznine sahip olmalıdır. Çiğ olarak tüketilen iyi yıkanmamış, ya da kirli su ile yıkanmış sebze meyvelerle de hem mikroplar hem de tarım ilacı kalıntıları, çeşitli tozlar, kirlilikler insanlara bulaşabilir. Temiz olmayan sularla hazırlanmış olan meyve suları, ayran gibi içecekler de hastalık bulaştırabilir. Alınan mikroplar, toz, egzost gazlar, baca dumanlarına bağlı kimyasal maddeler, gıda katkı maddeleri, boyalar, hamamböceği, fare, sinek gibi haşereler ile gıda maddeleri kirlendiğinde tifo, verem, kolera, hepatit A, alerjiler, kimyasal maddelere bağlı zehirlenmelere kadar pek çok hastalığa neden olabilir.
Bu hastalıklar alınan mikrobun türüne göre 1-3 saatten, 48 saate kadar sürebilen bir kuluçka döneminden sonra; karın ağrısı, bulantı kusma, ishal, ateş, baş ağrısı gibi şikâyetlere sebep olmaktadır” dedi.
“SOKAKTA TABLADA GIDA SATIŞININ ÖNLENMESİNDE YEREL YÖNETİMLERE ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞMEKTEDİR”
Pazar yerlerinde meyve ve sebzenin dışında tablalarda satışa sunulan peynir, zeytin, baharat, yufka, balık gibi gıdaların da mikrop ürettiğini belirten Yorulmaz, “Sokakta tablada gıda satışının önlenmesinde yerel yönetimlere önemli görevler düşmektedir” dedi.
Yorulmaz, “Sağlıksız koşullarda üretilen ve satılan dondurmalarda kolayca mikrop ürer. Bu nedenle özellikle açıkta satılan dondurma ve buzlu içecekler alınmamalıdır. Kirli, yeterli soğutma sağlanamayan, güneş ışığından ve tozdan korunmayan dolaplarda satılan dondurma tüketenlerde enfeksiyon riski artar. Dondurma, hijyenik koşullarda hazırlansa bile, külaha koymada kullanılan kaşık mikrop yuvası haline gelir. Potansiyel riskli besinlerde (et, balık, tavuk, süt vb.) soğuk zincir korunmalıdır. Ezilmiş, küflenmiş, çamurlu ve böcek yeniği olan sebze ve meyveler satın alınmamalıdır. Mevsimine uygun, sebze ve meyveler tercih edilmelidir. Alt ve üst kapakları şişkin, kutusu hasar görmüş, kapağı gevşemiş, zedelenmiş olan konserve kutuları satın alınmamalıdır. Küflü, böcek yenikli, kırık taneli tahıl ve kuru baklagiller satın alınmamalıdır.
“HERHANGİ UYGUNSUZ DURUMDA ALO GIDA HATTI 174’Ü ARAYARAK ŞİKÂYETTE BULUNUN”
Bir olumsuz durum gözlendiğinde ya da yenildikten sonra bir sağlık sorunu yaşandığında mutlaka Alo Gıda 174 NO’lu telefon ile Tarım ve Orman il veya ilçe müdürlüğüne şikâyette bulunulması gerektiğini söyleyen Yorulmaz, vatandaşı bilinçli olma konusunda uyardı.
Haber: Hatice ÖZSOY
Yorulmaz, Ülkemizde simit, poğaça, börek, lahmacun vb hamur işleri, dondurma, şeker, mısır, meyve, sebze, kuruyemiş gibi açıkta gıda satışı oldukça yaygındır. Özellikle ayaküstü atıştırma alışkanlığı olan vatandaşlarımız bu tür gıdalara rağbet etmektedirler. Çocuklar da açıkta satılan gıdaları gördükleri zaman istemekte bu yolla çocuklar da sıkça açıkta satılan gıdaları tüketmektedirler. Ancak sağlığı korumanın en önemli yollarından biri sağlıklı beslenmektir. Bu nedenle başta zararları konusunda önlem alma sorumluluğu taşıdığımız çocuklarımızı, hem de zararları konusunda yeterli bilgiye sahip olmayan, ya da zararlarını önemsemeyen, alışkanlıklarını değiştiremeyen erişkinlerin de açıkta satılan gıdalardan gelebilecek zararlardan korunması önem taşımaktadır. Kirli gıdalardan özelikle dünya nüfusunun yüzde 9'unu oluşturan 5 yaş altı çocuklar etkileniyor. Kirlenmiş gıdaların yol açtığı hastalıklar en çok Afrika ve Güneydoğu Asya'da görülüyor” dedi.
“AÇIKTA SATILAN BİRÇOK GIDA DENETLENEMEMEKTEDİR”
Açık hava, rüzgârla birlikte ortama yayılan toz, egzost gazları, dumanlar, mikroplar, sinek ve diğer böcekler gibi pek çok kirliliği ortama yaydığını söyleyen Yorulmaz, “Ayrıca açıkta satılan gıdaların denetimi de yer değiştirebilmeleri bazılarının akşam saatlerinde satışa başlamaları nedeniyle çok zor olmakta, hatta büyük çoğunluğu denetlenememektedir. Özellikle yaz mevsimi mikropların dış ortamda daha uzun süre canlı kalabilmeleri ve daha kolay çoğalabilmeleri açısından çok tehlikelidir. Özellikle açıkta satılan gıdalara kolayca bulaşabilen mikroplar, aynı zamanda gıdalardan beslenerek çoğalır, o gıdayı tüketenlerin vücuduna girerler. Gıdaları kirleten kimi mikrop ya da kimyasal maddeler, gıdalarda gözle görülür bir değişikliğe yol açmayabilirler. Açıkta satılan gıdalar çoğunlukla bir dükkânda, lokantada satılan gıdalara göre daha ucuzdur. Ucuza mal etmenin daha düşük kaliteli ürünler kullanılıyor olması nedeniyle, gıda maddesinin de kalitesinin düşük olabileceği dikkate alınmalıdır. Kullanılan düşük kaliteli ürünler, eğer Tarım Bakanlığı’ndan izin almamış ürünler olursa daha fazla boya, gıda katkıları gibi sağlığa zarar verme riski daha yüksek olacaktır. Bazı gıda maddeleri buzdolabında soğukta muhafaza edilebilir. Bu nedenle gıdanın hazırlandığı yerde bu imkân yoksa özellikle yaz mevsiminde kısa zamanda gıda maddesini hazırlayıp satıp tüketmek gereklidir. Artan gıda maddeleri, bozulmasını önlemek üzere hızla buzdolabına kaldırılmalıdır. Bu tür gıda atıklarının olabileceği yerlerde kedi, köpek gibi sokak hayvanları bulunabilir. Bu hayvanlar da hem gıda hazırlanan çevreye hem de orada gıda alan ve tüketenlere mikrop bulaştırabilir” diye konuştu.
“BALIK, KÖFTE, DÖNER, KOKOREÇ GİBİ PROTEİN İÇEREN GIDALAR GÖRE DAHA FAZLA RİSK TAŞIR”
Dondurma, süt, diğer süt ürünleri, özellikle tavuk eti, balık, köfte, döner, kokoreç, rus salatası, yumurta gibi protein içeren gıdaların kirlenme açısından diğer gıdalara göre daha fazla risk taşıdığını söyleyen Yorulmaz, “Hazırlandıktan sonra uzun süre uygun ortamda değil, açıkta tezgâh üstünde beklemiş yiyeceklerde mikroplar ürer ve çoğalır. Bu tür besinlerin tüketimi ile mikrop bulaşması gerçekleşir. Süt, mikroorganizma üremesi için çok risklidir. Bu nedenle dondurma pastörize sütten ve hijyenik koşullarda üretilmelidir. Dondurma üretiminde kullanılan şeker, çikolata, kakao, fındık meyve vb de, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının iznine sahip olmalıdır. Çiğ olarak tüketilen iyi yıkanmamış, ya da kirli su ile yıkanmış sebze meyvelerle de hem mikroplar hem de tarım ilacı kalıntıları, çeşitli tozlar, kirlilikler insanlara bulaşabilir. Temiz olmayan sularla hazırlanmış olan meyve suları, ayran gibi içecekler de hastalık bulaştırabilir. Alınan mikroplar, toz, egzost gazlar, baca dumanlarına bağlı kimyasal maddeler, gıda katkı maddeleri, boyalar, hamamböceği, fare, sinek gibi haşereler ile gıda maddeleri kirlendiğinde tifo, verem, kolera, hepatit A, alerjiler, kimyasal maddelere bağlı zehirlenmelere kadar pek çok hastalığa neden olabilir.
Bu hastalıklar alınan mikrobun türüne göre 1-3 saatten, 48 saate kadar sürebilen bir kuluçka döneminden sonra; karın ağrısı, bulantı kusma, ishal, ateş, baş ağrısı gibi şikâyetlere sebep olmaktadır” dedi.
“SOKAKTA TABLADA GIDA SATIŞININ ÖNLENMESİNDE YEREL YÖNETİMLERE ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞMEKTEDİR”
Pazar yerlerinde meyve ve sebzenin dışında tablalarda satışa sunulan peynir, zeytin, baharat, yufka, balık gibi gıdaların da mikrop ürettiğini belirten Yorulmaz, “Sokakta tablada gıda satışının önlenmesinde yerel yönetimlere önemli görevler düşmektedir” dedi.
Yorulmaz, “Sağlıksız koşullarda üretilen ve satılan dondurmalarda kolayca mikrop ürer. Bu nedenle özellikle açıkta satılan dondurma ve buzlu içecekler alınmamalıdır. Kirli, yeterli soğutma sağlanamayan, güneş ışığından ve tozdan korunmayan dolaplarda satılan dondurma tüketenlerde enfeksiyon riski artar. Dondurma, hijyenik koşullarda hazırlansa bile, külaha koymada kullanılan kaşık mikrop yuvası haline gelir. Potansiyel riskli besinlerde (et, balık, tavuk, süt vb.) soğuk zincir korunmalıdır. Ezilmiş, küflenmiş, çamurlu ve böcek yeniği olan sebze ve meyveler satın alınmamalıdır. Mevsimine uygun, sebze ve meyveler tercih edilmelidir. Alt ve üst kapakları şişkin, kutusu hasar görmüş, kapağı gevşemiş, zedelenmiş olan konserve kutuları satın alınmamalıdır. Küflü, böcek yenikli, kırık taneli tahıl ve kuru baklagiller satın alınmamalıdır.
“HERHANGİ UYGUNSUZ DURUMDA ALO GIDA HATTI 174’Ü ARAYARAK ŞİKÂYETTE BULUNUN”
Bir olumsuz durum gözlendiğinde ya da yenildikten sonra bir sağlık sorunu yaşandığında mutlaka Alo Gıda 174 NO’lu telefon ile Tarım ve Orman il veya ilçe müdürlüğüne şikâyette bulunulması gerektiğini söyleyen Yorulmaz, vatandaşı bilinçli olma konusunda uyardı.





