Salgın sürecinin bitmesi için en önemli kriterin hızlı aşılama olduğunun altını çizen Altun, “Hızlı bir aşılamanın Eylül ayı sonu bitirildiği takdirde, toplumsal bir bulaş değil, küme bulaşı dediğimiz şeklinde seyredecek. Yani küçük gruplardaki küçük salgınlar şeklinde seyredecek.” Şeklinde konuştu.
Edirne Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gürcan Altun, Edirne Tabip Odası’nda ‘Kademeli normalleşme’ dönemi ve aşılama programı gibi konularla ilgili basın açıklaması düzenledi. Tam kapanma sürecinde vakalarda ciddi düşüşler yaşandığını ve tam kapanma sürecinin daha erken başlaması gerektiğini vurguladı. Altun,”Ülkemizde gerçekleştirilen tam kapanma sürecinin sonrasında hastalık sayılarında ciddi anlamda düşüşler meydana geldi. Bu düşüşler beklenen bir şey. TTB olarak 1 yıldan beri bu hastalığın kontrol altına alınması açısından mutlaka bir tam kapanma gerektiğini söylüyorduk. Gerçi bizim önerdiğimiz tam kapanma süreci şeklinde olmasa da vaka sayılarında ciddi düşüşler görüldü. Keşke bu daha önce yapılmış olsaydı. Çünkü sürecin başından beri hastalanan yaklaşık 5 milyon 200 bin insanımız var. 46 bin 500 insanımızı kaybetmiştik. Belki de bu insan sayısı çok daha az olacaktı. Bunlar çok daha önceden yapılmış olsaydı, çok daha iyi sonuçlar elde edilebilirdi.” İfadelerini kullandı.
“GÜNLÜK VAKALARIN BİN 200’ÜN ALTINA İNMESİ GEREKİYOR”
Ülke genelinde vaka sayısı bin 200’ün altına indiği taktirde kontrolün ele alınacağını söyleyen Altun, “Burada bütün kapanma süreçleri sonrasında açılmaların kontrollü olmaları gerekiyor bildiğiniz gibi. Geçen sene de yaz geçişinde böyle kontrolsüz bir açılma yapıldı, onun sonrasında zaten olgu sayısında sonbaharda inanılmaz artışlar gördük. Açılmayla ilgili temel kıstas ne olmalı? Dünya Sağlık Örgütü'nün açıkladığı bir veri var, diyor ki son 1 hafta içerisinde 100 bin nüfusta 10 oranında görüldüğü takdirde. Bu şu anlama geliyor, günlük vaka sayısının 1200'ün altına indirilmesi gerekiyor. Eğer biz günlük vaka sayısını 1200'ün altına indirebilir ve bunu en az iki hafta süreyle sabit tutabilirsek, hastalığı kontrol altına alabilmiş gibi bir olasılığımız çıkacaktır.” Dedi.
“EN ÖNEMLİ ŞEY HIZLI AŞILAMA”
Prof. Dr. Gürcan Altun, Salgında en önemli kriterin hızlı aşılama olduğunun altını çizdi. Altun, “Yapılması gereken en önemli şey hızlı bir aşılamadır. Sağlık Bakanlığı'nın yaptığı açıklamalarda zikredilen bir takım aşı sayıları var. Bugüne kadar Sağlık Bakanı'nın söylediği aşı konusunda hiçbirinin çıkmadığını biliyoruz. Umarım ki bu aşılar zamanında gelir ve hızlı bir şekilde insanlarımızı aşılayabiliriz ve bu şekilde hastalığın bulaşmasının önüne geçmiş olabiliriz. Bu aşamada artık ortaya çıkabilecek hızlı bir aşılamanın Eylül ayı sonu bitirildiği takdirde, toplumsal bir bulaş değil, küme bulaşı dediğimiz şeklinde seyredecek. Yani küçük gruplardaki küçük salgınlar şeklinde seyredecek. Çünkü bu hastalığın artık grip hastalığı gibi hayatımızın bir parçası olduğu gerçek. Dolayısıyla bu gerçekle hareket etmek gerekiyor.” Dedi.
“KAPALI MEKANLAR HALEN RİSK”
Yazın gelmesiyle birlikte bulaş olasılığının düşeceğini belirten Prof. Dr. Altun, kapalı mekanların hala risk taşıdığını söyledi. Altun,“İçişleri Bakanlığı genelgeler yayınlıyor ve o genelgelere göre açılmalar sürüyor. Aslında burada karar verici olan bilim kuruludur. Çünkü hastalığın kontrol altına alınması açısından net olarak var olan tıbbi bilgiyi yorumlayabilecek onlardır. Açılmayla birlikte, neler olmalı? Bir defa her şeyin ötesinde, hastalık başladığında açık ortamlarda bulaş olasılığının yüzde 10 - 20'ler gibi rakamlar telaffuz ediliyordu. Fakat yapılan çalışmalar gösterdi ki; açık havada sosyal mesafenin korunabildiği takdirde, bulaş olasılığı yüzde 1-2'lerde olduğu saptandı. Bu bir etken. Diğeri ise yazın gelmesiyle birlikte güneşin ve ultraviyole ışınlarının daha yoğun olmasıyla birlikte virüsün etkinliği azalıyor, bu ortaya kondu. Dolayısıyla bulaş olasılığı düşecek. Kapalı mekanlar halen risk. Bizler hastalığı kimin geçiriyor olduğunu bilemiyoruz. Çünkü 'subklinik' dediğimiz klinik belirti göstermeden de bu hastalığı geçiren insanlar var. Dolayısıyla bu insanların, ayırt edilemediği takdirde diğer insanlara bulaştırma olasılığı yüksek. O yüzden aşılamanın hızlı bir şekilde yürütülüyor olması lazım.” Diye konuştu.
“EKİM AYINDA AŞILAMANIN 12 YAŞA KADAR BİTİRİLMESİ ÖNEMLİ”
Ekim ayına kadar aşılamanın 12 yaşa kadar bitmesi gerektiğini ifade eden Altun, “Özellikle Ekim ayına kadar ülkemizde aşılamanın 12 yaşa kadar bitirilmesi çok önemli. Özellikle aktif yaşam içerisinde yer alan emekçi kesimdeki insanlar, öğretmenler, öğrenciler, hareketliliği fazla olan kesimin mutlaka hızla aşılanmasının tamamlanması gerekiyor.” Şeklinde konuştu.
“DIŞARIYI İLAÇLAMANIN HİÇBİR MANTIĞI YOK”
Açık alanlara yapılan dezenfeksiyon işlemlerin hiçbir anlam ifade etmediğini aktaran Edirne Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Altun, “Açık havada dışarıların ilaçlanmasının hiçbir anlamı yok. Hastalık damlacık enfeksiyonu ile geçiyor. Dolayısıyla bu dezenfektanla çevrenin ilaçlanıyor olması çevresel hasara yol açıyor, ekolojik dengeyi bozuyor. Sonuçta bitkilere ve doğadaki canlılara zarar veriyor. Hiçbir anlamı yoktur. Evet, kapalı alanın ilaçlanması belli ölçülerde kabul edilebilir. Orada da zaten damlacık yoluyla geçen virüsün bir yüzeye teması varsa yapılabilir ama çevresel ilaçlama yapmanın hiçbir mantığı yok. Boşuna insan iş gücü kaybı ve ekonomik kayıp olduğunu düşünüyorum.” Açıklamasında bulundu. (Haber-Fotoğraf: Ali KARAMAN)
Edirne Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gürcan Altun, Edirne Tabip Odası’nda ‘Kademeli normalleşme’ dönemi ve aşılama programı gibi konularla ilgili basın açıklaması düzenledi. Tam kapanma sürecinde vakalarda ciddi düşüşler yaşandığını ve tam kapanma sürecinin daha erken başlaması gerektiğini vurguladı. Altun,”Ülkemizde gerçekleştirilen tam kapanma sürecinin sonrasında hastalık sayılarında ciddi anlamda düşüşler meydana geldi. Bu düşüşler beklenen bir şey. TTB olarak 1 yıldan beri bu hastalığın kontrol altına alınması açısından mutlaka bir tam kapanma gerektiğini söylüyorduk. Gerçi bizim önerdiğimiz tam kapanma süreci şeklinde olmasa da vaka sayılarında ciddi düşüşler görüldü. Keşke bu daha önce yapılmış olsaydı. Çünkü sürecin başından beri hastalanan yaklaşık 5 milyon 200 bin insanımız var. 46 bin 500 insanımızı kaybetmiştik. Belki de bu insan sayısı çok daha az olacaktı. Bunlar çok daha önceden yapılmış olsaydı, çok daha iyi sonuçlar elde edilebilirdi.” İfadelerini kullandı.
“GÜNLÜK VAKALARIN BİN 200’ÜN ALTINA İNMESİ GEREKİYOR”
Ülke genelinde vaka sayısı bin 200’ün altına indiği taktirde kontrolün ele alınacağını söyleyen Altun, “Burada bütün kapanma süreçleri sonrasında açılmaların kontrollü olmaları gerekiyor bildiğiniz gibi. Geçen sene de yaz geçişinde böyle kontrolsüz bir açılma yapıldı, onun sonrasında zaten olgu sayısında sonbaharda inanılmaz artışlar gördük. Açılmayla ilgili temel kıstas ne olmalı? Dünya Sağlık Örgütü'nün açıkladığı bir veri var, diyor ki son 1 hafta içerisinde 100 bin nüfusta 10 oranında görüldüğü takdirde. Bu şu anlama geliyor, günlük vaka sayısının 1200'ün altına indirilmesi gerekiyor. Eğer biz günlük vaka sayısını 1200'ün altına indirebilir ve bunu en az iki hafta süreyle sabit tutabilirsek, hastalığı kontrol altına alabilmiş gibi bir olasılığımız çıkacaktır.” Dedi.
“EN ÖNEMLİ ŞEY HIZLI AŞILAMA”
Prof. Dr. Gürcan Altun, Salgında en önemli kriterin hızlı aşılama olduğunun altını çizdi. Altun, “Yapılması gereken en önemli şey hızlı bir aşılamadır. Sağlık Bakanlığı'nın yaptığı açıklamalarda zikredilen bir takım aşı sayıları var. Bugüne kadar Sağlık Bakanı'nın söylediği aşı konusunda hiçbirinin çıkmadığını biliyoruz. Umarım ki bu aşılar zamanında gelir ve hızlı bir şekilde insanlarımızı aşılayabiliriz ve bu şekilde hastalığın bulaşmasının önüne geçmiş olabiliriz. Bu aşamada artık ortaya çıkabilecek hızlı bir aşılamanın Eylül ayı sonu bitirildiği takdirde, toplumsal bir bulaş değil, küme bulaşı dediğimiz şeklinde seyredecek. Yani küçük gruplardaki küçük salgınlar şeklinde seyredecek. Çünkü bu hastalığın artık grip hastalığı gibi hayatımızın bir parçası olduğu gerçek. Dolayısıyla bu gerçekle hareket etmek gerekiyor.” Dedi.
“KAPALI MEKANLAR HALEN RİSK”
Yazın gelmesiyle birlikte bulaş olasılığının düşeceğini belirten Prof. Dr. Altun, kapalı mekanların hala risk taşıdığını söyledi. Altun,“İçişleri Bakanlığı genelgeler yayınlıyor ve o genelgelere göre açılmalar sürüyor. Aslında burada karar verici olan bilim kuruludur. Çünkü hastalığın kontrol altına alınması açısından net olarak var olan tıbbi bilgiyi yorumlayabilecek onlardır. Açılmayla birlikte, neler olmalı? Bir defa her şeyin ötesinde, hastalık başladığında açık ortamlarda bulaş olasılığının yüzde 10 - 20'ler gibi rakamlar telaffuz ediliyordu. Fakat yapılan çalışmalar gösterdi ki; açık havada sosyal mesafenin korunabildiği takdirde, bulaş olasılığı yüzde 1-2'lerde olduğu saptandı. Bu bir etken. Diğeri ise yazın gelmesiyle birlikte güneşin ve ultraviyole ışınlarının daha yoğun olmasıyla birlikte virüsün etkinliği azalıyor, bu ortaya kondu. Dolayısıyla bulaş olasılığı düşecek. Kapalı mekanlar halen risk. Bizler hastalığı kimin geçiriyor olduğunu bilemiyoruz. Çünkü 'subklinik' dediğimiz klinik belirti göstermeden de bu hastalığı geçiren insanlar var. Dolayısıyla bu insanların, ayırt edilemediği takdirde diğer insanlara bulaştırma olasılığı yüksek. O yüzden aşılamanın hızlı bir şekilde yürütülüyor olması lazım.” Diye konuştu.
“EKİM AYINDA AŞILAMANIN 12 YAŞA KADAR BİTİRİLMESİ ÖNEMLİ”
Ekim ayına kadar aşılamanın 12 yaşa kadar bitmesi gerektiğini ifade eden Altun, “Özellikle Ekim ayına kadar ülkemizde aşılamanın 12 yaşa kadar bitirilmesi çok önemli. Özellikle aktif yaşam içerisinde yer alan emekçi kesimdeki insanlar, öğretmenler, öğrenciler, hareketliliği fazla olan kesimin mutlaka hızla aşılanmasının tamamlanması gerekiyor.” Şeklinde konuştu.
“DIŞARIYI İLAÇLAMANIN HİÇBİR MANTIĞI YOK”
Açık alanlara yapılan dezenfeksiyon işlemlerin hiçbir anlam ifade etmediğini aktaran Edirne Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Altun, “Açık havada dışarıların ilaçlanmasının hiçbir anlamı yok. Hastalık damlacık enfeksiyonu ile geçiyor. Dolayısıyla bu dezenfektanla çevrenin ilaçlanıyor olması çevresel hasara yol açıyor, ekolojik dengeyi bozuyor. Sonuçta bitkilere ve doğadaki canlılara zarar veriyor. Hiçbir anlamı yoktur. Evet, kapalı alanın ilaçlanması belli ölçülerde kabul edilebilir. Orada da zaten damlacık yoluyla geçen virüsün bir yüzeye teması varsa yapılabilir ama çevresel ilaçlama yapmanın hiçbir mantığı yok. Boşuna insan iş gücü kaybı ve ekonomik kayıp olduğunu düşünüyorum.” Açıklamasında bulundu. (Haber-Fotoğraf: Ali KARAMAN)





