Kadınlarda daha sık görülen ve çoğu zaman fazla kiloyla karıştırıldığı için teşhisi gecikebilen lipödem, ağrı, hassasiyet ve kolay morarma gibi şikâyetlerle yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Okyay, özellikle diyet ve egzersize rağmen bacaklarındaki kalınlıktan kurtulamayan kadınların lipödem ihtimalini göz ardı etmemesi gerektiğini belirterek, “Her kalın bacak obezite değildir” uyarısında bulundu.
Kilo vermek için uzun süre diyet yapan, düzenli egzersiz uygulayan ancak özellikle bacaklarındaki kalınlıkta beklediği değişimi göremeyen kadınların yaşadığı sorun, sanıldığından farklı bir hastalığın belirtisi olabilir. Vücudun üst bölümü incelirken bacakların aynı görünümünü koruması, beraberinde ağrı, dokunmaya karşı hassasiyet ve kolay morarma gibi şikâyetlerin bulunması lipödem şüphesini gündeme getiriyor.
Halk arasında zaman zaman “ağrılı selülit” veya “bacak obezitesi” olarak adlandırılan lipödem, özellikle kadınlarda görülen, bacaklarda ve bazı vakalarda kollarda simetrik ve orantısız yağ dokusu birikimiyle kendini gösteren kronik bir hastalık olarak tanımlanıyor. El ve ayakların çoğunlukla etkilenmemesi, buna karşılık bacaklarda belirgin kalınlık oluşması hastalığın dikkat çeken özellikleri arasında yer alıyor.
Toplumda yeterince bilinmeyen ve çoğu zaman obeziteyle karıştırılan hastalığa ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Okyay, kadınların vücutlarındaki değişimleri yalnızca kilo üzerinden değerlendirmemesi gerektiğini söyledi. Okyay, yıllarca diyet yapmasına rağmen bacaklarında incelme sağlayamayan kadınların kendilerini başarısız görmemesi gerektiğini vurguladı.
İlk kez 1940 yılında tanımlanan lipödemin aradan geçen 86 yıla rağmen toplumda yeterince tanınmadığına dikkat çeken Op. Dr. Ahmet Okyay, hastalığın özellikle kadınlarda bacaklarda, bazı vakalarda ise kollarda vücudun diğer bölgelerine kıyasla orantısız yağ dokusu artışıyla ortaya çıkabildiğini belirtti.
Lipödemin en önemli özelliklerinden birinin kilo kaybına rağmen etkilenen bölgelerde beklenen incelmenin gerçekleşmemesi olduğunu ifade eden Okyay, hastaların çoğu zaman yaşadıkları durumu fazla kiloya bağlayarak farklı diyet programları denediğini söyledi.
Kişinin kilo vermesine rağmen bacaklarındaki görünümün değişmemesinin hem fiziksel hem de psikolojik açıdan zorlayıcı olabildiğini belirten Okyay, ağrı, hassasiyet ve kolay morarma gibi belirtilerin de sıradan kilo problemleriyle ilişkilendirilerek gözden kaçabildiğini dile getirdi.
Bir kadının kilo verdiğinde yüzü, karnı ve bel çevresi incelirken bacaklarında aynı değişimin yaşanmamasının dikkate alınması gerektiğini kaydeden Okyay, bu tabloya dokunma hassasiyeti ve ağrının da eşlik etmesi halinde lipödem açısından değerlendirme yapılmasının önem taşıdığını ifade etti.
Lipödemde vücudun üst ve alt bölümleri arasındaki orantısız görünümün önemli işaretlerden biri olduğunu belirten Op. Dr. Okyay, hastalığa bağlı yağ dokusunun diyet ve egzersizle verilen kilolara diğer bölgelerdeki yağ dokusu gibi yanıt vermeyebildiğini söyledi.
Bu durumun kadınların uzun yıllar sonuç alamadıkları diyet programlarına devam etmelerine ve asıl sorunu fark etmekte gecikmelerine neden olabildiğini aktaran Okyay, özellikle belirli şikâyetlerin birlikte görülmesi halinde uzman değerlendirmesinin önemine işaret etti.
Op. Dr. Ahmet Okyay, lipödem şüphesinde kadınların dikkat etmesi gereken beş temel belirtiyi şöyle sıraladı:
Diyete rağmen incelmeyen bacaklar: Kişi kilo vermesine karşın bacaklarındaki kalınlıkta belirgin bir azalma görülmeyebilir. Vücutla orantısız bacak görünümü: Bacaklar, vücudun üst bölümüne kıyasla belirgin şekilde daha kalın olabilir. Dokunmaya karşı hassasiyet: Bacaklarda ağrı, hassasiyet ve dokunulduğunda rahatsızlık hissi yaşanabilir. Kolay morarma: Küçük darbeler sonrasında bile bacaklarda morluklar oluşabilir. Ayakların nispeten ince kalması: Bacaklarda belirgin kalınlık bulunmasına rağmen ayaklar çoğunlukla bu durumdan etkilenmez.
Bu belirtilerin bir arada görülmesinin lipödem ihtimalini güçlendirebileceğini belirten Okyay, yalnızca belirtilere bakılarak kesin tanı konulamayacağının altını çizdi. Hastalığın değerlendirilmesi için hekim muayenesi ve gerekli incelemelerin yapılması gerektiğini hatırlattı.
Lipödemin yalnızca fiziksel görünümle ilgili bir sorun olarak ele alınmaması gerektiğini belirten Op. Dr. Okyay, hastalığın kadınların psikolojik durumunu da etkileyebildiğine dikkat çekti.
Yıllarca diyet yapan, spor salonlarına giden ve farklı yöntemleri deneyen ancak bacaklarındaki kalınlıkta istediği sonucu alamayan kadınların zamanla kendilerini başarısız hissedebildiğini aktaran Okyay, sorunun her zaman beslenme alışkanlıkları veya yetersiz egzersizle açıklanamayacağını ifade etti.
Lipödemden etkilenen yağ dokusunun kilo kaybına verdiği yanıtın vücudun diğer bölgelerinden farklı olabildiğini belirten Okyay, hastalıkla obezitenin aynı kişide birlikte de bulunabileceğini söyledi.
Okyay, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Yıllarca diyet yapan, spor yapan ama istediği sonucu alamayan kadınlar zamanla kendilerini suçlayabiliyor. Oysa lipödemde etkilenen yağ dokusunun kilo kaybına verdiği yanıt, vücudun diğer bölgelerinden farklı olabiliyor. Üstelik lipödem ve obezite aynı kişide birlikte de bulunabiliyor. Önemli olan hastayı yalnızca tartıdaki rakama göre değerlendirmemek.
Bu nedenle bacaklardaki kalınlığın doğrudan fazla kiloya bağlanmaması, hastanın şikâyetlerinin ve vücut yapısının bir bütün olarak değerlendirilmesi önem taşıyor.”
Lipödem tanısı alan kadınların merak ettiği konuların başında tedavi seçenekleri geliyor. Hastalığın yönetiminde erken tanının ve kişiye özel tedavi yaklaşımının önemine değinen Op. Dr. Okyay, her hastanın cerrahi müdahaleye ihtiyaç duymadığını vurguladı.
Hastalığın belirtilerini hafifletmeye yönelik farklı uygulamaların bulunduğunu belirten Okyay, uygun egzersiz programları, kompresyon tedavisi, beslenme düzenlemeleri ve gerektiğinde ödem yönetimine yönelik uygulamalarla şikâyetlerin azaltılabileceğini kaydetti.
Bazı hastalarda cerrahi seçeneklerin de gündeme gelebileceğini ifade eden Okyay, tedavi yönteminin hastalığın durumuna, kişinin şikâyetlerine ve ihtiyaçlarına göre belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Edirne ve Trakya bölgesindeki kadınlara da seslenen Op. Dr. Ahmet Okyay, özellikle uzun süredir diyet ve egzersiz yapmasına rağmen bacaklarındaki orantısız kalınlıktan kurtulamayan kadınların lipödem konusunda bilgi sahibi olmasının önem taşıdığını belirtti.
Hastalığın toplumda daha fazla tanınması ve farkındalığın artırılması gerektiğini ifade eden Okyay, kadınların ağrı, hassasiyet, kolay morarma ve vücut orantısındaki değişiklikleri göz ardı etmemesi gerektiğini söyledi.
Yıllarca verilen kilolara rağmen değişmeyen bacak görünümünün her zaman irade, beslenme veya egzersiz eksikliğiyle açıklanamayacağını hatırlatan Okyay, şüpheli belirtiler yaşayan kadınların vakit kaybetmeden uzman hekim değerlendirmesine başvurmasının önemine dikkat çekti.(Hasan Yiğit KONAKLILAR)





